Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2008

İstanbul Bienali’nin kavramsal çerçevesi,  Brech’ten esinlendi.  Darısı herkesin başına...

Önce Ekmek... Sonra Ahlak...

Başbakana göre kriz falan yoksa da, kültürün her alanını derinden etkileyen bir kriz yaşıyoruz.

Ekonomik kriz bana soracak olursanız önce vicdanları vurdu!

Biz artık vicdansız bir toplumuz! İnanmıyorsanız, gazetelere bakın, televizyonlara bakın!

Ama bunu böyle söylemek doğru değil. Baştan başlıyorum:

İnsan Neyle Yaşar?

“İnsan Neyle Yaşar?” Bertolt Brecht’in  “Üç Kuruşluk Opera” oyunundaki ünlü şarkısı . Müziği Kurt Weil’a ait.  80 Yıl öncesinin amansız bir kapitalizm eleştirisi... “Mülkiyet”- “Semaye”- “Karapara”- “Emek” – “Suç”- “Ahlak” –“Hırsızlık” üzerine  müthiş eğlenceli bir ders. Birkaç gündür  basında yayında 2009 İstanbul  Bienali kuratörlerinin ( WHW’nin)  Bienalin   kavramsal çerçevesini oluştururken ,  Brech’ten esinlendiklerini okuyoruz ,izliyoruz. Evet,  İstanbul Bienali’nin kavramsal çerçevesi,  Brech’ten esinlendi.  Darısı herkesin başına...

Tam yerinde bir  seçim : Ancak şunu vurgulamalıyım: Bienal için sözkonusu olan  Brecht oyunlarını yeniden keşfetmek değil. Sözkonusu olan Brecht’in yöntemlerini, önerilerini, stratejilerini,  yaklaşımlarını, en önemlisi eleştirel düşünceyi yeniden anımsamak.

Ama önce şu “İnsan Neyle Yaşar” şiirinin sözlerini dikkatle okumak gerek. Türkçesi Tuncay Çavdar’dan. Ben şiiri okurken ister istemez Genco Erkal ve Zeliha Berksoy’un seslerini ve tonlamalarını duyuyorum yüreğimde. Çünkü “Brecht Kabare”- “Yosma” ve “Ben Bertholt Brecht” oyunlarında da yer almıştı bu şarkı. İşte “İnsan Neyle Yaşar”  şarkısının sözleri:

Sayın Baylar , bize hep ders verirsiniz:
“Aman, günah, ayıp, kötü, yanlış.”
Aç karnına kuru öğüt çekilmez
Önce doyur beni, ondan sonra konuş.
Sende göbek, bizde ahlak nedense.
Şimdi bizi iyice dine bak:
İster şöyle düşün, ister böyle
Önce ekmek gelir, arkadan ahlak.
Artık vermek gerek , unutmayın sakın
Tüm nimetlerden, payını yoksulların.

İnsan neyle yaşar: Ezip hiç durmadan
Soyup, dövüp, yiyip yutarak insanları.
Yaşayabilmek için hemen unutmalı
İnsanlığını unutmalı insan
Katı gerçek burdur, kaçınılmaz.
Kötülük yapmadan yaşanamaz

Efendiler bize ahlaksız dersiniz
Kötü kadın, utanmaz, fahişe
Aç karnına suçlanmak hiç çekilmez
Önce doyur beni ondan sonra söyle
Sende şehvet, bizde edep nedense
Şimdi bizi iyice dinle bak:
İster şöyle düşün, ister böyle
Önce ekmek gelir, ardından ahlak.
Artık vermek gerek, unutmayın sakın,
Tüm nimetlerden, payını yoksulların!

Çarşafla- kömür torbaları arasında

Evet, tam zamanıdır Brecht yöntemlerini, önermelerini, yeniden gözden geçirmenin.

Elbet Brecht  “yoksulların payını vermek gerek” derken, yerel seçimlerde oya çevrilecek  Ankara’da TIR’larla dağıtılan kömürden söz etmiyordu.

Önce ekmek ama sonra ahlak değil, sonra vicdan diye haykırmak geliyor içimden! İnsanlığını unutmadan yaşayabilmek için vicdan!

Ayrıca  oya tahvil edilmek istenen sadaka ne denli kahrediciyse,  CHP’nin kara çarşaflıları “kullanması” da o derece ahlak dışı bence!  Yanlış anlaşılmasın isteyen girer CHP’ye, ahlak dışı olan bu değil. Ahlak dışı olan  Baykal’ın o kadınları kullanması, kullanmak istemesi... Dini alet ettiği gösteri düzenlemesi...

Zenginlikle yoksulluğun, besin kaynaklarıyla açlığın dağılımı, siyasi manipülasyonlar, cinsiyete dayalı baskı, toplumsal normlar, nabza göre ahlak, dine dayalı ikiyüzlülük, kişisel sorumluluk ve baskıya boyun eğme… Bunlar yukarıdaki dizelerde var. Ama güncel yaşamımızın her anında da var...

Savunma Bakanının sözlerinin yüreğimde açtığı yarayla, işkencede ölenlerin, yargısız infazların yasıyla  yaşamak...

Haksız yere aylarca gözaltında tutulanların, adil olmayan kuşa döndürülen adaletin oyalamalarıyla , Anayasanın değişmeyeceğine inandığımız maddelerini değiştirme çabalarıyla  geleceği beklemek...

Milleti  pompalı tüfekle kendini korumaya çağıran bir başbakanı hayretler içinde izlemek...  

Kadına , çocuğa karşı yükselen artan şiddeti doğalmış gibi, yokmuş gibi yapanlarla bir arada yaşamak...

Ahlaktan vazgeçtim, vicdan nerede?

Yaşamı Zenginleşiren Buluşmalar:
Sevgili okurlar, zaman zaman size Amargi  Feminist Kitabevi’nin heyecan verici buluşmalarından söz ediyorum. “Deneyimlerimiz Hangi Kapıları Açıyor?” ana başlığı altında düzenlenen etkinliklerin sonuncusu yarın  22 Kasım Cumartesi günü.

“Dilden Dile”  başlığını taşıyan buluşma Lis Yayınevi’nin “Mor Mühürler” başlığı altında yayımladığı , Leyla Erbil, Oya Baydar, Müge İplikçi, Sema Kaygusuz, Jaklin Çelik’in seçme öykülerini içeren Kürtçe – Türkçe kitap dizisinden esinleniyor. 

Sema Kaygusuz ve Jaklin Çelik’in konuşmasıyla başlayacak olan söyleşi, çok dillilik, farklı seslerin ve sözlerin yazarın iç dünyasındaki yansımaları, geleneğin sesi ve sesin büyüsü üzerine sürecek. Saat 15:00’de.  Benden bildirmesi...

Safranbolu’da Leyla Gencer

Geçen hafta Safranbolu’daki Leyla Gencer etkinliklerine ilişkin yazılardan ve televizyon yayınlarından sonra bir çok okurdan  ah keşke önceden  haberimiz olsaydı biz de giderdik gibilerden çok  tepki geldi.  Ne diyeyim, Cumhuriyet Okurlarının bu tür olaylardan haberi önceden oluyor, ama okumayanlara bunu okuduğunuz gazetelere bildirin diyorum...

Üzülmeyin, bu bir ilkti. Devamı gelecek.   Karabük Valisi, Safranbolu Kaymakamı, Ankara İtalyan Kültür Ataşeliğine teşekkürlerimi iletirken,  okurlara şimdiden 10 mayıs 2009’u  defterinize not edin diyorum.  Bu kurumlar, bu azmi, bu çalışmayı sürdürdükçe, çıtayı yükselterek, yaygınlaşarak daha neler gerçekleştirecekler... Benden söylemesi.

Adana’ya bekleriz

Yarın 22 Kasım saat 15:00’de  Adana’da Altın Koza 13 Kare Sanat Festivali’nde Adana Kültür Merkezi’nde  okurlarla buluşacağım , yolu düşenleri beklerim...

Cumhuriyet- 21 Kasım 2008

     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri