Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2004

Tükenmeyen Aziz Nesin…

Ah ne çok, ne çok özlemişim o "Merhaba"yı! Sevgili Aziz Nesin'in , ülke durumunun anlık ve her zamanlık fotoğrafını gözler önüne seren fotoğrafını!

"Sayın bayanlar baylar merhaba. / Sayın olmayan bayanlar baylar sizlere de merhaba. / Bindiği dalı kesenler / Öksürüğe göre esenler /Çabuk kırılıp küsenler / Kendi yağlarıyla kavrulanlar / El kapılarına savrulanlar, merhaba / (…) Merhaba verilip de tutulmayan sözler / Merhaba doymayan gözler / Merhaba dolmayan göbekler / İskemleler, işkembeler, merhaba. / Yurdumun ağaçsız toprakları / Topraksız ağaçları / İnsansız topraklarım / Topraksız insanlarım / Merhaba özgürlük yolunda yaralanıp yitenler / Merhaba bu yolda dökülüp bitenler / Merhaba söylenmemiş en güzel söz / Merhaba güzel yarınlar / Merhaba güzel yarınlar…"

Yurdumun yarınından en çok endişe duyduğum bir sırada, İzmit Şehir Tiyatrosu sanatçıları getirdi bana Aziz Nesin'in "Merhaba"sını ve o merhabayla birlikte onun sesini, düşüncelerini, keskin gözlemlerini, akılcı eleştirilerini, bitmek tükenmek bilmeyen emeğini, üretimini ve halkına duyduğu o sosuz sevgiyi…

Akıl ve Gönül yolu

İzmit, yurdumda kentler içinde bir kent… Oraya egemen olan endüstri ve ticaret. Ama ufku geniş mi geniş bir Belediye Başkanı, Sefa Sirmen sayesinde ve tiyatro tutkusuyla yanıp tutuşan bir avuç gencin azmiyle 1997'de İzmit Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nu kurmuş bir kent.

O tarihte Işıl Kasaboğlu'nun yönetiminde açılmıştı İzmit Şehir Tiyatrosu. Nöbeti ondan Yücel Erten alacaktı… Kuruluşundan bugüne, sayısız oyun, (yanılmıyorsam 18 prodüksiyon), 600 bin nüfuslu kentte hiç boş salona oynanmadı. Birçok oyunu yurt dışında uluslar arası platformlarda sundukları gibi, Kukla Tiyatrosu, Uluslararası Sokak Tiyatrosu Festivali, Liselerarası Tiyatro Şenliği, Tiyatro Kursu , Radyo Tiyatrosu gibi etkinliklere ; yurtiçi ve yurtdışından gelen sanatçı topluluklarına ev sahipliği de yaptılar. Darısı öteki kentlerin başına…

İzmit deyince Marmara Depremi sonrasında tanıklık ettiğim tüm acılar gelip içime yerleşiyor. Bugün, beş yıl sonra, yaralarının sarılmasında bu tiyatronun da payı olduğuna inanıyorum. Akıl yolunu açıp, gönül kuşlarını özgür kılmakta , omuz omuza o tılsımı havayı birlikte soluyup, ruhların üşümesini önlemekte sonsuz yararı olduğuna inanıyorum.

Birkaç akşam önce Kenter Tiyatrosun'da İzmit Belediye Tiyatrosu'ndan "Azizname"yi izlerken, Aziz Bey'in sesini, düşüncelerini, eleştirilerini, tepkilerini, gözlemlerini dinlerken , işte bunları da düşünüyordum. (22 Şubat'a dek İstanbul'da izlenebilir.)

Güleriz ağlanacak halimize

Yücel Erten, Aziz Nesin'den seçtiği öykü ve taşlamalarla oluşturmuş "Azizname"yi. Sahneye koyarken de geleneksel seyirlik oyun tavrını benimsemiş. Göstermeci açık biçim, müzik ve şarkılarla iç içe geçiş (Müzikler Turgay Erdener'in. Piyanoda: Çiğdem Erken) kabare türünün esnekliği, oyun içinde oyunlar, oyuncuların oyunun içine girip çıkmaları, değişebilirlikleri, sahnede hoş buluşlarla bütünlenen akıcılık, kayganlık … Ve bütün bunların tadını çıkaran sekiz oyuncu... Her birinin adlarını vermeliyim: Ufuk Aşar, Engin Benli, Esra Bezen Bilgin, Melih Düzenli, Barış Falay, Tarık Keskiner, Aydın Sigalı, Eylem Tanrıver…

Evet, kahkahalarla izliyoruz… Gülüyoruz , ağlanacak halimize!

Çünkü Aziz Nesin bizi, Türkiye'yi , Türkiye'nin insanlarını, Türkiye'nin öykülerini anlatıyor.

Çocuk eğittiğimizi, İhtilalin nasıl yapıldığını (oyunda en sarkan bölüm buydu) , nelerin değişip değişmediğini, hak deyip halk cebinden yürütenleri, ilericileri, gericileri, ben demiştimcileri, dönekleri, düşenleri, düşecekleri anlatıyor… Birinin yiyip binin baktığı ama yine de kıyametin kopmadığı yurdumu, karınları aç gözleri tok insanları anlatıyor…

Belirtmeden geçemeyeceğim: "İnsanın Sosyalist Olacağı Geliyor" adlı öyküde, Cumhuriyet Gazetesi'nin önemli bir rolü var. "Önemli" de laf mı, gazetemiz, başrolde!

Ve her öyküde Aziz Nesin var. Alacakaranlığın belirsizliklerinde onun öfkesi ; tepkisizliğimize duyduğu isyan var. En çok da aydın sorumluluğu, duyarlılığı, gözlemlerine dayanan akılcı ve kışkırtıcı mizah var. Yazdıklarıyla, kendi kişiliğinin ve kimliğinin bütünlüğü var.
Yıllar öncesinden damıtılmış öykülerin, taşlamaların, günümüzde bunca geniş alanı kapsaması, günümüzle sımsıkı bağlar kurması , Aziz Nesin'in gücü. "Şimdi"yle "her zaman"; "olan" ve "olması gereken"; "böyle gelmiş" ile "böyle gitmez" arasında onun dünya görüşü, değer yargıları ve sonsuz üretkenliği var. O ne müthiş bir üretkenlik ki, ölümünden dokuz yıl sonra bile, bizi beslemeyi sürdürüyor.

İzmit Şehir Tiyatrosu'na, bu kaynağı genç kuşaklara taşıdıkları için de teşekkür ediyorum.

"Selam Türkiyem / Gözyaşlarında gülenlerim / Kahkahalarında ağlayanlarım / Keloğlan'larım, Nasreddin Hoca'larım, Bektaşi'lerim, Köroğlu'larım, Selam"
Zaten kendisi de onlardandır. Biraz Nasreddin Hoca, biraz Köroğlu … Hiç ama hiç tükenmeyenlerden…

14 Şubat 2004

 

 

     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri