Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2008

Tiyatroda Yeni Arayışlar...

Yukarıdaki başlığı yazdım ve durdum... Selanik'teydim...  Dünyanın her yerinden gelmiş 200 kadar tiyatro insanı (daha çok eleştirmen ve araştırmacı, daha az yazar ve sanatçı)  bu kente akın etmişti. Çünkü  2008   Avrupa Tiyatro Ödül töreni buradaydı.  Hem de dört gün boyunca sabahtan akşama panel, seminer, tartışmalara katılıyor   hem de  günde birkaç temsil izliyorduk... Katılımcılar, başlıklar, yöntemler  değişiyor,  ana tema değişmiyordu: Tiyatroda yeni arayışlar...

Pippa Bacca... İtalyan bir performans sanatçısı... O da kendi sanatında yeni arayışlar içindeydi.  Yaşamla sanatın en iç içe geçtiği alanda, performansta sürdürüyordu arayışını...  Eğer yolu benim ülkemden geçmeseydi, belki bugün yaşıyor olacaktı... Eğer  yolu Türkiye'den geçmeseydi, Milano'da başladığı performansını,  düşlediği, düşündüğü, tasarladığı gibi  Filistin'de  bitirebilecekti...

Pippa Bacca,performans sanatçısı, burada katledilirken,  protesto ettiği şiddettin kurbanı olurken,  biz orada...

(Hayır, böyle süremez bu yazı...  Önce sizinle "haber" değeri olan  bilgileri iletmeliyim.  Ondan sonra  yaşamla sanatın kesiştiği noktaya Pippa Bacca'nın ölümle sonuçlanan performansına dönebilirim...)

Chéreau ve farklı okumalar

"Avrupa Tiyatro Ödülü", 1987'den bu yana her yıl, tiyatro sanatını bir yerden alıp farklı boyutlara taşıyan, olanaklarını genişleten, ufkunu açan ama bunu yaparken aynı zamanda uluslararası, uluslar üstü kültür değerlerini yücelten, sınır tanımayan, evrensel bir dil yakalayan tiyatro insanlarına veriliyor. Bu güne dek bu  ödülü alanlar arasında ilk aklıma gelenler şunlar:  Giorgio Strehler, Peter Brook, Arianne Mnoushkine, Heiner Müller, Robert Wilson, Luca Ronconi, Pina Bauch, Lev Dodin, Harold Pinter,  Robert Lepage,  Peter Zadek... Bu isimleri, ödülün önemini vurgulamak için belirttim.

Bu yıl uluslararası jüri, Büyük Ödülü  Fransız  sanatçı Partice Chéreau'ya verdi. Sanat yaşamına tiyatro yönetmenliğiyle başlayan, sonra opera ve film de yöneten, bugün her üç alanda da çalışan  Partice Chéreau'ya...  (Kimi okurlar  onu  "Kraliçe Margot" filminin yönetmeni olarak tanıyabilirler... )

Benim için ise Partice Chéreau, "farklı okumaların" yönetmeni oldu hep.  Ondan izlediğim her oyun  sonsuz seçimlere gebeydi. Yönettiği  oyunlarında  sahneye koyuşu, yorumu, adeta ikinci bir metin oluşturuyordu.  Hiç unutmuyorum ondan izlediğim ilk oyun  Marivaux'nun "La Dispute", ilk opera Wedekin'in  - Berg'in "Lulu"suydu . 70'li yıllardaydı.  Her ikisinde de  sahne yorumu, metnin ya da müziğin  üstünde /ötesinde sanki ikinci bir metin, ikinci bir müzik oluşturuyor  farklı okumalara açılıyordu. Her ikisi de amansız bir toplumsal eleştiriye dönüşmüştü.

1944 Doğumlu, 19 yaşından beri yönetmenlik yapan;   Planchon ve Strehler'in yanında yetişen ; çarpıcı sahnelemelerle hep risk alan; öykülerini farklı dillerde anlatan;   usta tasarımcı  Richard Peduzzi başta olmak üzere, hep ekip çalışmasını yeğleyen ; Bayreuth Festivalinde Wagner'in "Ring"inin anarşist yorumuyla skandal yaratan;  günümüzün usta yazarı Bernard Marie Koltes'i "keşfeden" ve  tanıtan; her an çalışma arkadaşlarını ve oyuncuları yücelten

Partice Chéreau... 

Onun üzerine çok şey söylenebilir... Ancak o kendisini Selanik'te şöyle tanımladı:  "Yaşamı boyunca tek meselesi, tek işi olan biriyim: Anlatacağım öyküyü  en iyi nasıl anlatabilirimin peşinde koşuyorum . Bunu yaparken, karşılaştığım, tanıdığım, beni etkilemiş, hayatıma girmiş   bütün insanların bir toplamı olduğumu unutmuyorum..."

Partice Chéreau, oyunculuk da yapıyor. Selanik'de   iki okuma tiyatrosu sundu.  Ayrıca Janaçek'in müziğini bestelediği ve kendi sahnelediği " Ölüler Evi" (Dostoyevski) operasının filmini izleme olanağını bulduk.  Bu çağdaş operayı  nasıl amansız bir toplumsal eleştiriye dönüştürdüğünü operanın filminde bile görebiliyorduk.  

Marguerite Duras'nın "Acı" adlı uzun öyküsünü  Dominique Blanc ile birlikte  yorumlarken,  her sözcüğü  bin katmanlı  sihirli dokunuşlara dönüştürebiliyor ve yüreğimize dokunuyordu. Her sözcüğün anlamını bin kat yoğunlaştırıyor, gönül gözüyle görmemizi sağlıyordu.

Hayata dokunan tiyatro

Büyük Ödülün yanı sıra her yıl  verilen  özendirici nitelikli "Yeni Gerçekler Ödülleri" ise bu yıl iki sanatçıya ve bir  topluluğa verildi: Dans tiyatrosunun en ilginç isimlerinden olan Sahsa Waltz'a ;  Polonya tiyatrosunun  genç asi "şairi" Kristof Warlikovski'ye  ve   son yıllarda tüm dikkatleri üzerinde toplayan  "Rimini Protokol" adlı topluluğa...

Bu yıl her yıldan farklı olarak  bir de Özel Ödül verildi. Vaclav Havel, Harold Pinter ve  Tom Stoppard'ın önerisi üzerine, "Kendi hükümetlerinin tüm baskılarına karşı direnerek tiyatro yapmayı sürdürdükleri"  gerekçesiyle  Belarusya  Özgür Tiyatro'ya  böyle bir ayrıcalık tanındı.

Bütün bu ödüllü topluluklar  içinde beni en heyecanlandıran Rimini Protokol Topluluğu oldu. Bu topluluğun özelliği,  gerçek ile kurmaca arasındaki o  belirsiz  ve sınırsız alanı zorlamaları...

Sahneyi oyuncular kadar,  hatta daha çok oyuncu olmayanlarla kuruyorlar. Herkes kendini canlandırıyor. Sahnede yer alanlar  oyuncular değil, onların deyişiyle "kendi güncel yaşamlarının uzmanları"... Sahneye çıkma nedenleri "rol yapmak"  değil, var oluş gerçeklerini, deneyimlerini  biz izleyicilerle paylaşmak... Yani onlarınki de performans sanatçısı Pippa Baca'nınki gibi, yaşamla iç içe geçmiş, yaşamla kesişen  bir eylem...   Yani hayata elle dokunan bir tiyatro... Dokunan ve acıtan...

Tiyatro dünyasının haberleri böyle... İstanbul'a  döndüğümde öğrenecektim, genç bir performans sanatçısının, Pippa Bacca'nın...

Cumhuriyet- 18 Nisan 2008

 

     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri