Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2007


Savaşa Geçit Vermeyin!

Biliyorum, farkındasınız: Emperyalist güçler ve onların maşaları bizi Irak batağına  çekmek istiyor. Amerikan ordusunun bulandığı, debelendiği, bir türlü çıkamadığı kan girdabına Türk Ordusu da girsin, çıkamasın, debelensin istiyor!

Biliyorum,  farkındasınız:  P.K.K. Türkiye’deki tüm Kürtleri  yandaşı kılmak, etnik düşmanlığı vurgulamak, körüklemek, yoğunlaştırmak istiyor. “Terörle mücadeleyi”, P.K.K. ya karşı mücadeleden çıkartıp, tüm Kürtlerle silahlı mücadeleye, çatışmaya   dönüştürmeye çalışıyor. Yalnız kendi sınırlarımız içindeki Kürtlerle değil, yeryüzündeki tüm Kürtlerle  Türkiye Devletinin savaşa girmesini istiyor. Ne kadar çok ölen ve öldüren olursa, amacına o denli yaklaşacağına inanıyor.

Peki bu oyuna gelirsek,  bizi bekleyenin hem iç savaş  hem de dış savaş olduğunun da farkında mıyız???

Biz bu oyuna yokuz

Şimdi tam zamanıdır. Eğer hala geç kalmadıysak, şimdi haykırma zamanıdır:

Biz bu oyuna yokuz! Biz bu oyunu oynamayacağız! Biz bu hesabı bozacağız! Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz!

Haykırmak yetmez . Bu haykırdığımızı hayata geçirmemiz gerek.
Başarabilir miyiz? Doğrusu bu sorunun yanıtını bilemiyorum…  Ama her şeye karşın, denemeye değer.

Nasıl mı?  Önce şiddeti tırmandıranlara, düşmanlığı tahrik edenlere geçit vermeyerek…  Şiddet içeren her tümceyi sorgulayarak…

Tanrım, gazetelerdeki kimi yazıları, televizyonlarda kimi konuşmaları dehşet içinde izliyorum! Bu yazanlar, bu konuşanlar acaba hiç kendi çocuklarını savaşa sürmüş mü!  Utanmadan çocuk denecek yaşta ölmüş gençler üzerinden siyaset yapmaya kalkıyorlar!  

Nasıl mı? Ölen her çocuğun acısını,  çocuğu öldürülen her annenin acısını gerçekten içimizde duyarak,  yaşayarak.   İnanın bu acı,  siyasi sloganlarla, intikam, kin nefret sloganlarıyla  ya da hamasi nutuklarla  giderilmez, giderilemez. Hele savaş naraları atarak hiç giderilmez! Bunlar sadece göstermelik tepkilerdir.  Yürekte duyulan acı, gösterişe döndürülemez.

Nasıl mı?  Tahriklere kapılmayarak…  Türkiye’nin çeşitli kent ve kasabalarında  DTP Merkezlerinin  saldırıya uğramasına izin vermeyerek… Daha birkaç  gün önce  İstanbul’un göbeğinde  kimi Kürt vatandaşlar sokağa çıkmaktan duydukları korkuyu dile getiriyordu… Kendini güvende hissetmenin tek yolu , karşısına da aynı güven duygusunu verebilmekten geçer! Bunu kafalara nasıl dank ettirmeli ki!

Nasıl mı?  Demokrasiden asla ve asla vazgeçmeyerek. Demokratik kanalları açık tutarak. Sokaklarda değil, Mecliste siyaset üreterek.  Toplumsal barış ancak böyle sağlanabilir!

Meclisteki kadınlara sesleniyorum

Biliyorum bu yukarıda bir çırpıda sıraladıklarım kolay iş değil. Çok zor. Ama başka bir seçeneğimiz yok!

Bu ülkenin kadınlarına benim güvenim sonsuz.  Kolayı değil, zoru gerçekleştirmede  daha başarılı olduklarını çok iyi biliyorum. Yürek sesleriyle, akıl seslerinin bir olduğuna inanıyorum. Birikimleriyle, deneyimleriyle, sağduyularıyla ,  duygudaşlık ve dayanışma güçleriyle, sorun çözme beceri ve yetenekleriyle,  bunun üstesinden gelebilirler.

O nedenle önce ülkemin tüm kadınlarına, sonra Meclisteki 50 kadın milletvekiline sesleniyorum:
Şiddetin her türüne karşı birleşin! İçinizdeki  insan sesini, vicdan dilini bulup yaymaya bakın! 

Meclis’teki 50 kadın milletvekili: Şimdi partileriniz sözcüsü olmaktan çıkın! Tüm ayırımcılıkları , tüm farklılıklarınızı bir yana bırakın. Türk-Kürt, laik- şeriatçı,  Sunni- Alevi, sağcı-solcu,  YETER! Bir araya gelin ve ortak çözüm arayın!  Yüreğinizle yani aklınızla konuşun! Partilerinize puan kazandırmaktan vazgeçin, ülkenize, vatanınıza  en büyük zaferi kazandırın: Ne iç savaşa ne de dış savaşa sürüklenmeyecek bir Türkiye Cumhuriyeti kazandırın!

Amasız, şartsız koşulsuz,  bundan böyle bir tek ocuğun bile ölmeyeceği yolu arayın, bulun ve yaratın! İnanın, yapabilirsiniz!

Cumhuriyet- 25 Ekim 2007

 

     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri