Metin And: Çağdaş bir Şaman…
Büyücü, sihirbaz, çağdaş bir şaman…
Bir ayağı Anadolu’da, öteki ayağı Çin , Japonya, Endonezya’da…
Kollarını kocaman açtı mı, aynı anda hem Dionisos’u , hem Kathakali’yi kucaklayabilir…
Karagöz ve Hacivat’ın dostu olduğu gibi, Arlequino ve Scaramouch’un sırdaşı, Meddah’ın ve Kavuklu’nun yoldaşı olabilir…
Coğrafyada sınır tanımaz. Hele tarihte hiç tanımaz…
Anadolu’nun tozlu yollarında, Hitit ve Sümer’e uzanırken; Osmanlı saraylarının tozunu , Avrupa sahnelerinde alır. Kerbela’da İmam Hüseyin’i anarken, Antik Yunan korosuyla buluşur.
Roma’dan Bizans’a uzattığı telde cambazlara taklalar attırır; Türkiye’de İtalyan sahnelerinin , İtalyan sahnelerinde Türkiye’nin sesini duyurur; Batı politikasında Doğu’nun gücünü yakalar, Doğu’da Batı’nın etkisini kovalar…
Haberi, köy çocuklarından alır. Çocuk oyunlarının gizini, yetişkinlerin yaratıcılığına katar.
Avuç içi büyüklüğünde bir minyatürde tüm İslam mitolojisini özetleyebilir; kocaman yüreğine bir değil, yüzlerce, binlerce dünya sığdırabilir… Ve bütün o dünyaları bizlerle paylaşır…
Metin And: O bir büyücü, sihirbaz, çağdaş bir şaman…
Hayır hayır, O bir bilim adamı. Tarihçi, halkbilimci, araştırmacı, eleştirmen, yazar, dramaturg, hoca, kütüphane kurdu, arşivci, belgeci…
Tiyatro, dans, bale, müzik, opera, resim, minyatür sanatı, folklor uzmanı...
Bütün bu alanları birbirinden ayrı ayrı değil, birbirinden soyutlayarak hiç değil, tümünü bir bütünlük içinde, birbirleriyle ilişkilendirerek ele alır…
Herkesten önce kültürler arası köprüler kuran oydu. Her kavşaktaki buluşmalara dikkatimizin çeken de o…
Bugün dillerden düşmeyen kavramları, O, yıllar boyu sonsuz birikiminin doğal sonucu olarak gürül gürül önümüze serdi.
Tıpkı Doğu ve Batı, Geleneksel ve Çağdaş arasındaki ilişkiler gibi, kültürler arası ilişkiler ağının ilmiklerini bizim için tek tek çözen, bu ilişkileri bir arada örerek bizleri giydiren de o…
Üstelik cömert mi cömert.
Birikimini, bilgisini, araştırmalarını, belgelerini, aklını ve yüreğini, yararlanmak isteyenlere açmaya, öğrenmek isteyenlerle paylaşmaya her an hazır…
Üşümemize hiç izin vermez.
Teşekkürler Metin And. İyi ki varsınız!
Sevgili Metin And,
Nedir şimdi bu yaptığınız?
Sanki kötü bir şaka! Sanki biraz sonra, afacan çocuk gözleriniz gülerek ve müthiş eğlenerek ortaya çıkıvereceksiniz! Hokus pokus sanki ölüverdiniz! Hokus pokus, işte ölmemişsiniz, yine aramızdasınız !
İşte bakın, tıpkı o fotoğrafımızdaki gibi, TÜYAP Kitap Fuarı’daki yemekte yanyana oturuyoruz, kahkahalar içinde hem kavga ediyor hem kucaklaşıyoruz!
Yok yok... Gerçeği söylemek gerekirse, hokus pokus’a gerek bile yok!
Bize bıraktığınız onca eserle, her daim yararlanacağımız eserlerle hiç ama hiç ölmemiş gibi olacaksınız. Bundan hiç kuşkum yok!
Bir de özlem olmasa... Bir de bunca üşümesek... Bir de: “Peki ama şimdi kim...” diye başlayan soruları sıralamasak...
Cumhuriyet- 3 Ekim 2008