Casa Dell’Arte
İki gün önce de söyledim: Tatil yörelerinde , nasıl bir tatil geçirmek istediğiniz sizlerin seçimine bağlı. Ayni yörede, ayni kıyı kasabasında, aynı sahilde, birbirinden çok farklı yaşamları seçebilirsiniz.
Bodrum her geçen gün sanatsal kültürel etkinliklerle zenginleşen bir yer oldu çıktı. Ağustos ayıyla birlikte festivaller hükümranlığını ilan etti: 1-17 Ağustosta “5. Bodrum Uluslar arası Bale Festivali” zengin mi zengin bir program sunuyor. 1- 18 Ağustos tarihleri arasında ünlü piyanistimiz Gülsin Onay’ın sanat yönetmenliğini yaptığı “ 4. Gümüşlük Festivali” ; 30 Ağustos – 2 Eylül arasında ana teması “Ulusaldan Evrensele” olan “3. D-Marin Turgut Reis Uluslar arası Klasik Müzik Festivali” her ikisi de nitelikten ödün vermeden her geçen yıl çıtayı yükseltiyor… Ayrıca kent merkezinde ve çevresinde görülebilecek onlarca sergi…
Evet ama, yolumuz oralara düşerse ya da düşmüşse bütün bunlardan nasıl haberimiz olacak derseniz? Malum büyük medya bu gibi sanatsal olaylarla ( hele davet edilip, yedirilip içirilmedikçe) hiç ilgilenmez… Siz en iyisi o yöredeyseniz ilk iş “Bodrum Sanat” dergisini alın. Her ay yayınlanan (fiyatı 2 YTL) bu dergiden ilgi alanınıza girebilecek tüm sanat etkinliklerini öğrenin!
“Sanat tatil yapmaz”
Süregelmekte olan bu etkinliklere bu mevsim bir yenisi ekledi:
Bodrum –Torba’da bir zamanlar bomboş olan ve yıkık bir kilise kalıntısı nedeniyle “kilise mevki” diye bilinen yerde açılan, her nedense adı İtalyanca olan (illaki bütün tabelalar, bütün adlar Amerikanca olacak değil a!) “Casa dell’Arte” Oteli, Türkiye’de ender bulunan bir müze zenginliğinde… (Casa dell’Arte, “Sanat Evi” demek… Ev ne kelime, burası tam bir müze!)
Sanayici , işadamı Yunus Büyükkuşoğlu, yıllar içinde geliştirdiği çok geniş ve çok nitelikli kişisel koleksiyonunu, “tüm sanatseverler, ilgi duyanlar , herkes görebilsin , bu değerleri tanısın, paylaşabilsin “ diye sahibi olduğu 12 odalı otelin tüm salonlarına ve odalarına dağıtmış. Otelin her köşesinde belli başlı Türk ressamların, heykeltıraşların eserleri sergileniyor. Ancak koleksiyonu öylesine büyük ki , belli sürelerle sergilenen tablolar değişiyor.
Alaaddin Aksoy , Ali Atmaca, Adnan Çoker , Devrim Erbil , Ergin İnan , Eren Eyuboğlu , Ekrem Kahraman , Erdinç Bakla, Fikret Mualla , Hamit Görele , İrfan Okan , Komet , Mehmet Güleryüz , Neşe Erdok, Nuri İyem, Ömer Uluç , Temür Köran , Yusuf Tonkuş, Turan Erol gibi isimlerin (unuttuklarım beni bağışlasın) 300’ü aşkın eseri , belki de en ilginç eserleri, ortak paylaşım alanlarında ve odalarda sergileniyor…
Durun hepsi bu kadar değil! Casa dell’Arte’nin görkemli bir iç avlusu var… (Otelin mimarını öğrenmek istediğimde yanıt alamadım, tüm konseptin Fatoş Büyükkuşoğluna ait olduğu söylendi. ) Bu iç avluda yalın ama çok işlevli bir sanat galerisi yer alıyor. Buranın çalışması, işlerliği ve yönetimini Evin Sanat Galerisi üstlenmiş. 1996’da İstanbul Bebek’de Evin ve Ümit İyem tarafından kurulan Evin Sanat Galerisi, “Sanat Tatil yapmaz” dan yola çıkarak burada süreli sergiler düzenliyor.
Temmuz ortalarına dek “Figür Geleneğinde Çağdaş Yorum" başlıklı karma sergi vardı. Onu Neşe Erdok, Nuri İyem sergisi izledi. Nitekim bu serginin açılışında Kerem Görsev ve Allan Harris’in konseriyle birlikte, doğanın, sanatın, müziğin bir araya gelen gücünden harikulade bir “dünya” yaratıldı…
Daha nice “dünya”lara diyelim… Yeter ki bakmakla yetinmeyip görmesini bilelim, en önemlisi de seçmesini bilelim…
Cumhuriyet - 5 Ağustos 2007