Rusya'da Türkiye Kültür Yılı : "Nazım" Moskova'da
Rusya'daki "Türkiye Kültür Yılı"nın açılışı "Fazıl Say'ın "Nazım Oratoryosu" ile yapıldı... 1700 kişilik salonda duygusal anları ve coşkusu doruklarda bir gece yaşandı. Gecenin sonunda gözyaşlarını gizlemeye çalışan sayısız insan birbirine "Nazım işte asıl bu gece Moskova'daydı" diyordu... Açılışı yanımdaki koltuktan izleyen Rus sanatçı Margarita Maleyeva'nın şu değerlendirmesi ise sonradan duyacağım birçok görüşü özetliyordu:
"Bizler bugüne dek hep Nazım Hikmet'in büyüklüğünü bilir severdik. Bu akşam Nazım'ın ülkesinin sanatçılarını, bestecisini, orkestrasını, korosunu, tiyatro ve müzik sanatçılarını tanıdık ve ülkenizin yaratıcılığının sonsuzluğunu, muhteşemliğini gördük, dinledik, tanıdık... Bu geceden sonra ülkenizi ve kültürünü daha çok sevdik. "
Yine konserden sonra konuştuğum bir çok yabancı diplomat, ne yapıp edip bu eseri kendi ülkelerinde de dinlemek istediklerini dile getireceklerdi.
Heyecanımı yenmek için sondan başladım. Şimdi başa dönmeliyim:
Oratorya ilk kez yurt dışında
Başta heyecan doruktaydı. Provalar sırasında FazılSay'dan solistlere herkes çok heyecanlı ve gerilimliydi. Çünkü "Nazım oratoryosu" ilk kez yurt dışında, Türkçe bilmeyen bir dinleyici kitlesine sunulacaktı.
Moskova'nın göbeğinde, görkemli bir yapı "Müzik Evi"... 1700 kişilik salon. Dışarıdan yapı görkemliydi,içerisi bir mücevher... Çevredeki bir çok yapı gibi burası da Enka'nın eseri... Konserin başlamasından bir saat önce insanlar akın akın gelmeye başladı.( Müsteşar Lale Ülker'in deyişiyle " Son günlerde Moskova'da en değerli şey, bu geceye bir davetiyeydi.")
Sonunda o an geldi. Bu kez eseri Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile Ankara Devlet Çoksesli Korosu yorumluyor... İşte sahnede yerlerini aldılar. Şef İbrahim Yazıcı, solistler Genco Erkal, ZuhalOlcay, Güvenç Dağüstün, çocuk solistler Kansu Sezer ve Dersu... Piyanosunun başında Fazıl Say...
İbrahim Yazıcı'nın bagetiyle, Anadoludan gelen rüzgar sesiyle başladı eser, 70 dakika sonra yine rüzgar sesiyle sona erdiğinde,dinleyiciler ayağa fırlamış ayakta alkışlıyordu Nazım'ı, Fazıl Say'ı, Orkestrayı, koroyu, solist sanatçıları ve Türkiye'den gelen bu yaratıcı gücü.
Hayır Türkçe bilmemek,ezici çoğunluğu yabancılardan oluşan dinleyiciler için sorun değildi. (Ayrıca tüm şiirlerin Rusca çevirisi sahnedeki iki perdeden yansıyordu...) Müziğin ve yorumun gücü, ses ve söz bütünlüğü gönülleri ve ruhları fetetmeye yetmişti.
Ruslara teşekkür
Türkye Rusya arasında ikili ilişkileri geliştirmek amacıyla geçen yılş Türkiye'de "Rus Kültür Yılı" kutlanmıştı. Bu yıl ise Rusya'da "Türk ültür Yılı" Moskova, St. Petersbourg ve Kazan'da müzik, sinema ve edebiyat alanında çeşitli etkinliklerle kurtlanacak...
Nazım Oratoryosu'yla start alan Türk Kültür Yılı'nda açılışı iki ülkenin Kültür Bakanları Alexandre Sokolov ve Ertuğrul Günay yaptılar.
Açış konuşmalarının arasoında dikkatimi çeken ve altını binlerce kez çizdiğim, Ertuğrul Günay'ın şu cümlesi oldu:
"Türkiye'deki talihsiz yıllardan sonra büyük şairimiz Nazım Hikmet on yıl kadar Rusya'da yaşadı, Sizler ona çok iyi baktınız onun için
Ruslara çok teşekkür ediyorum!"
BU ironik cümle (Bakan, ironinin farkında mıydı bilemiyorum...) ve açılış gecesinin ayrıntılarına yarın gireceğim...
Cumhuriyet- 10 Nisan 2008