Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2016

Nasıl Diktatör Olunur?

    Sakın yukarıdaki başlığa bakıp aklınıza  kötü şeyler gelmesin... Hem zaten olay Türkiye'de geçmiyor.  Her ne kadar kahramanımızın adı İstanbul'u çağrıştırsa da paralellikler kurmaya kalkışmayın...Kahramanımızın adı ne mi?  Petrof Kostantinoviç...
            Nazım Hikmet'in "İvan İvanoviç var mıydı yok muydu" oyunundan söz ediyorum. Yazarın Sovyet temalı tek oyunu, geçmişin kalıntılarını eleştirir; bürokrasi sultası , yolsuzluk, güç tutkusu, hırs,  yaltaklık, buyurganlık,  gibi özelliklerden kurtulmak gerektiğini savunur, yönetici diktatörlüğüne karşı çıkar. Kısacası Stalin döneminin bir eleştirisi...

NAZIM HİKMETTEN GÜNÜMÜZE

            Oyunun Moskova'daki ilk temsil gecesini canlı tanık  Antonina Sverçevskaya'dan  (Nazım'ın dostu ve bilim kadını) dinlemiştim: 

             11 Mayıs 1957. Satir Tiyatrosu'nda öyle bir izdiham vardır ki, düzeni ancak atlı milisler sağlayabilir...
            Seyirciler arasında bulunan Antonina anlatıyor: "Oyun sık sık alkışlarla kesiliyordu. Bir ara yazarın sesi duyulur. O anda tüm izleyiciler sanki tek yürek gibi yerlerinden fırladılar ve korkunç bir alkış tufanı başladı. Sanki o dakika tiyatronun duvarları yıkılacak, tavan çökecek gibiydi..."

            Oyundaki o an şöyleydi: İvan İvanoviç: "Ey Nazım Hikmet! Yani sizin Sovyet konulu ilk piyesiniz yergi dolu mu olmalıydı?... Bizi rahat bırakın. Sovyet İnsanının misafirperverliğini kötüye kullanmak hiç de güzel değil..."

            Yazarın sesi yanıt verir: " Boşuna uğraşıyorsunuz İvan İvanoviç... Ben Sovyetler Birliği'nde sadece misafir kimliğine sahipsem bile, bu evde bir yılanın dolaştığını görüyorum. Benim görevim onu yok etmektir...Piyesimi tamamlayacağım ve final sizin istediğiniz gibi olmayacak..."

            Alkış tufanına karşın oyun bir kaç temsilden sonra yasaklanacaktı.
            O günden bu güne çok şey değişti. Sovyetler yok artık.  Zaten bu oyun nerede oynanırsa, oraya uyarlanmasını   Nazım Hikmet kendi istemişti.

 OYUN BAHANE,  DERTLEŞİYORUZ  İŞTE

            Tiyatro Adam  , onuncu yıllarında bu oyunu seçerken  harika bir dramaturgi çalışması yapmış. Didaktik   monolog ve diyaloglar, tüm fazlalıklar  çıkarılmış.  Olay günümüze ve  yöremize öyle bir oturtulmuş ki,  her birimizin içimizdeki ve çevremizdeki diktatörleri görmemek için  körleşmemiz gerekecek... Ama belki de çoktan körleştik, o da başka mesele. 

            Oyunun yönetmeni Emrah Eren'in  hayran kaldığım deyişiyle: "Oyun bahane, dertleşiyoruz işte..."
            Petrov Konstantinoviç, dürüst, sorumlu, yardımsever, vicdanlı, adam gibi bir adam, bir kamu yöneticisiyken adım adım  kendine sunulan seçeneklerle nasıl  bir dönüşüme uğradığını izliyoruz.
            Nedir bu seçenekler: Alkışa, yalakalığa, yandaşlığa,  dalkavukluğa doyamama... Kendine, kendi sesine hayranlık...  Her konuda konuşma... Daha büyük, daha yüksek koltuklara göz dikme, daha çok daha çok otorite... Daha çok buyurganlık, hırs , daha çok baskı...  

            Yaşamımızda "Öküze benzemek için şişen kurbağalar, aslan postu giyen eşekler" oldukça,  içimizdeki ve çevremizdeki  İvan İvanoviç'ler bize nasıl diktatör olunacağını gösterecektir...
            Emrah Eren'in yönetimi;  Fatih Koyunoğlu (Petrov) ve her rolde Aşkın Şenol, Baransel Gürsoy, Berk Yaygın, Deniz Özmen, Gökhan Azlağ, Pınar Tuncegil'in  hem tek tek hem  birbirini tamamlayan ekip oyunculuğu,  müthiş  bir dinamizm sağlıyor. Eleştiriyi şekere bulayıp sunmada sahne üzerinde çeşitli buluşlar var... Sahnedeki göstermeci ve dinamik  biçemi olası kılan, Barış Dincel'in metal egemenliğindeki işlevsel dekoru ;  Yüksel Aymaz'ın ışık tasarımı...

            "İnsan neden güç ve mevki sahibi olduğunda erdemlerini unutur?" sorusunun peşinden giderek, gülümseyerek izliyoruz oyunu.   Bu karanlık günlerde ilaç etkisi yapıyor gülümsemek... Emeği geçen herkesi kutluyorum.

 8 Aralık 2016

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri