Bizi Aldatıyorlar…
Bugün ülkemizde bir referandum var. Yeryüzünün en komik, en gülünç, en traji-komik referandumu… Anlamsızlık referandumu… İnat referandumu, dediğim dedik referandumu…Çoğunluk bende istediğimi yaparım referandumu…
Anımsayın, seçimden önce Abdullah Gül’ü 11. Cumhurbaşkanı seçtirmek için AKP’nin başvurduğu bir yoldu bu… Bir acele Cumhurbaşkanını halkın seçmesi için kanun çıkardılar. Anayasa mahkemesiyle inatlaştılar. Seçimden sonra, inadım inat, Gül'ü, MHP’nin desteğiyle Cumhurbaşkanı seçtiler.
Eh, 11. Cumhurbaşkanı seçildiğine göre sağduyu, artık bu referandum kalkacak ya da ertelenecek derken, Yüksek Seçim Kurulu beşe karşı altı oyla referandumun yapmasına karar verdi. Cumhurbaşkanı da kararı anında onayladı.
Kimi bunu "hukuk skandalı" diye niteliyor. Nasıl hukuk skandalı olmasın: Referandum için, havaalanlarında oy verme işlemi başladıktan çok sonra, kurallar değiştiriliyor! (11 Eylül de oy verme süreci başlamıştı. Kurallar şu son haftada değişti!) Referanduma sunulan ilk yasa ile şimdi sunulan birbirinden farklı! Peki bundan önceki oylar geçerli sayılacak mı sayılmayacak mı belli değil!
Efendim şimdi değişiklik nedeniyle 11. değil, 12. Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilip seçilmemesi oylanacakmış . Yani yedi yıl sonrası için oylama… Ama durun komiklik bu kadar değil.
Cumhurbaşkanını halk seçsin deseniz bile, örneğin, Mecliste "toplantı yeter sayısı"nın 184 olmasına karşı olabilirsiniz… Ama yooo, bu referandumda böyle bir hakkınız yok. Ya her şeye evet ya da her şeye hayır diyeceksiniz!
Hukukçuların düşünce birliğine varamadığı referandum hakkında "Sokaktaki adam" tam bir şaşkınlık içinde!
Kim neyi ,neden, niçin oylayacağını bile bilmiyor. Tamam son birkaç günde medya atağa kalkıp, referandum konularını açıklamaya çalıştı ama egemen olan aldatılmışlık duygusu…
Şu sırada en çok duyduğum sözler şöyle: "Hükümet, hukukçular, hakimler, Anayasa, Babayasa , Yüksek Seçim Kurulu neredesiniz…. Neyi onayladınız???? Siz biliyor musunuz biz bilmiyoruz… Hepiniz bizi aldatıyorsunuz! "
Hiç tartışmadan, incelemeden, ileride daha kapsamlı bir anayasa değişikliğini şimdi bölük pörçük emrivakiyle dayatmanın aldatmaktan başka bir şey olmadığını sokaktaki adam sağduyusuyla kavrıyor.
Aynı aldatılmışlık duygusu seçimlerden sonra da vardı. Mükerrer oy kullanılması, çöplerden mühürlü oyların çıkması, muhtarlıklarda adlarını bulamayan ve oy kullanamayan seçmenler, aynı sayıyı taşıyan sandıkların bulunması, seçim görevlilerinin itirazları, onların ellerindeki tutanaklarla YSK’nin açıklamalarının birbirini tutmaması…
Ben bu aldatılmışlık durumunu daha çok yaşamamak için… Bu referandum hiç ama hiçbir anlam taşımadığı için… Zorla dayatıldığı için… Ciddiyetten çok uzak ve halk kitleleriyle adeta alay ettiği için… Katılmama özgürlüğüm kısıtlanmaya çalışıldığı için… Demokrasi ve anayasa değişikliğine hiç ama hiçbir katkı sağlamayacağı için… Ben bu referandumda oy kullanmayacağım.
Eğer kullanacak olsaydım, elbet "Hayır" diyecektim. Ama inanın, hayat boyu mürekkebe batmış ellerimin bu Pazar o siyah mürekkeple lekelenmesini hiç ama hiç istemiyorum!
Cumhuriyet- 21 Ekim 2007.