Kitap Fuarı ve Şiddete Karşı Edebiyat
Yine kitap fuarı mevsimi geldi.
TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı dün 26. kez açıldı.
Nasıl da hızla geçiyor zaman… Birinci kitap fuarının açılışını daha dün gibi anımsıyorum. 12 Eylül darbesinin, silindir gibi ülkeyi dümdüz ettiği, aydınların yazarların tutuklandığı, işkenceden geçirildiği, kitapların filmlerin, oyunların yasaklanıp toplatıldığı yok edildiği bir dönemde ne müthiş bir vaha, ne muhteşem bir buluşmaydı o. Soluk alıp verebilmemiz için yaratılmış bir fırsattı sanki…
26 Yıl sonra, bambaşka bir dünya konjonktüründe, bambaşka bir ortamda, değişen koşullarda ve en gerilimli ruh halimizdeyken geldi Kitap Fuarı günleri…
34 Ülkeden yayın evleri ve yayıncılar birliği temsilcilerinin katılımı… Yurt dışından gelecek 35 konuk yazar… Fuar süresince 250 etkinlik… 800 kadar yazar ve sanatçının okurlarıyla buluşması… Beni özellikle heyecanlandıran Metin And'ın onur yazarı seçilmesi ve "Cevdet Kudret 100 Yaşında" sergisi… Fuar'ın heyecan verici teması: "Akdeniz'de Edebiyat; Edebiyat'ta Akdeniz"…
4 Kasıma dek sürecek fuarda farklı yayınevlerinin standları arasında dolaşırken, kitapla özlem gidermek... İndirimli satışlardan yararlanmak... Dost kitaplara rastlamanın sevincini duymak, anımsamanın keyfini çıkarmak... Yeni kitapları keşfetmek... Seçim yapmak... Yıllardır okuduğunuz kitapların yazarlarıyla buluşmak, yenilerle tanışmak... Onları dinlemek, onlarla, başkalarıyla, kendinizle tartışmak... İmzaya gelen okurlarla sohbet etmek... Bir panelden öteki açık oturuma koşmak... Daha okunacak ne çok kitap olduğunun bilincinde, seçim anlarını değerlendirmek... Ve bütün bunlardan tat almak... Bunlarla kendini geliştirmek, bunlarla, yani kitaplar ve yazarlar aracılığıyla direnebilmek, yalana, dolana,talana , pisliğe ve çirkefliğe, depresyona ve umutsuzluğa direnebilmek...
Bunlar harika… Ama bence bu fuarın başka bir misyonu olmalı…
Şiddete karşı edebiyat
Eğer kitaplar aracılığıyla düşünme yetimizi ve duyarlılığımızı geliştirebiliyorsak…
Eğer edebiyat aracılığıyla, görmek, (yani bakmakla yetinmeyip görmek), işitmekle kalmayıp, işittiklerini, gördüklerini algılamak, kavramak alışkanlığını edinmişsek ya da edinebiliyorsak…
Eğer, kitaplar ve edebiyat aracılığıyla sormayı, sorgulamayı, tartışmayı, eleştirmeyi, kısacası, düşünmeyi öğrendiysek ve öğrenebiliyorsak…
Öğrendiklerimizle, kendimizi, çevremizi, içinde yaşadığımız toplumu ve dünyayı değerlendirebilip, yorumlayabiliyorsak …
Eğer kitaplar ve edebiyat, insanın edindiği bilgileri kullanabilmesine yarıyorsa…
Eğer, kitaplar ve edebiyat bize bir "değerler hiyerarşisi" (buna "ilkeler" de diyebilirsiniz) kazandırıyor ve hem kendi kişiliğimizi, hem de içinde yaşadığımız toplumun da düzeyini geliştirmemize yol açabiliyorsa…
Öyleyse… Bence bu Kitap Fuarı mevsimi, bu düşünce mevsimi tek noktaya odaklanmalı: Şiddetin her türüne karşı çıkmaya odaklanmalı!
Sevgili Okurlar, eğer bugün yolunuz Kitap fuarına düşecek olursa, 20. yaşını kutlamakta olan "Cumhuriyet Kitapları"na beklerim. (Salon:3. Stand:301.) "O Güzel İnsanlar" adlı yeni kitabımın imza gününe…
Cumhuriyet- 28 Ekim 2007