Aydın Gün… Ve Düşünmemiz gereken…
Sevgili Okurlar,
Ne çok, ne çok özlemişim sizleri! İki hafta boyunca yazmadan, konsere, tiyatroya, sergiye, sinemaya gitmeden, n'olacak şu ülkenin hali, şu kadınların hali, şu savaş tutkunlarının, şiddet bezirganların hali toplantılarına katılmadan, torunlara sarılmadan, yataktan çıkmadan da yaşanabiliyormuş meğer. Zatürre'nin beni mahkum ettiği bilgi sayarın başına geçme, yazı yazma yasağı bu hafta da sürüyordu ki, dün aldığım haber, susmamı imkansız kıldı.
Aydın Gün'ü yitirdik.
Türkiye'de Opera ve Tiyatroya yaptığı katkıları… 50'li yıllarda, Ankara Operası'nda Carl Ebert'in asistanıyken, usta bir şancı ve rejisörken, opera dünyamızda öncü düşünceleri, ilkeleri, dünyaya açılımı, birikimleriyle bu sanatı farklı ufuklara taşıma tutkusu… 60'lı yıllarda İstanbul Şehir Operasını kurması… Muhsin Ertuğrul'la tatlı rekabetleri, yarışları… İstanbul Opera ve Balesi Başrejisörlüğü, bu kurumun Sanat yönetmenliği… 70'li yıllarda İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın kuruluşuyla birlikte Uluslar arası İstanbul Festivalleri yöneticisi… Leyla Gencer Şan Yarışması'nın düşünce babası ve uygulayıcısı…
Bütün bunlar, hani derler ya bir film şeridi gibi geçerken gözlerimin önünden , yüreğimin içinden (ve içimdeki bencilce bir ses, ama bütün bunlar benim de, benim de hayatım, o benim de arkadaşım, kavga arkadaşım, dayanışma arkadaşım, çalışma arkadaşım, düşüncelerimiz kah uyuşan kah uyuşmayan ama hep sonsuz sevgi ve saygı duyduğum bir büyüğüm, bir arkadaşım" diye hıçkırırken) şimdi Aydın Gün'ün ne değerli olduğu anlata anlata bitirilemeyecek diyorum … Ve isyan ediyorum:
A benim canım Türkiye'm, değerlerinin değerini bilmez ülkem! Bu ülke operasının kurucusunu, festivallerinin yöneticisini, sayısız kültürel ve sanatsal girişimin öncüsünü, Aydın Gün'ü, iki gün önce değil, çoktan yitirdi. 90'lı yılların sonunda İstanbul'dan ayrılıp Berlin'e yerleştiğinde yitirdi. Onu Türkiye'de tutamadığı, yaşatamadığı için yitirdi. "Öncü" diye nitelediği sanat insanının önünde kapıları açmak yerine, tüm kapıları kapadığında yitirdi.
Bence timsah gözyaşları dökmek yerine, Türkiye değerlerine neden sahip çıkamaz, çıkamıyor diye düşünme zamanıdır.
Sevgili Aydın Gün'ün eşi soprano Azra Gün, oğlu ressam Mehmet Gün başta olmak üzere , tüm yakınlarına, sevenlerine sabırlar dilerken, toprağı ve ışığı bol olsun diyorum.
P.S. Sevgili Okurlar, geçmiş olsun dileklerinize, mesajlarınıza ve çiçeklerinize çok teşekkür ederim.
Cumhuriyet - 2 Aralık 2007