Ölüm o kadar yakınken...
Pippa Bacca... İtalyan bir performans sanatçısı... O da kendi sanatında yeni arayışlar içindeydi. Yaşamla sanatın en iç içe geçtiği alanda, performansta sürdürüyordu arayışını... Eğer yolu benim ülkemden geçmeseydi, bugün yaşıyor olacaktı...
Önceki gün, "Avrupa Tiyatro Ödülleri" yazımda şu yukarıdaki sözcükleri yazmıştım... İnanır mısınız, son cümle kimilerini fena halde sinirlendirmiş...
Ne yani her ülkede sapık yok mu diye soran mı istersiniz; bir manyak yüzünden tüm ülkenin suçlanamayacağını söyleyen mi!
Böyle şeyler her ülkede olur, her ülkede kadınlara yönelik şiddet, tecavüz, cinayet, katliam var demek bir yanda...Tuh yine dünya aleme rezil olduk diye hayıflanmak öte yanda...
Hayır, hayır, hayır! Tepkimiz bu ikisi arasında savrulma kolaylığına saplanmamalı!
Böyle hastalar, sapıklar, manyaklar her ülkede olabilir, ama inanın bizim ülkemizde daha çok!
Daha çok, çünkü bizim ülkemizde kadına açlık, cinsel tatminsizlik vahim durumda...
Daha çok, çünkü kadını döveni de, taciz edeni de, ırza geceni de yasalarımız oldum olası korumuştur. Kadın katillerine hep hafifletici neden bulunmuştur!
Bizim ülkemizde daha çok, çünkü daha çocukluktan kadına yönelik şiddet erkeğin şanından saymıştır!
Bizim ülkemizde daha çok, çünkü şiddet kültürü içselleştirilmiştir.
Bizim ülkemizde daha çok, çünkü erkek egemen bu düzende kadınlara yönelik ayırımcılık yapan yasaların değişmesi gerektiğini hükümetlere anlatmak neredeyse 40 yılımızı aldı. Anlamadılar, anlamıyorlar çünkü hükümetler erkeklerden oluşuyor, karar alma mekanizmalarının başında onlar...
Hayır, dünyaya rezil olduk diye değil, kendimize rezil olduk ve her an olmaktayız diye acı çektiğimiz zaman...
Pippa Bacca kadar, Şemse'lere, Güldünya'lara ve yok namustu, yok töreydi diye boğazlanan, başı taşla ezilen, öldürülen onlarca kadın için da acı çektiğimiz ve tepkimizi gösterdiğimiz zaman...
Kadın bedeni üzerinde kocaya, aileye, topluma tasarruf hakkı vermekten vaz geçtiğimiz zaman...
Ancak o zaman bu sapıklıklara, münferit olay olarak bakabilir ve çare arayabiliriz...
Namus kavramı eşittir kadının örtünmesi, kapanması anlayışı sürdükçe...
Kadınları, açık- kapalı, namuslu-namussuz, ahlaklı- ahlaksız diye böldükçe boşuna bu soruna çare aramayın....
Yobazlık, gericilik, haremlik selamlık anlayışının yaygınlaştırılmaya çalışılması, , kız çocukların kapatılması, dini değil, dinci eğitimin başına buyrukluğu ... Buınlarla mı önlenecek kadınlara karşı şiddet? Yoksa başbakanın "en az 3 çocuk doğurun" önerisiyle mı???
Pippa Bacca kadındı, sanatçıydı. Dünya barışına katkıda bulunmak, şiddete karşı sözünü söylemek, tavır almak, dinleyenleri, görenleri uyarmak, dikkatleri bu konulara çekmek için yola çıkmıştı. Kadına düşman, sanata düşman bir ortamda, yolu kesildi....
Duygu Asena'nın yaşgünüydü
Sevgili Duygu,
Dün 19 Nisan senin yaşgünündü... Bir yanda senin adına Doğan Kitap'ın açtığı Roman Yarışması sonuçlandı, "Lal Kitap" eseriyle Nur Yazgan kazandı", öte yanda, Feminist Kitapevi Amargi'de dolu dizgin senden söz edildi, kitapların okundu, üzerine tartışmalar açıldı. (Amargi'de bugün de devam ediyor senin etkinliklerin)
Hiç birine katılamadım, İstanbul dışındayım... Ama şu Pippa Bacca olayından beri yine seninle konuşup duruyorum... Cinsel suçlara tahrik indirimleri veren savcılarla, yargı, sistemiyle az mı mücadele ettin yaşamın boyunca!
Senin yaptıklarını sana anlatacak değilim. Nasılsa sen biliyorsun! Ama bilmediğin belki de şu var: Hayattayken seni kovanlar, seni üzenler, seninle didişenler bile şimdi sen aramızdan gittikten sonra seni paylaşamaz oldular.
Sevgili Duygu,ülkemizde ölüm hala her kadına bu kadar yakınken, seni çok özlediğimi söylemek istedim. Şimdi burada olsan sen de başkaldırıp, çocuklarımızı böyle bir ortamda, kadın düşmanı, sanat düşmanı bir ortamda yetiştirmek istemiyoruz diye haykırırdın!
Cumhuriyet-20 Nisan 2008