WINPEACE 10 Yaşında (2)
Türkiye – Yunanistan Kadın Barış Girişimi (WINPEACE) hareketinin onuncu yıl etkinliklerine, bugün yeniden dönmeyi düşünmüyordum. Anacak yaşadığımız bir olayı sizlerle paylaşmak istediğimden, Cuma günü bıraktığım yerden sürdürüyorum... (Bakınız: Cumhuriyet- 2 Kasım )
Çalışmalarımızın ilk günündeyiz. Kos adasındayız. Büyük bir toplantı salonundayız. Herkese açık bir toplantı düzenlenmiş. Ada için yüksek sayılabilecek, beklediğimizin üzerinde kalabalık bir dinleyici kitlesi var. Şarkıcı, türkücü yok, gösteri yok. Yalnızca konuşmalar var. Dinlemeye gelenler, daha çok kadınlar, üstelik hem yaşlı hem de çok genç kadınlar... Dinlemeye gelenler, iki ülkenin sorunlarını çatışmasız halledebileceğine inananlar, her tür şiddeti dışlayanlar, barış kültürünü savunanlar, on yıldır gerçekleştirdiklerimizi merak edenler, barış eğitimine ilgi duyanlar vb... Bir de protokol: Vali, Belediye Başkanı, İmam ve Papaz...
Margarita Papandreu ve ben Winpeace’i anlattık. Jennifer Sertel “Barış Eğitimi”ni anlattı, vb... Toplantının sonunda söz salona verildi. İlk sözü alan heyecanlı bir bey. Kürsüye fırlayıp uzun uzun konuşuyor. Yunanca konuşuyor.(Çeviri yok o anda) Biz orada bulunan 15 Türk kadın hiçbir şey anlamıyoruz....
Adam konuşurken konuşurken, ön sıralardan önce iki, sonra, üç, sonra beş kişi ayağa kalkıp, solonu terk etmeye başladı. Sonra üç kişi daha, sonra dört beş kişi daha... Vali kalktı yerinden, dışarı çıktı. Ardından Belediye Başkanı kalktı gitti... Çok sessiz, çok saygılı, yerinden kalkan, kürsüye bakmadan, kürsünün hemen arkasındaki kapıdan çıkıp gidiyor. Ama adam hala konuşuyor... Ve salon boşalıyor... Salon akın akın boşalıyor... Tam önümdeki sıradaki gençler, bir el hareketiyle (her dilde anlaşılabilecek bir hareketle) toplu halde kalkıp gitmeye hazırlanırken, birini yakalayıp, “ne oluyor” diye fısıldadım.Yüksek sesle İngilizce şöyle yanıtladı: “Manyağın biri provakasyon yapıyor! Dinlemeye değmez!”
Adam konuşmasını bitirdiğinde, toplantıyı yöneten Winpeace üyesi Yunanlı arkadaşımız Fotini Siyianu şöyle diyecekti: “Sizi saygıyla dinledim. Söylediklerinizin hiçbirine katılmasam da, söz hakkınıza duyduğum saygı nedeniyle dinledim. Bizim düşünce ve dünyaya bakış açımız ile çalışma yöntemlerimiz sizinkinden farklı. Siz var olan yaraları kaşıyıp kanatmaya bakıyorsunuz; biz ise yaraları tedavi edip, sarıp, izlerinin kalmaması için gayret ediyoruz.”
Bu sözleri söylerken, kadınca bir dürtüyle, sanki elinin üzerinde bir yara varmış da öteki eliyle önce o yarayı kaşıyor gibi yapıyor, sonra da elini usul usul okşuyordu...
Hayır,Yunanlı arkadaşlarımız, adamın neler söylediğini bize anlatmadılar. Ancak konuşmasında sık sık geçen “Pontus” ve “Kemal” sözlerinden (Mustafa Kemal demek istiyordu) neler anlattığını tahmin edebiliyorduk...
Sonradan adamın LAOS (Laikos Orthodoxos Sinagermos) Popüler Ortodoks Hareket Partisi üyesi olduğunu öğrenecektik. Winpeace arkadaşlarımıza göre faşist bir parti. Maalesef, Mecliste on temsilcileri vardı... Ancak benim vurgulamak istediğim adamın konuşmasına salondakilerin tepkisi... Milletin kalkıp gitmesi, dinlemek istememesi, saygılı protestosu, görülecek bir olaydı! Gözlerimin önünden ve yüreğimden hiç ama hiç silinmeyecek bir olay...
On yıl önce de Wınpeace hareketiyle Kos’taydık. O zaman böyle bir konuşma olsa, bu tepki düşünülemez, düşlenemezdi bile...
Demek ki, “yaraları sarma” çalışması boşa değil! Öyleyse devam!
Erdal İnönü’ye Sevgiyle ve Saygıyla ...
Günlerdir Sevgili Erdal İnönü için söylenebilecek, yazılabilecek en güzel şeyler söylendi, yazıldı. Kişiliği, bilim adamlığı, siyasete kazandırdığı nitelik, eşsiz mizah duygusu... Ben bir noktayı daha belirtmek istedim: Sanata ve kültüre verdiği önem...
Hiçbir bir siyasetcinin yapmadığını, çok az bilim adamının yapabildiğini yapardı: Konserleri kaçırmazdı. Ona hep tiyatrolarda rastlardım. Sıradan bir vatandaş gibi sergilere giderdi. Hiçbir önemli sanat olayını kaçırmazdı. Değerlere, yaratıcılara, sanatçılara, yorumculara değer verirdi. Düşünce dünyasını, yaşamını sanatla zenginleştirirdi. Sanatla ve sanatçılarla çoğalır, eşsiz bir örnek oluştururdu.
Tüm yakınlarına başsalığı diliyorum.
Cumhuriyet – 4 Kasım 2007