Üç durak… Üç Mekan… Üç çılgın düş… Üç gerçeklik… Üçünün de yaratıcısı o. Yani Salvador Dali.
Üçü de Salvador Dali’nin yaratıcı dehasının eseri. Üçü de bilinçaltının oyunlarıyla bezeli. Üçü de İmgeler zenginliğiyle dolu. Üçüne de düşsel bir gerçeklik , büyülü bir gerçeklik sinmiş. Üçü de şaşırtıcı, üçü de büyüleyici…
20 Eylül’de Sabancı Müzesinde açılacak “İstanbul’da Bir Sürrealist: Salvador Dalí” başlıklı sergi nedeniyle geçen hafta sanatçının dünyasına düzenlenen bir yolculuğa katıldım. Kendimi, “Alis Harikalar Diyarında” gibi hissettiğim, her adımda önümde yepyeni dünyaların açıldığı , “keşiflerle” dolu bu yolculukta üç durak vardı.
1) Figueres’deki Dali Tiyatro Müzesi ; 2) Cadaqués’deki Salvador Dali Evi ve 3) Pubol’daki Dali-Gala Şatosu…
Salvador Dali’nin sadece yaşamına değil, tüm eserlerine ışık tutan bir yolculuktu. Zaten yaşamıyla eserleri öylesine bir bütün, öyle iç içe ki! Akbank sponsorluğundaki bu yolculukta en büyük ayrıcalığımız, bu üç durağı, üç mekanı da Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer ; Gala- Dali Vakfı Müdürü Joan Manuel Sevillano Campanas ve yine aynı vakfın “Dali Çalışmaları Merkezi Yöneticisi” ve İstanbul’daki serginin küratörü Montse Agueer Teixisor eşliğinde dolaşmamızdı. Buraları onların açıklamalarıyla tanımamız, Salvodor Dali’nin çok yönlü yaratıcılığını kavramamızı kolaylaştırıyordu.
Dali Durakları
Kuşbakışı bir bakış, telegrafik anlatımla Gala- Dali Vakfının yönettiği üç mekan şöyle:
Figueres, Dali’nin doğduğu, okula gittiği, 14 yaşında ilk sergisini açtığı yer. Yoksul gidip , zengin döndüğü yer… Figueres Belediyesi kendisinden bir tablo bağışlamasını istediğinde, bir eser değil her şeyi bağışlarım, yeter ki bana çocukluğumdaki o yıkık dökük, yanmış, Belediye Tiyatro binasını verin” demiş…
“Dali Tiyatro Müzesi” : Çünkü gelip görenler; bir tiyatro deneyimi yaşasın, tiyatro düşü görsün istiyor sanatçı! (Aynen öyle yaşanıyor!) Bu tiyatronun, bu oyunun yazarı, yönetmeni, dekorcusu, ışıkçısı, tasarımcısı, oyuncusu, her şeyi Salvador Dali. İlham perisi, esin perisi ise Gala… Yapımına 1961’de başlanıp 1974 de açılmış. Dali bu fantastik, düşsel , sürrealist müzede gömülü.
İkinci durak: Cadaqués… Figueres’e 30 km. uzaklıkta muhteşem bir koy. Bir zamanların balıkçı köyü, yine bir zamanların sanatçı barınağı. 60’ların Bodrum’u gibi… Çocukluğunun yazları burada geçiyor. Gala’yla tanıştığı, Gala’nın Elouard’ı terk edip Dali’yle yaşamaya başladığı yazlık ev. İstanbul sergisinin kuratörü Montze, Dali ile üç yaz boyunca bu evde çalıştıklarını anlatıyor.Dali’nin son resimlerini yaptığı yer…
Üçüncü durak : Herkesin “Gala’nın Şatosu” dediği, bahçe içinde 11. yüzyıldan kalma büyük bir ev. Figueres’e 40 km. uzaklıkta bir ortacağ kasabası Pubol’da. Gala’nın Dali’den istediği, daha doğrusu evlenmek için şart koştuğu “Şato” . Dali’nin ancak önceden izin isteyerek , ancak randevu alarak Gala’yı ziyaret ettiği mekan… Gala burada gömülü.
Bu üç durak, 40 bin nüfuslu Figueras’ın yılda 1.5 milyon turist almasına neden oluyor. Bu sayı,Gala-Dali Vakfının gücünü ortaya koyuyor.
Gerçeğin üstü- Bilincin altı
Her üç mekanda da Salvador Dali’nin sürrealizmi, gerçeküstünü , bilinçaltında arayışını görüyoruz…
Akıl, mantık, us, irade ve benzeri yöntemlerden kaçış… Ölen kardeşinin ruhunu taşıdığına inanan, ölmüş kardeşten sonra bile doğmuş olsa, suçluluk duygusunu hep içinde taşıyan çocuk… Karşı cinsle ilişki kuramayan delikanlı… Kendisine gülmeyen tek kadın , kendinden on yaş büyük Gala’ya tutkusu…Gala esin katynağı, Gala modeli, Gala karısı, sevgilisi, annesi, arkadaşı , menajeri, kasası, idarecisi… Gala sevinci ve acısı… Yaşam boyu tüm korkuları, zaafları… Freud’un yazdıklarından ve Paris’deki sürrealistlerin bilinç altını dışa vurma eğiliminden etkilenme… Hepsi ama hepsi bu üç mekanda bir araya gelmişti.
Salvador Dali, eserlerine “eleştirel paranoya “ yöntemiyle bakmamızı istiyordu. Akılla , mantıkla değil.
Bu yolculukta, işte bu bakışı yakalamaya çalıştım. Çünkü ilk kez bu denli açık seçik Dali’nin o büyülü imgeler dünyasının nasıl da güncel yaşamla iç içe olduğunu gördüm. Bütün o imgeler kendi öznel deneyimleriyle ilintiliydi.
Salvador Dali’nin ; sinema, tiyatro, sahne dekoru, yazı, performans enstalasyon, edebiyat, şiir, mimari, heykel, seramik, mücevher , gravür ve daha nice alanda ki etkinliğinin ve üretiminin bir bütün olduğunu görebildim.
Bu Katalan Sanatçı üzerine daha çok konuşacağız… Ama önce: Geçen haftaki “Dali ve Ben” yazım üzerine sayısız okur, aynı soruyu sordu: Bugün olsa Dali’nin davetine kalır mıydın?
Amma meraklı okurlarımız varmış! Ama inanın bugün bile bu sorunun yanıtını bilemiyorum…
Cumhuriyet- 1 Ağustos 2008