Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2008

3 Delikanlı  ve Claudia Cardinale...

Sahnenin büyüsü, sahnenin nostaljisi, sahnenin şiiri, sahnenin duyarlılığı, sahnenin birikimi... Ne derseniz deyin... Bunların hepsini bir arada yoğuran ve insanın içine, taa en derinlere işleyen bir gece yaşadık önceki  gün.

27. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin açılış gecesiydi.  Lütfi Kırdar Salonu ağzına dek doluydu.

Sinema onur ödüllerini  alan, sinemamızın üç "delikanlı"sı,  zamana ve bembeyaz saçlarına meydan okuyarak  dimdik karşımızdaydılar: İzzet Günay, Ediz Hun ve Ekrem Bora...

Emeğe saygı

Şimdi şu an (yaşamakta olduğumuz şimdi)  ile geride bırakılmış onlarca yıl  sahnede bir aradaydı...  Geçmişin tüm birikimi, yüzlerce film,  bütün o filmlerdeki yüzlerce rol, farklı kişilikler, girip çıktıkları binlerce kılık, sarılıp kucakladıkları,  kavga edip dövüştükleri binlerce insan, milyonlarca görüntü,  sayısız duygu  bir aradaydı...

Her biri için hazırlanmış müzikle senkronize  birkaç dakikalık sunum filmi ya da klip,  bütün o geçmişi, o birikimi  getirip yüreğimize yerleştiriverdi. (Bu çok başarılı filmleri  Selçuk Metin hazırlamış. Kutlarım!)   Şimdiyle geçmiş  kucaklaştığında   ön plana çıkan emekti.  Ön plana çıkan sevgiydi.  Sevgi dolu emekti  sahnede gördüğümüz.

Üçünün  de  sahneden söyledikleri işte bu sevgiyi ve emeği, bir de sanatın gücünü  vurguluyordu.

Sahnedeki duyarlığı arttıran hiç kuşkusuz üçüne  de ödüllerini sinemamızın eşsiz yıldızı Türkan Şoray'ın vermesiydi.  Türkan Şoray'ın birlikte çalıştığı  üç delikanlıya da söyleyecek bir sözü olması; sözleriyle tavırlarıyla, duruşuyla onlara sunduğu sonsuz sevgi ve saygı görülecek bir şeydi.

Salonun dinmeyen alkışları  sahnedekiler kadar,  emeğe, sevgiye ve dayanışmayaydı.

Şevval Sam'ın şarkılarıyla  güçlenen gecede, "Yaşamboyu Başarı Ödülü"nü alan Cladia Cardinale  sahnede, kendi evindeymişçesine rahattı. Ödülünü alırken vurguladığı  işin "şans" tarafıydı.  "Çok şanslıydım çünkü  en iyi yönetmenlerle, en iyi oyuncularla çalıştım" derken bizlere Visconti, Fellini'leri anımsatıyordu. Bana soracak olursanız, gençliğindeki kadar güzeldi.

Claudia'nın aydınlık gülüşü

Törenden sonra, kendisiyle tanışma, konuşma fırsatı buldum. Alçakgönüllülüğü, en sıradan insan tavırları, çevresine sıcacık davranışı, bunlar  herkesin dikkatini çeken özelliklerdi. Benim özellikle vurgulamak istediğim Aydınlık bakışı ve aydınlık gülüşü. Yüzü ışık saçıyor. Gözleriyle gülüyor. Kocaman ağzındaki gülümseme  sanki bulaşıcı...

Ben o aydınlık bakışları ve aydınlık gülüşü ilk kez İtalyan "yeni gerçekçilik" akımının  en önemli filmi, Visconti'nin    "Rocco ve Kardeşleri"nde görmüştüm.  Alain Delon'un yanında,  Ginetta rolünde  sanki küçük bir kızdı.  "Güzel Antonio"da Marcello Mastroianni'nin karşısındaydı... Ama asıl unutamadığım  "Leopar"ın güzeller güzeli Angelica'sı; Fellini'nin "8 buçuk" filminde  Marcello'ya, bir bardak su verişi... Ah bir de Sergio Leone'nin  muhteşem Western'i "Bir Zamanlar  Batıda" filminde o trenden inip, kasabaya şöyle bir merakla  ama umutla, aydınlık mı aydınlık bakışı...

İşte önceki akşam  geçmiş ve gelecekten söz ederken, aradan yıllar geçmiş olsa da karşımda gördüğüm yine o aydınlık bakışlar, aydınlık gülüştü.

Anlattığım Laz fıkrasına gülerken (hala sigara içiyor, sigara paketinden  laf döndü dolaştı fıkraya geldi)... Torunlarımızdan laf açıldığında,  "Düşünebiliyor musunuz  benim kızım ve torunum aynı yaştalar!" diye beni şaşırtırken  (gerçekmiş. Oğlunu çok genç doğurmuş, oğlunun kızı şimdi 27 yaşında!)... Tiyatroda oynamayı çok sevdiğini ama sinemadan asla vazgeçmeyeceğini açıklayıp, "Çünkü, beni ben yapan, beni buralara getiren tiyatro değil, sinema seyircisi" derken...  Karşımda hep o aydınlık  gülümseme ve aydınlık bakışlar vardı... 

Ayrılırken , sanki aileden biri gibi, sarılıp insanı öpüveriyor.

Blake Edwards'ın "Pembe Panter"indeki Prenses Dala'ydı Claudia Cardinale. Ve yanılmıyorsam   o filmdeki rol arkadaşı David Niven söylemişti:  

"Bence İtalya'nın en büyük ve en mutlu  keşfi, Spagetti'den sonra  Claudia Cardinale'dir. "

Bence rahmetli sıralamayı şaşırmış.

Cumhuriyet-6 Nisan 2008

 

     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri