Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2008

Brel, Otuz yıl sonra...

Ölümlerden uzaklaşmak istedim. Bir de ruhumu oyalamak… Kaçamak yaptım. Çok sevdiğim , tekrar tekrar sığındığım bir  sese sarıldım.   30 Yıl sonra bile  bana iyi geldi o ses. Her şeyi unutturacak sanırken, her şeyi anımsattı. Tuttum, ardından yazdığım yazıyı  buraya aldım.

İşte “kaçak” yazı…

Otuz  yıl önce, 9 Ekimde, Jacques Brel öldü.

Brel, şarkıcıydı. Bence, daha çok ozandı. Besteci ve yorumcuydu. Sözlerini kendi yazdığı, kendi beste­lediği şarkıları, sahnede olağanüstü bir biçimde yo­rumlarken, yüreğinden kopan her sözcüğün, her no­tanın bedelini fazlasıyla ödediğini anlardınız. Her göz­yaşının, her kahkahanın, alnında biriken her ter dam­lasının bedelini ödediğini bilirdiniz...

Brüksel'de doğmuştu. O engebesiz dümdüz ülke­yi, doğasını, insanlarını, Flamanları, limanları, buğ­day tarlalarını çok sevdi. Bir kuşun kendisini asabileceği, o alçak gri gökyüzünü de... Sevdiklerini eleş­tirmekten geri kalmadı: Flamanları ya da Fransızları...

Sevmediklerine karşı eleştirisi acımasızdı: «Savaş bezirganları”na ; yaşlandıkça daha çirkinleşen burjuvalara; «asla» ve «sonsuza dek» sözcüklerini ağızlarından düşürmeyen yalancı âşıklara ; «kahra­man» olabilmek için savaşı özleyenlere ve gözleyenlere, «uygarlık adına gaz odalarını, idam sehpalarını, elektrikli san­dalyeleri, atom bombasını keşfeden arsız maymunla­ra» hep öfkesini kustu.

«Kolayı seçenlere»,  yani «bağışlamak için gözlerini kapayan din adamlarına» …Yani «savaş bittikten sonra, 'bu sonuncuydu' deyip geçmiş ve gelecekteki ölüm­leri görmezlikten gelip ahkâm kesen askerlere”…  Yani ellerindeki nimeti bilmeyip, «aşklarını habire hırpala-yanlara»…Sanki gibiyapanlara «kendinize gelin» diye haykırıyordu.

Yeryüzünü tümden değiştirmek isteyenlere ve yeryüzünde hiç ama hiçbir şeyin değişmemesini is­teyenlere, «hiçbir düş, savaşı, bombaları, cinayetleri haklı kılmaz» diyor; önümüzde uzanan pisliğin ötesi­ne bakmayı, kulaklarımızı tırmalayan öfkeli sesleri­nin ötesine kulak vermemizi öneriyordu...

«Serüvene koşmak için trenler bekliyorsan, güne­şi yakalayıp gözlerine yerleştirmek için, beyaz yelken­lilerin seni gelip almasını bekliyorsan... Yarına inan­mak için günbatımını görmen gerekiyorsa, umudu yaşatmak için yarınları bilmen gerekiyorsa... Derin görünmek için can sıkıntısına, iyi kalpli görünmek için zayıflığa ve güçlü görünmek için öfkeye ihtiya­cın varsa... Demek ki hiçbir şey anlamadın!» diyordu.

Kimi zaman öfkesini yatıştırıp af diliyordu Brel,.

Sevmeyi beceremediğimiz erkek ya da kadınlar için… Bozuk para gibi harcadığımız   sözcükler için…  Yerine getirmediğimiz vaatler için…  Attığımız nutuklar,  verdiğimiz vaazlar    için   ve    «yeryüzünde yüzbaşılardan oluşan ülkeler» için, tüm insanlardan özür diliyordu.

Neyse ki aşk vardı

Neyse ki, tüm kötülüklere, çirkinliklere, yozlukla­ra, öfke ve kinlere karşı aşk vardı.

«Birbirimize suna­bileceğimiz, paylaşabileceğimiz, yalnız aşksa... Sabah­ları giydirmek, yürekleri zenginleştirmek, her yol ayı­rımında yolumuzu bulabilmek için yalnız aşk varsa... Silahlara karşı durmak için tek sığınağımız, tek gü­vencemiz, yalnış aşksa» korkmamalıyız. «Çünkü hiç­bir şeyimiz olmasa bile, sevmenin gücüyle, dünya avuçlarımızdadır, dostlarım.»

Sevmenin gücü sonsuzdur Jaques Brel'de.

O, sevdiğine «yağmur yağmayan ülkelerden topladığı, inci dam­laları sunacaktır«; «ölümden sonra bile toprağı kazıp sevgilisinin vücudunu ışıkla ve altında kaplayacaktır» yeter ki onu terketmesin... Sevdiğine, yepyeni sözcük­ler icat edecek, ve sevdiği o yepyeni dili  anlayacaktır... Ona rastlamadığı için üzüntüsünden ölen kralın öyküsünü ya da artık öldüğü sanılan bir volkanın yeniden nasıl ateş püskürdüğünü anlatacaktır... Ama isterse, hiç konuşmaya­cak, artık hiç ağlamayacak, yalnızca, gizlenip, onu seyredecektir. Yeter ki, sevdiği onu terketmesin... Sev­gilisinin gölgesi, elinin gölgesi, hatta köpeğinin göl­gesi olmaya razıdır, yeter ki  sevdiği onu terketmesin...

Brel,ardında sayısız ölümsüz şarkı, sayısız hay­ran bırakıp,  kansere yenildi. Dinleyicileri­ni sonsuz mutlu etti, ama birlikte yaşadığı kadınları mutlu kıldı mı bilemiyorum. Belki de bu kadınlar, boylarından bü­yük bir işe kalkışmışlardı: Ona hayran olmak yerine, âşık olmuşlardı...

Ölümünden otuz yıl sonra  Brel’e ve tüm sevenlere sevgiler…

Cumhuriyet- 12 Ekim 2008
     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri