Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2016

Onursuzluğun  rehaveti

            “Hava kurşun gibi ağır... Bağır bağır bağırıyorum koşun kurşun eritmeye çağırıyorum...”
                                                           X
            "Yazık bir elektrik kontağı yüzünden can verdi  o kız çocukları" dedi bindiğim taksinin sürücüsü...
            Elektrik kontağı değil,  tarikat cehaleti yüzünden can verdiler dedim...
            "Kader, mukadderat…” dedi bir başkası…
            Yalan!  Mukadderat , kader değil. O çocukları tanrı değil biz öldürdük , biz öldürüyoruz dedim! Seçimlerimizle öldürüyoruz.
                                                           X
            O kız çocukları  ağıtlar arasında toprak ananın kucağına bırakılırken,  cenaze namazını kıldıran Adana Müftüsü, yangını "kadere" bağlayan bir konuşma yaparak, öğrencilerin ilim, irfan ve Kuran yolunda öldüklerini anlatıyordu... (Alican Uludağ'ın önceki günkü haberi.)
            İlim,  irfan  , hele hele Kuran yolunda hiç değil; kendi kafalarındaki ahlaksızlığı  her kız çocuğun yakıştıran zihniyet yolunda,   dinmeyen iştahla çalıp çırpma yolunda   cehalet yolunda can verdiler... 
                                                           X
            Milli Eğitim Bakanına göre   o lanet olası yapıya biraz daha özel gösterilse  o kız çocukları ve eğitmen yanarak can vermeyeceklerdi...
            Doğru değil.   Kızları yakan  zihniyetin özenle falan ilgisi yok... 
            Yapıya değil,  insana  değer vermekler ilgisi var. Kız  ya da erkek çocukların yaşam hakkına saygıyla ilgisi var.
            Türkiye'de 17 bin tarikat yurdunun açılışına izin veren  Egitim Bakanalığı'nın sorumluluğuyla ilgisi var...
            Bugüne dek  çürük yapılarda, olmayan yollarda, yıkılan  Kuran Kursu'nun enkazı altında kalan çocukları öldürenlerden hesap sorulmamasıyla ilgisi var... 
            "Tarikattır, ne yapsa hakkıdır"  ... Hesap sorulamaz, ceza verilemez, sonra oylarımız eksilir  anlayışıyla  ilgisi var...
            Bin kez yaşadığımız bu  cehalet ve şiddet  facialarının ardından hep ayni sözler tekrarlandı.   Artık yinelemeyeceğim.
                                                                       X
            O kız çocukları birbirine sarılıp tutuştular. Külleri  bir çoğumuzun yüreğine savruldu...
            Başbakan, "Bir daha bunları yaşamayalım, ama insanın olduğu yerde hata da eksik olmaz"  gibi bir şeyler söyledi.
            Evet bu doğru,  ama eksik:
            İnsanın en temel hakkı olan yaşama hakkını yok sayılan toplumlarda, ülkelerde hata da eksik olmaz.
            Dindar ve kindar nesil yetiştireceğim diye  ilim ve bilim yolundan, insan  hakları yolundan, düşünce ve ifade özgürlüğü hakkından  ayrılan toplumlarda elbet yanlışlar, felaketler, yıkımlar da eksik olmaz.
            İlim, bilim , akıl, mantık ama en önemlisi vicdan  bunun için gereklidir.
            Hukuk sistemi bunun için vardır.  Kuvvetler ayrılığı bunun için kaçınılmazdır. 
            Kaçınılmazdan kaçmaya çalışmak...   Çocukların yaşam hakkını yok saymak... Sorumluluğunu yerine getirememek en azından  istifayı gerektirir.
            Bunu yerine getirmemenin adı  onursuzluktur.
            Şu anda yaşadığımız, onursuzluğun şiddetidir. Onursuzluğun kıyımıdır. Onursuzluğun rehavetidir...
                                                           X
            “Hava kurşun gibi ağır... Bağır bağır bağırıyorum koşun kurşun eritmeye çağırıyorum...”
            Çocuklarımızı yakmadan , aydınlığa çıkmamız gerek.

            4 Aralık 2016

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri