O Lokanta beni de iğrendiriyor Sayın Bakan!
Rastlantı işte! Tam o anda açmışım televizyonu. Karşımda Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay konuşuyor. Meclis Genel Kurulu'nda, 2008 yılı bütçe görüşmeleri sırasında…
Diyor ki, "Sivas Madımak'ta tarihimizin yüzünü karartan, utanç verici olaylarından biri yaşandı…"
Bir an duraksıyor, tarihi anımsamak ister gibi. Olduğum yerden karşımdaki ekrana haykırıyorum: "2 Temmuz 1993"… Zaten o da hemen anımsıyor: "1993 yılının Temmuz'unda," diyor… "DYP ve SHP iktidardaydı," diyor.
Sonra kelimelerin üzerine tek tek basarak, her birinin altını çizerek, "Hükümetin, vilayetin, askerin, savcının, polisin gözünün önünde, Anadolu'nun ortasında insanlarımız ölüme, vahşete terk edildiler," diyor.
Bir an durup ekliyor: "Orada aynı yerde bir lokanta yapılmış olması beni iğrendiriyor." Diyor. Yetinmiyor, tekrar ediyor: "Açıklıkla söylüyorum, beni iğrendiriyor."
Sonra devam ediyor: "Bu mutlaka tashih edilmesi gereken, bir biçimde hafızalarımıza kazınması gereken, o dönemde devleti yöneten sorumlularıyla birlikte hafızamıza nakşedilmesi gereken bir olaydır. Bu konuda gereken dikkati göstereceğim." diyor.
AKP iktidara geldi geleli ilk kez, bir bakanın böyle konuştuğunu duyuyordum.
2 Temmuz 1993'de Sivas'ta "Şeriat isteriz" diye, "dinsizlere ölüm" diye bir araya gelip, sekiz saat boyunca uluyan, yetinmeyip, ellerinde sopalar sekiz saat boyunca yıkıp kıran, sonunda Madımak Otelin'i saran, ateşe veren, içindekileri diri diri yakan cahiller, yobazlar güruhu bugüne dek yok sayılarak adeta ödüllendirildi. Onları yok saydıkça biz, orada can veren 37 aydınımızı her gün yeniden yeniden öldürdüğümüzü de fark etmez olduk… İşte yanıp kül oldular, olay kapandı bitti dedik adeta! (Şimdi Malatya'da üç vatandaşımızın katliamına ilişkin yargı sürecini izlerken, Sivas sanıklarının duruşmalarını anımsamadan edemiyorum! Puslu ve sisli Ankara sabahlarında izlemiştim Sivas duruşmalarını. Sanıkların "Ey cahiller! Size bir Sivas yetmez, daha çok Sivas!" diye haykırışlarını da…)
1993'den sonra Sivas'a hiç gitmedim. Madımak Oteli'ni görmemek için! Vazgeçtim o mekanı görmekten, insanlar oraya gidip, aynı binada, başka insanların can çekişe çekişe havasızlıktan, dumandan, ateşten, alevden can verdiği bir binadaki lokantada nasıl yemek yiyebilir, onu da anlayabilmiş değilim…
Yıllardır bir çoğumuz orada farklı bir düzenleme yapılması için, belki bir müze kurulması için yazıp çiziyor. (Sayısız önerimiz var ve dünyada bunun sayısız örnekleri var. Ayrıntılara girmiyorum.)
Yalnızca ölülerimize saygıyı yaşatmak için değil …. Çok önemli bir işlevi de yerine getirmek için kaçınılmaz bir düzenleme: Belleksiz bir toplum, utançsız bireyler olmayı önlemek için kaçınılmaz!
Madımak Oteli'nin, insan hakları müzesine dönüştürülmesi, yalnızca o katliamda yitirdiğimiz insanlara borcumuz değil, gelecek kuşaklara da görevimizdir.
"Unutmayın, unutturmayın ki, bir daha yaşanmasın, " demektir.
Bakanın kullandığı "İğrenmek" sözcüğü doğrudur, ama azdır.
O lokanta yalnız beni değil, birçok insanı iğrendiriyor Sayın Bakan! Ve şimdi hepimiz "mutlaka tashih edilmesi gerektiğine" inandığınız ve açıkladığınız durumun takipçisi olacağız.
Cumhuriyet – 9 Aralık 2007