Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2008

Uluslararası Almada Tiyatro Festivali 25. Yılında...

Uluslararası Almada Tiyatro Festivali’nden  gelen çağrıda "Beden dili ve Sahne Uygulamaları" konusunda bir kolokyum  yapılacağı belirtiliyor  ve tüm konuşmacılardan kendi ülkelerinden yola çıkarak konuşmaları isteniyordu...  Kolları sıvadım, hazırlığımı yaptım ve kendimi Almada’da buldum!

Sularda yansımalar

Almada, Lizbon’un  karşı kıyısı... Tejo Nehri’nin bir yanı Lizbon,öte yanı Almada. Gemiler vızır vızır, on dakikada geçiliyor.  Lizbon’un İstanbul’la benzerliği  dillere klişe olmuştur: Haliç, tepeler, yokuşlar, dar sokaklardan sulara bakış, kaldırım taşları, tramvay vb...  Gel gelelim onların deniz ve nehirle  barışık yaşamları, sulardan faydalanışları bizi çok gerilerde bırakıyor...  

Nehir sanki dev bir ayna... Sulardan yansıyan, her iki kentin silueti, Almada’ya tepeden bakan dev İsa heykeli... Ama, sanki Portekiz’in tüm tarihi, edebiyatı, şiiri, müziği de, her an gelip geçiyor önünüzden, gözlerinizden, yüreğinizden...  Fado’ların hüznü, Atlantik’e açılan kumsallarda koşuşan çocukların neşesi de yansıyor sulardan...

Minik gemiler dışında, iki yakayı birleştiren iki köprü seçeneğiniz var.  Bir zamanlar Salazar Köprüsü diye anılan, Karanfil Devrimiyle  adı "25 Nisan Köprüsü" olan,iki katlı asma  köprü... Salazar adının her yerden kaldırılması, diktatörün toplum vicdanında cezalandırılması, lanetlenmesi de yansıyordu nehrin sularından...

İkinci seçenek Vasco de   Gama Köprüsü...  Bugüne dek gördüğüm belki de en müthiş "sanat eseri"!  Asıl mesleği mühendislik olup, bence tam bir büyücü ve mimar, heykeltraş, ressam Katalan sanatçı Santiago Caratrava’nın eseri! Yükselip alçalan, kıvrılıp dolanan  bir şiir...  17 küsur kilometrelik, Avrupa’nın en uzun köprüsü...1998’de Expo – Dünya Fuarı’yla  kentin çehresinin nasıl değiştiği de yansıyordu sulardan...

Artık karşı yakaya, Almada’ya geçebilirim...

Gelin de kıskanmayın!

Uluslararası Almada Tiyatro Festivali  25. yılını kutluyordu.   Almada Belediyesi’nin, Portekiz Kültür Bakanlığı’nın  ve sponsorların  sağladığı olanaklarla gerçekleşiyordu.  Başlangıcında,  Almada Tiyatro Topluluğu’nun işgüzarlığı  ve dünyaya açılma tutkusu yatıyordu. 

Hükümetler, Bakanlar, Belediye başkanları değişse de,  25 yıldır hiç fire vermeden niteliği düşürmeden gerçekleşebilmesini  Festival yöneticisi  Joaquim Benite üç öğeye bağlıyordu: 1)  Bu küçük kentin kültüre verdiği önem...2) Farklı kültürlerle ilişkilerin ve iletişimin sağladığı gelişim ve yaratıcılığa verdiği güç ...  Festival için  her katmanda sağlanan çalışma seferberliği ve dayanışma...   

Gelin de şimdi kıskanmayın!  Biz koskoca İstanbul’da Tiyatro Festivalimizi her yıl sürdüremedik, iki yılda bire indirdik! (Değil Lizbon ve Almada’nın, bütün ülkenin  Portekiz’in nüfusu, İstanbul nüfusundan daha az oysa! En iyisi bir üst paragrafı yeniden okuyun!)

Festival programında  Potekiz’den onlarca, Almanya, Şili, Küba, İtalya, İspanya, Fransa ve Lübnan’dan birer oyun vardı. Oyunlar hem Lizbon hem Almada’da sunuluyordu. Hiçbirinde çeviri yoktu.

Benim dört güne sığdırabildiklerim içinde en etkileyici iki prodüksiyon,  Almanya ve Şili’den gelenlerdi.

Berliner Enseble’ın  Peter Zadek’in  çok yalın ama dahiyane rejisiyle sunduğu  "Peer Gynt" oyunu  bir tiyatro ziyafetiydi. İbsen’in eserini yönetmen hem eleştiriyi hem satiri, hem doğaya dönüşü vurgulayan bir yorumla sahneye taşıyordu.  Bomboş sahnede  yerden bir karış yükseklikteki  yeşil bir kıvrım,  uçsuz bucaksız dağları; birkaç tahta iskemle  evleri köyleri; titreşen mavi bir kumaş gölleri, nehirleri  canlandırmaya yetiyordu... Serüven peşinde koşan, daldan dala konan, haylaz ve bencil  Peer Gynt rolünde  Uwe Bohm, şeytan tüyüne sahip anti-kahramanda; ve ona sonuna dek arka çıkan iki kadında  Angela Winkler (annesi) ve Anette Renneberg ( ebedi aşık Solveig)  muhteşemdiler.

Şili’den gelen  Jaime Lorca topluluğunun sunduğu "Güliver", Jonathan Swift’in eserinden yola çıkarak  oyuncu ve yönetmen Jaime Lorca’nın yazdığı, kuklalarla oyuncuyu buluşturan  bir oyun... Güliver’in Liliputlar ülkesindeki serüvenleri... İnsanın insana zülmünü, hainliğini  ama aynı zamanda sevginin, dayanışmanın gücünü  gösteren; müziği ışığı, rengi, insan sesini olağanüstü bir biçimde kullanan, minicik bir Liliput ile dev Güliverin aşkına bizi inandıran; insanın değişime  direncini eleştiren  ve yüreklere dokunan bir gösteriydi...

Beden Dili  ve tiyatro

Gelelim kolokyuma... Oralarda, Ergenekon’u bilen yok, ben de rahat rahat konuştum!

"Beden dili ve Sahne Uygulamaları" konuşmamı, Türkiye’den üç sanatçının çalışmalarından yola çıkarak hazırlamıştım.  

Doğrudan tiyatro disiplininden gelen Şahika Tekand,  Dans disiplininden gelip,  tiyatro için de koreografi yapan Zeynep Tanbay ve  dans disiplinini sonuna dek zorlayan  Aydın Teker...  Üçü de benim için sahneyi, beden dilini ve düşünceyi harmanlayan ; danscı, tiyatrocu, plastik sanatçı, tasarımcı ve filozof yanı olan sanatçılar...

Bu son İstanbul Tiyatro Festivalinde Şahika Tekand kendi yazdığı ve yönettiği, Stüdyo Oyuncularıyla sunduğu " "Karanlık Korkusu"nda,   beş oyuncunun iskemlelerinden neredeyse hiç kalkmadan beden ve yüz dilini, ışık, ritim,  söz, tavır, eda, bakış, mimik, tekrar, geriye dönüş, koşullandırılma ile nasıl etkin kılınabileceğini  göstermişti bize. 

Yine ayni festivalde  Aydın Teker’in  Ayşe Orhon’la  sunduğu, insan bedeniyle bir müzik enstrümanının bütünleşmesinden öte anlamlar taşıyan   "Hars" adlı eseri  mimariyi, müziği, kinetik tasarımı, sinerjiyi  sahneye taşıyan eşsiz bir deneyimdi.

Zeynep Tanbay’ın  hem kendi topluluğu hem Dostlar Tiyatrosuyla çalışmaları, Nazım Hikmet’in şiiri, Ruhi Su’nun türküleriyle  dansı ; "İskemle" adlı eserle Bosna’ya düşen bombayı ya da gözaltında, hapiste, Mamak’ta ya da Guantanamo Kampı’ndaki işkenceyi sahneye taşıması sahneyi dönüştürebiliyordu...

Üçünden verdiğim örnekler  ilgiyle karşılandı. Almada Festivali  onları dört gözle bekler oldu...

Özetle, günümüzde tiyatro Stanislavski ve Brecht’ten bu yana çok değişti ve değişiyor...Değişmeyen  ise yaratıcı güç...

Cumhuriyet - 18 Temmuz 2008


 

     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri