2007 'de şiddet egemendi
.Düşünce ve duyguda, söz ve eylemde şiddeti dışlayan "Vakit Geldi" Girişimi, Barış Cümlelerini Çoğaltıyor…
Yılın sonu yaklaşıyor… İçimden bir ses, bitsin artık şu uğursuz 2007 diye haykırıp duruyor! Sanki yıl bitince, takvimdeki sayı değişince, uğursuzluklar, kötülükler, acımasızlıklar, haksızlıklar da bitecek… Sanki yıl değişince, bütün bir yıla egemen olan şiddet sarmalı da değişiverecek!
Tepeden tırnağa şiddete gömüldüğümüz, şiddetle kalkıp, şiddetle yattığımız, şiddeti körüklediğimiz, şiddeti tırmandırdığımız, şiddeti yaydığımız bir yıl oldu 2007.
Şiddet , aklımıza, yüreğimize egemen oldu. Düşüncelerimize duygularımıza egemen oldu. Bedenlerimize egemen oldu. Dilimize, sözümüze egemen oldu. Tartışmalarımıza, eylemlerimize egemen oldu…
Tepeden tırnağa düşünce, sağduyu, duygu insanı, yaşamı boyu şiddete karşı çıkmış Hrant Dink’in öldürülmesiyle başladı 2007 yılı. Cinayetin öncesinde de sonrasında da uygulanan şiddet, insanın kanını dondurmaya yeterdi. Göz göre göre, neredeyse davul zurnayla ilan edilerek işlendi bu cinayet. Sonrasında ise… Biliyorsunuz işte, mahkeme kapısında olağan ve sıradan hale dönüşen baskı, şiddet ve tehdit halleri… Sonra Malatya’da 3 misyoner … Sonra terörün aldığı canlar…
Sınır ötesi harekatla bitiriyoruz 2007’yi. Terör’e karşı önlem almak, terörü sonlandırmaya çalışmak tamam. Ancak medyadaki manşetleri, şiddeti sevinçle karşılayanları gördükçe, kimi yazıları okuyup, televizyon ekranlarından söylenenleri duydukça nasıl da şiddet sever bir medyamız olduğun, medyamızın da şiddetle beslendiğini görüyorum. Ne kadar çok Kürt öldürülürse, terörün o denli gerileyeceğine inanmak ne büyük gaflet!
"Vakit Geldi"
2007’in başıyla sonu arasında, şiddete meydan okuyan, şiddete başkaldıran çabalar da oldu.
Bunlardan biri "Vakit Geldi" girişimiydi.
"Vakit Geldi", Türkiye’de şiddeti, nefreti, ayrılıkları besleyen; hepimizi birbirimize karşı ötekileştiren, ürkütüp yalnızlaştıran, topraklarımıza ve yüreklerimize mayınlar döşeyen karanlığın efendilerine karşı, kadın ve barış diliyle konuşmanın vaktinin çoktan geldiğine inanan 90 kadın tarafından 14 Nisan 2007, Cumartesi günü yapılan bir toplantı sonrasında kurulan bir platformdu. Platformun amacı, şiddetin her türüne karşı birleşmek; kadın dilini, insan dilini, vicdan dilini bulup konuşan, kendi değerlerini koruyan, barış ve dostluk ortamında korkusuzca yaşayan ve çocuklarını korkusuzca büyütmek isteyen kadınların seslerini kamuoyuna duyurmaktı.
O ilk toplantıda birbirimizin sesini duyduk. Birbirimizi tanımaya çalıştık Vicdanımızla konuştuk, vicdanımızla dinledik… Kısa sürede bir iletişim ağı (network) kuruldu. Bugün yüz kadındık, yarın yüz bin kadın olabilirdik…
Sonra… Sonra … Türk –Kürt- Rum- Ermeni- Alevi- Suni, Türkiye’nin her yanından kadınlar tekrar bir araya gelemedik ama, 100 kadından birer barış cümlesi istedik.
"Yüzyıllardır bu topraklar üzerinde koskoca bir tarihi paylaşan çocukların annesiyiz" diyerek …
"Biz kadınlar Barış’a söz verdik" diyerek… Bizi birbirimize bağlayan en büyük özlemimizi cümlelerimize döktük.
Barış Cümleleri
Kısa bir süre önce Cumhuriyet Gazetesinde ve başka gazetelerde kadınların barış cümlelerini okudunuz. Kimi gazete parasız bastı cümlelerimizi, kimi indirimli tarifeden ilan olarak yayınladı, kimi indirim yapmadı, kimi haber olarak değerlendirdi. (İlan paralarını gazetelere ödeyebilmek için hala aramızda para toplayıp duruyoruz!)
100 kadından birer cümle istemiştik. Baktık ki, cümlelerin sonu gelmiyor, özlemin sonu gelmiyor, barış düşüncesinin sonu gelecek gibi değil, ha bir yeni insanlar, yeni cümleler ekleniyor, genç, çalışkan arkadaşımız Ayşe Çavdar kolları sıvadı, tüm barış cümlelerini www.vakitgeldi.org sitesine yerleştirdi.
Sonra … Sonra… 100 barış cümlesi, 300 cümle, 500 cümle oluverdi. Sonra bin cümle, 2 bin, derken üç bin cümle oldu... Artık saymıyoruz, ha bire barış cümleleri coğalıyor, çoğalıyor, çoğalıyor… . Üstelik artık erkekler de katılıyor cümleleriyle ! Elbet geri çevirmek aklımızın ucundan bile geçmedi…
Birbirinden çok farklı tümceler. Kimi müthiş yaratıcı, kimi bulutların üzerinde uçan, kimi daha beylik, daha alışılmış, kimi çarpıcı, şaşırtıcı, kışkırtıcı… Kah bir başkaldırı ya da isyan bayrağı, kah bir bayram sevinci … Kiminde umut ağır basıyor, kiminde düşler… Güldüreni, gülümseteni de var, düşündüreni, eleştireni, tartışma açanı da …
Eğer yeni yılı beklerken, yetti gayrı bu şiddet ortamı diyenlerdenseniz, girin www.vakitgeldi.org sitesine… Barışa ilişkin binlerce düşünceyi, duyguyu içinize çekin.İnanın, ilaç gibi geliyor! Sonra, kendi soluğunuzu, kendi barış cümlenizi siteye verin. Elinizi uzatın… Çoğalın, çoğalın, çoğalın…
Cumhuriyet- 28 Aralık 2007