Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2007


Şiddetin çözümü şiddet olamaz.

Bugün bayram. Bayramın birinci günü. Bayram sözcüğü bile yaşama sevincini çağrıştırmaya yetebilecekken, gelin görün ki, ağızlarda acı bir tat,  yüreklerde koca bir yangın…  Türkiye  şehitlerine ağlıyor. Bayram günleri şehitlerine ağlıyor.

Eğer yapabiliyorsanız kendinizi birkaç gün önce  Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde bir minibüsün içinde  öldürülen on iki köylünün ve   Küpeli Dağı’nda pusuya düşürülen 13 askerin, daha önceki gün mayına basan, üç gün sonra mayın tarlasına giren çocuk, iki gün ya da iki yıl , beş yıl, üç yıl  önce üzerine bomba yağan, beş gün sonra  yine pusuya düşürülüp öldürülen gençlerin  yakınları yerine koyun.  Farzedin sizin çocuğunuz, sizin evladınız, sizin “kuzunuz”, sizin kardeşiniz, sizin eşiniz, sizin  yeğeniniz, sizin ağabeyiniz, sizin arkadaşınızdı o ölen... Sizdiniz  o ölen... Hiç bitmeyen ölümlerle ölen ve  yıllardır ölen..

Türkiye’de yaşayan,  bu ülkenin vatandaşı olan herkes bu ölümleri, öldürmeleri  içinde, içinin taa en derininde duymadıkça, o acıyla kavrulmadıkça...

“Ateş düştüğü yeri yakar” lafını bellemiş olanlar ateşin düştüğü yerin kendileri, kendi çocukları, kendi evleri, yuvaları, kendi ülkeleri olduğunu kavramadıkça...

Bu ölümleri ve öldürmeleri  her seferinde  hamasi sözler, ‘lanetliyoruz’ klişeleri,  “kanları yerde kalmayacaktır” nutuklarıyla karşılayıp, cenaze törenlerinde  siyah gözlükler ardında timsah gözyaşları dökmekle  görevlerini ve sorumluluklarını yerine getirdiklerine inanan yöneticiler  oldukça...

Yıllardır dinmeyen , bitmeyen, sonu gelmeyen bu ölümler ve öldürmeler sürerken, cenazelerin ertesi günü  bu konuyu “rafa kaldırıp”,  kendi ideolojilerini, kendi çıkar ilişkilerini, kendi yaşam biçimlerini  dayatmanın yollarını arayanlar  ve  bu “sorun”u yalnızca  seçim dönemlerinde anımsayanlar oldukça...
Şu son beş yıldır  bu toplumun temel meselelerini, iç ve dış politikalarını, devletin savunulması gereken ilkelerini ve haklarını bir yana bırakıp, uluslar arası arenada  “zavallı” durumuna düştükçe...
“Sorun” a çözümü, yalnızca daha çok şiddette gördükçe...
Daha çok şiddettin, daha çok düşmanlığın, daha çok öldürmenin, daha “başarılı sonuç” getireceğine inananlar oldukça bu savaşın sonu gelmeyecek!

Kaç on yıldır bu böyle gidiyor.

Başka bir yolu olmalı

Öldük öldürdük... Biz ve ötekiler, biz ve düşmanlar dedik. Sınırlarımız içinde sınırlarımız ötesinde  sürdürdük savaşı...

(Bakmayın medyanın şu sırada Irak  sınırı ötesine saldırmamız için tempo tutmasına!  Hiç kuşkunuz olmasın satışı arttırmak içindir bu tutum! Medya patronları ya da yöneticilerinin çocukları  olmayacak sınır ötesine operasyona gidecek askerler arasında! Ne de Mecliste yeni bir teskereyi geçirecek olan milletvekillerinin çocukları!  Bugüne dek  yapılan tüm sınır ötesi operasyonların da sorunu çözmediğini nasıl olur da bilemeyiz hala! Nasıl olur da  Ortadoğu cehennemine dalmaya gönüllü oluruz!)

Başka bir yol olmalı. Evet başka bir yol mutlaka olmalı. Çocuklarımızın ölmeyeceği bir yol.
Biz-siz demeden... Ya bendensin ya düşmandan demeden. Bu ayırımı yapmadan...  Kim başlattı hesaplarına girmeden... İntikam çığlıkları atmadan... Öç almak için yanıp tutuşmadan... Kin ve nefreti kışkırtmadan ...

Bilmez değilim, korkunç bir toplumsal öfke yaşıyoruz. Ve bu toplumsal öfkeyi daha çok daha çok kışkırtmak, sanki “halkın duygularına  tercüman olmakla” eşanlamlı hale geldi. Halkın duygularını yansıtma yarışına  girildi. Medyamızın ansızın çark etmesi bundandır.

Ama yanlış. Siyaset, bir ülkenin yaşamını tehlikeye atacak ya da yolunu açacak siyaset,  galeyana gelmiş duygularla değil, tahriklerle değil,  akılla oluşturulur.   Anlık kararlarla, intikam duygusuyla, anlamsız inatlarla değil,  akılla, mantıkla, düşünce üreterek oluşturulur.

Ülkemin her yerinde Türkçe ve Kürtçe ağıtlar okunduğu şu bayram günlerinde, biz Türkler, onlar Kürtler demeden (bizim yurttaşlarımızın bir bölümü de  Biz Kürtler, onlar Türkler  diyebilir)  biz ve düşman demeden, tek düşman bellemeliyiz. O da terör, o da daha çok şiddet...

“Şiddete, savaşa karşıyız, ama...” söylemleri için de çok geç artık. Tüm “ama...”ları bir yana bırakmanın zamanı çoktan geldi geçti bile. Amasız, şartsız, koşulsuz,  bundan böyle bir tek çocuğun bile ölmeyeceği yolları Türk ve Kürt bir arada bulmalı, yaratmalıyız. 

Şiddetin çözümü şiddet olamaz.

Cumhuriyet- 12 Ekim 2007

 

     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri