Tarihi Yargılamak
“Çoğumuzun sandığının tersine günümüzde barışı tesis etmek, geçmişten öç almaktan, geçmişten hesap sormaktan, geçmişi cezalandırmaktan geçmiyor. Türkiye’nin Kenan Evren gibi darbecilerden; ABD’nin Vietnam’da Kamboçya’da , Timorlardaki katliamın mimarlarından Henry Kissingerlardan aklandığının belirtisi , bu insanların yargılandıkları değil, sokağa çıkmaktan, tarihten ve toplumdan utanacakları gün olacak. Bizim yüzümüze bakmaktan yüzlerinin kızaracağı gün olacak. Bunun için de önce kendimizle yüzleşebilmemiz lazım. “
Şu yukarıdaki satırları tekrar tekrar okuyorum... “Çoğumuzun sandığının tersine... “ diye başlayan paragrafta, her sözcüğün altını çiziyorum... Darbecilerden, katliam mimarlarından aklanmanın belirtisi, (...) bu insanların sokağa çıkmaktan, tarihten ve toplumdan utanacakları gün olacak... Yüz kez, bin kez çiziyorum...
Ama yalnız bunların değil, öyle çok satırın altını çizdim ki okuma boyunca...
Gündüz Vassaf’ın “Tarihi Yargılıyorum” adlı kitabından söz ediyorum. Bir süre önce İletişim Yayınlarından çıktı.
Belki en sonunda söylemem gerekeni hemen başta söyleyeyim: Bu gecikmiş okuma boyunca hem çok şey öğrendim, hem bilip de unuttuklarımı anımsadım, zaman zaman güldüm ağladım, zaman zaman kızdım, öfkelendim, şaştım, her sayfada düşündüm, duygulandım, heyecanlandım, en çok en çok de sorguladım... Başta kendimi sorguladım...
Gündüz Vassaf , dünyanın neresinde olursa olsun, doğduğumuz andan başlayarak, ailelerimiz, okullarımız, çevremiz, içinde yaşadığımız toplumlar, devletlerimiz, dinlerimiz tarafından bize dayatılan, bize “giydirilen”, ikinci bir ten gibi, derimiz gibi üzerimize yapışan, hiç sorup sorgulamayı aklımıza getirmediğimiz “geçmişimizle”, dünya tarihiyle, bizi yüzleşmeye çağırıyor.
Sakın yanlış anlaşılmasın: O, bu kitap boyunca bir suçlu aramıyor. Amacı suçluları bulup, teşhir etmek hiç değil. Tarih öncesinden günümüze, Çin’den ABD’ye, Güney Afrika’dan İsrail’e , İngiltere’den Avustralya’ya, Eskimo’lardan Türklere, her çağın her toplumun geçmişe bakışı, tarihiyle yüzleşmesi, çeşitli örneklerle nasibini alıyor bu serüvenden...
Gündüz Vassaf’ın amacı, tarihe nasıl baktığımızı irdelemek. Kim haklı kim haksız, hep ben haklıyım hep ben haklı , takım tutma, taraf tutma meselesi hiç değil. Nasıl baktığımızı, nasıl kayıt düştüğümüzü, nasıl belgelediğimizi , kayıt düşüp düşmediğimizi, neleri belgeleyip neleri suskunlukla geçiştirdiğimizi, geleceğe ne bıraktığımızı irdelemek...
Açık açık haykırıyor: “Nasıl bir gelecek istediğimiz geçmişimizde nasıl bir tarih arayacağımızda bağlı,” diyor... “Geçmişte oldu diye kaydettiklerimiz, türümüzün kaçınılmaz hali değil, bir hali. Olabilecek hallerimizden sadece birisi.” diyor.
Düşünsenize, bugüne dek bizlere hep savaşların tarihi öğretilmedi mi? Savaşlar yüceltilip, barış dönemleri yok sayılmadı mı? Savaşmak erkekliğin onuru bellenmedi mi? Savaşlar meşrulaştırılmadı mı? Barış aşağılanmadı mı? Bugün çocuklarımızın en büyük eğlencesi savaş oyunları değil mi? Hatta bilgisayar oyunlarında, bin yıl on bin yıl sonra çıkacak savaşlarla oyalanmıyorlar mı? (Anımsamadan edemiyorum: Bundan otuz yıl önce- yoksa 40 yıl önce miydi- bir yazımda okullardaki “askerlik” dersleri yerine “Barış” dersi konsa ne iyi olur diye yazdığımda millet amma dalga geçmişti benimle...) Oysa Gündüz Vassaf’ın vurguladığı gibi geçmişe nasıl bakıyorsak, geleceği de öyle oluşturuyoruz!
“Tarihi Yargılıyorum” kitabının son sayfasını çevirip bitirdiğimde, içimde yine de bir umut tohumu vardı. Gündüz Vassaf’ın bu kitabı yazmış olmasının ve yalnız olmadığını bilmemin umudu...
Cumhuriyet - 26 Ağustos 2007 |