Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2009

“Merhaba Reis”- “Saluto Hombre”

Pablo Neruda ve  Bedri Rahmi Eyüboğlu  karşılaştılar. Önce Bedri Rahmi, koca ellerini, kollarını ardına dek kocaman açıp "Saluto Hombre” diye seslendi. Derken Neruda yaklaştı ve "Merhaba Reis” diye yanıt verdi.

Bir deniz kıyısında mıydı, yoksa bir bozkırda mı, bilmiyorum. Kafa kafaya, yürek yüreğe verip sohbete daldılar. Müthiş bir rüzgar vardı, her dediklerini duyamadım. İşte bölük pörçük duyabildiklerim:

"İçerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum.Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter” diyordu Bedri Rahmi. Galiba Neruda’nın şiirlerini neden bunca sevdiğini anlatıyordu. Sonra ekledi: Malum: "Ben arıya arı demem/ Arının balı olmalı. / Ben güzele güzel demem/ Güzel faydalı olmalı./ Güzel dediğin işe yaramalı

Onaylıyordu Neruda : "Bir de bana şiirlerin/ Neden söz açmaz diye soruyorsunuz / Düşlerden yapraklardan/ Doğduğun ülkenin koca yanardağlarından?/ Gelin görün sokaklar kan /gelin görün/ Sokaklar kan/ gelin görün kanı/ Sokaklar boyunca akan

Biliyorum dedi Bedri Rahmi, "...türkülerde ara Yemen’i /Öleni kalanı, gidip gelmeyeni / Ben türkülerden aldım haberi.”  Söz türkülerden açılınca  durur mu hiç sürdürdü elbet: "Ah bu türküler köy türküleri / Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak / hilesiz hurdasız çırılçıplak.” Sonra, Neruda’dan da  bir türkü söylemesini istedi.

Neruda  sözü ikiletmedi, "Buğday’ın Türküsü”nü söyledi.:
"Halkım ben, parmakla sayılmayan/ Sesimde pırıl pırıl bir güç var /Karanlıkta boy atmaya/ Sessizliği aşmaya...”

Sonra kilimden, çiçekten, renklerden, aldan mordan, aşktan, söz ettiler. Bir ara Neruda’nın "Karadutum çatalkaram, çingenem /Nar tanem, nur tanem, bir tanem”diye mırıldandığını duydum. Onun doğduğu topraklarda da sevilen kadınlar karaduta benzerdi. Onu dinlerken Bedri Rahmi de "Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim " diye mırıldanıyordu.

İkisi de yorgun gibiydiler. Bedri Rahmi’ nin yorgunluğu sevmektendi: "Sevmek bu dünyayı çerden  çöpten / Sevmek bir zerresini ziyan etmeden / Sevmek durup dinlenmeden sevmek.”

Neruda’nın yorgunluğu ise  "Öyle çok ki al güneşle yanmış hendekler, / ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler/ ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller, / ve öyle çok ki unutmak istediklerim.”

Birbirlerine çok yakındılar. Bedri Rahmi’nin şöyle mırıldandığını zar zor duyabildim: "Bir yanım tuz/ bir yanım şeker/ tuzdan yanayım./ Bir yanım deniz/ bir yanım toprak / denizden yanayım./ Bir yanım  ben / bir yanım sen/ senden yanayım

Uyduruyorum. Bedri Rahmi ‘yle Neruda hiç karşılaşmadılar... Ne bir deniz kıyısında ne de bozkırda. Ne Şili’de ne de Anadolu’da... Ölüm yıldönümlerini bahane edip, onları ben karşılaştırdım. (Neruda’yı 23 Eylül 1973’de; Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu 21 Eylül 1975’de yitirmiştik.) Yüreklerinin nasılsa karşılaşmış olduğunu bilerek, seslerini bir araya getirip, sizlerle paylaşmak istedim.

Sevgili Okurlar, bu yukarıda okuduğunuz yazıyı çooooook eskiden yazmıştım. ("Milliyet” -24 Eylül 1982)...  Birkaç gün önce bir okurumdan (H.K) yıllar önce okuduğu ve hafızasında sakladığı bu yazımı yeniden okumak istediğine dair çok güzel ve çok içten bir mektup aldım.  Eylül ayının şu son Pazar’ını  fırsat bilip okurumun isteğini yerine getiriyorum.  Ayrıca Neruda ile  Bedri Rahmi "karşılaşmasını” bana anımsattığı için ona  teşekkür ediyorum...

Bir kocaman teşekkür de  geçen Pazar yazımda sözünü ettiğim Bodrum’daki  Bab-ı Ali Kitapevi’ne  destek verenlere! (Sevgili Osman Şengezer, kitapların Kitapevinin raflarında yerini aldı. O güzelim mektubun da çerçevelenip duvara asıldı. Haberin olsun!) Bodrum’un hem içinden hem dışından   verdikleri destek, sağladıkları dayanışmayla, müthiş bir sinerji ve coşku yarattılar. İleriye ilişkin azmi ve umudu çoğalttılar. Hem kitapevi hem kendi adıma sonsuz teşekkürler.

Cumhuriyet- 27 Eylül 2009

     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri