Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2016

 

Ne Bayram, Ne Bayram...

Erdoğan, “At izi it izine karışmış vaziyette...” dediğinden beri ve de bu altı sözcüğü kullanan binlerce yazı okudum okuyalı, her gece aynı rüyayı ya da kâbusu görüyorum:

Beyaz laboratuvar önlükleri giymiş koca koca adamlar ellerinde devasa mercekler, büyüteçler, yollara dökülmüş iz sürüyorlar: Nah işte bu it izi... Bu da at izi... Hayır hayır karıştırmayın: Şu at izi, öteki it izi...

At izi diyenlerle, yok o at değil, it izi diyenler bir güzel kavgaya tutuşurlarken, silah çekip savaşırken, ansızın ortalığa yüzlerce çocuk dökülüyor. Tempo tutarak, “Kim karıştırdı at iziyle it izini/ Sen mi yoksa ben mi/ Kim çözecek bu gizi/ Ben mi yoksa sen mi” diye bir oyun kuruyorlar.

Çocuklar kaçılın, burada savaş var, başka yerde oynayın demek istiyorum ama sesim çıkmıyor... (Uyanacağımı ve rüyanın biteceğini sandınız değil mi? Nerdeee!)

Ansızın gök gürültüsüne benzer bir ses hepsini bastırıyor: “Lan kesin şamatayı, savaşa engel oluyorsunuz!” nidası... Çocuklar kaçışıyor, arada düşenler, vurulanlar oluyor. Ben düşen, vurulan çocukları kurtarmaya çalışırken, savaş tüm hızıyla sürüyor...

Şehit haberleri birbiri peşi sıra gelmeye başlıyor. Sadece at izi it izi değil, sınır içi, sınır dışı savaş da birbirine karışıyor.

“Çocuklar kaçın, kaçın buradan!” diye yalvar yakar savaş alanına dalıp çocukları uzaklaştırmaya çalışıyorum...

O baskın ses yine haykırıyor: “Bu çiftlik benim! Atla iti ister birleştiririm ister ayrıştırırım size ne!” Bunu duyan çocuklar elimden kurtulup “Sana ne, sana ne, sana ne!” oyununu kurmakla kalmıyor, önlerine her çıkanı “Allah, Allah, Allah” haykırışlarıyla linç etmeye başlıyorlar.

Haaayıııııııııııııııııııııır!

İşte burada uyanıyorum her gece. Tanrım, nasıl başardık, bunca kindar ve dindar bir nesil yaratmayı nasıl başardık diye kan ter içinde uyanıyorum...

Uyanıyorum ve ülkemin gerçeklerini görüyorum. Örneğin Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın sırtını sıvazlayan, “Aslanım benim, aferin” diyen emniyet müdürlerini görüyorum. Bu devletten utanıyorum dediğim/yazdığım için yediğim küfürleri, tehditleri düşünüyorum. Midem bulanıyor. Kusuyorum.

Sevgili Okurlar, Yarın bayram.Böyle münasebetsiz kâbuslarla, kusmuklarla keyfinizi kaçırmak hiç istemezdim. Ama paylaşmadan edemedim. Hepinize iyilikler diliyorum. Şiddetsiz, katliamsız, öldürmesiz, iftirasız, intikamsız şefkatli bayram günleri diliyorum.

Şu sırada at izi it izi birbirine karıştığından, hapiste olmaması gerekirken hapiste olanlara, ailesinden sevdiklerinden uzak düşenlere, niçin hapiste olduğunu bilmeyenlere, yazılarımda adlarını geçiremediklerime sabır ve cesaret diliyorum.

Barış istedikleri için cezalandırılanlara güç, sabır, cesaret diliyorum. Hak hukuk ve adaletin uğramadığı bir ülkede yaşayan herkese iyi bayramlar diliyorum.

NOT- Geçen pazar yazımdaki Bayrampaşa Cezaevi elbet Bakırköy Cezaevi olacaktı. Dil sürçmesi. Okurlardan özür dilerim. Tarık Akan yazıma gelen sayısız dileği Tarık Akan’a ilettim. Hepinizi kucaklıyor ve direnmeye devam ediyor.

11 Eylül 2016


Geri