|
Yazılar
2002
Toscana'da
Müziğin Peşinde (3)
Siena'nın
yüreği Şarap ve Caz ritminde atıyor:
"Siena
Jazz"...
Kente,
ortaçağdan kalma surlarında açılmış kemerli kapılardan giriliyor.
Bu kapıların birinin üzerinde Latince bir yazı... Ne demek diye
soruyorum, çeviriyorlar:
"Siena, size yüreğini, bu kapıdan çok daha geniş açıyor"...
Siena'nın yüreğine dalmadan çok önce hissetmiştim Toscana yöresinin
yüreğinde olduğumu...
Buraya varabilmek için Chianti'den Moltalcino'ya uzanan bağlar arasından,
üzüm ve şarap kokuları arasından geçtim... Val d'Elsa'dan Pienza'ya
mermeri, taşı, ahşabı yontan, toprağı kili sırlayıp pişiren, demiri
bakırı yoğuran, cami üfleyen Etrüsklerden kalma biçimleri yeniden
yaratan eller ve köyler arasından geçtim... San Gimingnano'nun yükselen
kulelerinden Farma ve Merse nehirlerine , oradan Montepulciano'nun
çiçek açmış dapdar sokaklarına dayanan tepeleri aşıp geçtim...
Geçtiğim her yerde, yüzyılların damak tadını günümüze taşıyan Montalcino'nun
"Brunello" şarabı, Montepulciano'nun "Nobile"
şarabından içtim...
Geçtiğim her yerde, doğa nimetleriyle, tarih ; tarihle insanoğlunun
yaratıcılığı, akıl ve el becerisi , sanat ve zanaat, tatlar ve renkler
bana eşlik etti. Ve işte sonunda Siena'yı çevreleyen kapıların birinden
içeri girdim.
Kentin yüreği, yeryüzünün belki de en güzel meydanı olan Piazza
Del Campo'da atıyor. ("Campo" , tarla demek. Kentin, üzerine
kurulduğu üç tepe bu tarlada birleştiğinden bu adı almış) Deniz
kabuğuna benzeyen, kırmızı tuğla zeminli, bu meyilli meydan 1300'lerden
beri bugünkü görünümünde... Yalnız estetik güzelliğiyle değil, çevresini
saran yapıların görkemiyle, günün her saati yaşamı keyfe dönüştüren
kahveleri, lokantaları, barlarıyla, konumunun eşsizliğiyle, enerji
ve dinamizm ışınlayan merkez-kaç düzeniyle, günün her saati değişen
ışık, gölge ve renkleriyle, baştan çıkarıcı bir meydan...
Siena
denince... Meydanının, klasik müzik akademisinin, "Palio"
yarışlarının, çevredeki eşsiz şaraplarının ününü bilirdim de, "Siena
Jazz" diye bir olayın varlığından hiç haberim yoktu... Eğer
Türkiye ve kültürü hakkında İtalya'da yazılar yazıp yayınlayan,
bana Türk cazını tanıtan, Uluslar arası İstanbul Tiyatro, Müzik
ve Caz festivallerini yakından izleyen Franco Martinelli'yi tanımasaydım,
belki hiç haberim olmayacaktı.
"Caz sanatının nasıl önemsendiğini, nasıl ciddi ele alındığını,
nasıl değiştiğini ve günümüzün bir parçası olduğunu görmen için
Siena'ya gelmelisin" dediği için , Puccini operaları arasına
Siena Caz Festivalinin açılışını sıkıştırıp, soluğu orada aldım.
"Siena Jazz" 1977'de kar amacı gütmeyen bir dernek olarak
doğmuş. Bugün yerel yönetimlerin katkılarıyla, dünyanın sayılı caz
okullarından birini barındıran ve eşsiz bir arşivi barındıran bir
Vakıf. Yıl boyu, caz eğitimini, araştırmayı, profesyonelliği ve
şenliği iç içe yoğuruyor.
Kentteki eski bir kaleyi , yerel yönetim Siena Jazz'a vermiş. Burada
dev bir bahçe içinde sınıflar, müzik laboratuarları, çalışma odaları,
kitaplıklar ve devasa bir ses arşivi yer alıyor. Bu arşivin başında
Franco Martinelli var.
Yaz aylarında dünyanın her yerinden caz tutkunları, caz öğrencileri
Siena'ya akın ediyor. Ve içlerinden en yetenekli ve en şanslı olanlar
buradaki iki haftalık caz seminerlerine katılma olanağı buluyor.
Fortezza Medicea'da yani okula dönüştürülmüş kalenin bahçesindeyim.
Her köşede gençler ve çalgıları... Kimi çalıyor, kimi dinliyor...
Bugün seçmeler, derecelendirmeler var...260 kişi alınacak... Yüzde
40'ı yabancı, yüzde 60'ı İtalyan... Sınıflar koridorlar tıklım tıklım...
Sınıflara girip çıkıyorum... Her yerde sınav heyecanı...
Girebilenler için bir bakıma "Master-Class" , ama ondan
da öte... Çünkü özenle seçilmiş, profesyonel cazcıların en iyileri,
buraya kendi felsefeleri, kendi ders programlarıyla, en önemlisi
kendi profesyonel deneyimleriyle gelip hocalık yapıyor... Öğrenciler
hem pratik, hem teorik öğrenim görüyor , araştırma yapabiliyor ve
ayrıca her akşam hocalarla birlikte konserlerde çalma olanağı buluyor...
Öğrenciyi yalnız profesyonelliğe değil, araştırmaya ve yaratıcılığa
yönelten bir sistem kurmuşlar.
Ses arşivinin önemi çok büyük. Çünkü caz müziği, oldum olası doğaçlamayla
gelişti, serpildi, büyüdü. Caz tarihinin bir çok belgesi yazılı,
basılı notalarda değil, doğaçlamalarda gizli... Canlı yayınlardan
alınmış kayıtların basılması, arşivlenmesi , yayılması, yitirilmeye
yüz tutmuş bir serveti gün ışığına çıkardı. 20 bini aşkın ses kaydıyla,
45'likler, 78'likler ve canlı yayın kayıtlarıyla, bu ses arşivi
dünyadakilerin en donanımlarından biri.
Fortezza Medicea'dan ayrılmadan önce , bugüne dek Türkiye'den kimsenin
caz seminerine başvurmamış olduğunu öğreniyorum. Bir kez Roma'daki
Türkiye Büyükelçiliğinden bilgi istenmiş, ilgilenilmiş ama arkası
gelmemiş. Franco Martinelli, "Türkiye'den , katılmak isteyen
bir öğrenci varsa, burs vermeye hazırız." Diyor .Seminerler
paralı elbet!
"Yol ve yatak parasını ödeyecek bir sponsor bulabilirse, eğitimini
biz sağlarız. Yeter ki, sıkı bir caz öğrencisi olsun!" diye
ekliyor.
Benden duyurması. Daha çok bilgi isteyenler www.sienajazz.it adresine
başvurabilir.

|