|
Yazılar
2002
Toscana'da
Müziğin Peşinde (1)
Bir
Puccini Rüyası Yaşamak...
"Akşam,
yine akşam, yine akşam,
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Akşam,
yine akşam, yine akşam
Göllerde bu dem bir kamış olsam !
Biliyorum,
Ahmet Haşim'le İtalyan besteci Giacomo Puccini hiç ama hiç karşılaşmadılar...
Birbirlerinin varlığından haberdar mıydılar? Sanmıyorum. (Haşim
doğduğunda, Puccini ünlü opera bestelerini yapıyordu bile) Puccini'nin,
Haşim'in "Bir Günün Sonunda Arzu" şiirini duyacağı yoktu.
Zaten onun böyle bir arzusu da yoktu... Onun arzusu, düşü , rüyası
bakaydı...
Her akşam, her akşam, her akşam, bu göl kenarına gide gele Ahmet
Haşim'le, Giacomo Puccini'yi, yüreğimde ben bir araya getirdim...
Bu göl, İtalya'nın Toscana bölgesinde. Hem bir ortaçağ kenti hem
de Puccini'nin doğum yeri olan Lucca ile katedrali ve eğri çan kulesiyle
ünlü Pisa'nın arasında bir yerde... Gölün adı Massaciuccoli... Ama
bu yazılışı zor, söylenişi zor gölün adını yörede geçirdiğim on
gün boyunca bir kez bile duymadım . Kimse gölün adını kullanmıyor.
Herkesin dilinde gölün yanı başındaki köyün adı: Torre del Lago
... Yani "Gölün kulesi" ... Hayır yanlış söyledim. O minicik
köyün adı Torre del Lago Puccini....
Hani biz, Urfa'yı, Şanlıurfa, Antep'i Gaziantep , Maraş'ı Kahramanmaraş,
vb .yaptık ya , onlar da Torre del Lago'yu, Torre del Lago Puccini
yapmışlar. "Gazi " "Şanlı", "Kahraman"
yerine yaşamının 30 yılını orada geçiren bestecinin adını ekleyivermişler.
Puccini , avlanmak üzere ilk kez buraya geldiğinde, yöreye ve göle
vurulmuş, sevgilisi, (sonradan karısı) Elvira'yla buraya yerleşmiş,
fırtınalı aşklarını burada yaşamış, belli başlı operalarını burada
bestelemiş, "Manon Lescaut"operasından kazandığı parayla
göl kıyısındaki villayı satın almış ve ömrünün son demlerinde,hayalini,
düşlerini, arzusunu , yakın dostu , aynı zamanda iki operasının
sözlerini yazan Giovacchino Forzano'ya söylemiş. Bu göle hep avlanmak
için, esin perilerini yakalamak için , hayattan doğadan tat almak
için geldiğini belirttikten sonra "Ama asıl istediğim, bu gölde
açık havada kendi operalarımı dinlemek..." demiş...
Puccini'nin ölümünden altı yıl sonra, 1930'da Forzano ve bir başka
yakın dostun, besteci Mascagni'nin girişimiyle , bu gölün kıyısında
, Puccini'nin müzeye dönüşmüş evinin önündeki meydanda, "La
Boheme", 1931'de ise "Madama Butterfly" temsil edilecekti.
Ve böylece Torre Del Lago Puccini Festivali'nin tohumları atılacaktı.
(Yani, Toscana'da şaraptan başka şeyler de var!)
O gün bugün Puccini'nin düşü, hayali, arzusu, yalnız gerçekleşmekle
kalmadı, bu düşü her yaz binlerce insanın da yaşaması sağlandı.
Geçen haftalarda, Puccini'nin düşünü paylaşan, her yıl 20 Temmuz
- 20 Ağustos tarihleri arasında yinelenen Puccini Festivalini izlemek
üzere Torre del Lago 'ya gelen atmış bin kişiden biri de bendim.
İtalya, güneş ve deniz turizminin sınırlarını, kısır döngüsünü en
önce kavrayıp, kültür turizmini öncelikle geliştiren ülkelerden
belki de ilki... Bir yanda zengin sanat tarihini, öte yanda zengin
müzik ve opera birikimini sonuna dek değerlendirmede üzerine yok.
Turizm endüstrisinde en önde ipi göğüslemesi bundan...
Yaz aylarında İtalya Festivalden geçilmiyor : Verona Festivali,
her gece on beş bin izleyiciyi bir araya toplayan ünlü arenasıyla
kuşkusuz opera festivalleri içinde 80 yıldır en görkemli olanı...
Adriyatik kıyısındaki Pesaro'da yer alan Rossini Opera Festivali
, en ciddi , en bilimsel festival... Opera , müzik ve tiyatroyu
bir araya getiren ,Spoleto Festivali , en geniş yelpazeye yayılan
ve en zengin olanı... Her kent, her kasabaya yayılmış sayısız festival
içinde en romantik olanı ise hem bestecisinin , hem de yörenin özellikleri
nedeniyle Torre Del Lago Puccini Festivali......
Bu yılki festivalde Puccini'nin dört eseri vardı. "Manon Lescaut",
"Turandot", "Madama Butterfly" ve "Tosca."
İlk üçünü izleme olanağım oldu.
Festival , bu yılın yeni prodüksiyonu olan "Manon Lescaut"
ile açılıyor. Temsilin başlaması için havanın kararması gerek. Şimdilik
gün batımının tadını çıkarıyorum. Güneş gölün karşı kıyısındaki
tepelerden batıyor. Ufuktaki kızıllık bir de gölün suyundan yansıyor.
Gölün sularından yansıyan yalnız kızıllık değil: Karşı kıyıdaki
tepeler,suya inen çam ve servi ormanları, bu yana yanaştıkça güller,
begonvilyalar ve sardunyalar... Tek tük suya uzanmış tahta iskeleler,
önünde küçük kayıklar... Artık Puccini gibi sülün ve keklik avına
çıkan yoksa da , geçmişin görüntüsünü sürdürmeye yarayan her şey
yerli yerinde duruyor...
Gölün çevresinde, insanın gözünü ya da doğayı tedirgin edecek tek
yapılanma bile yok. Bir küçük kahve , restoran , o kadar... Bir
de yöreye adını veren birkaç yüz yıl öncesinden kalma taş kule,
taş kemerler... Taş kulenin eteklerinde kamışlar, sazlık, papirüsler....
Suda nilüferler... Suda yüzen kuğular, ördekler, kazlar...
Zaman durmuş gibi.
Motorlu araçların göl kıyısına yanaşmaları söz konusu değil. Otomobiller,
otobüsler taa gerilerde kaldı. Millet , gölün kıyısındaki, Puccini'nin
müze evinin önündeki meydana yürüyerek geliyor, sonra temsil saatine
kadar meydanda geziniyor...
Artık hava karardı. Meydanın bir ucundaki ince uzun tahta köprüye
yöneliyoruz. Genç kızlarla delikanlıların "tiyatromuza hoş
geldiniz" karşılamaları arasından tahta köprüyü geçiyoruz...
Kazlar hala vakvaklıyor. Ya bunlar temsil sırasında susmazsa diye
endişelenmeye fırsat bulamıyorum çünkü tahta köprünün bitiminde
kendimi müthiş etkileyici dev bir tiyatronun ortasında buluyorum
!
Yarım daire biçiminde bir yanı yumuşak bir meyille yükselen, öteki
yanı göle uzanan dört bin kişilik bir açık hava tiyatrosundayım.
Oturma yerleri göle bakıyor. Sahne gölün üzerinde. Sahnenin iki
yanında iki kulis duvarı ve tepelerinde tüm ışık düzeni... Gözlerime
inanamıyorum. Sahnenin gerisinde göl, temsilin doğal dekoru...
1930'da meydanda verilirmiş temsiller. Ancak 1966 'da bu çarpıcı
tiyatro yapılmış ve artık temsiller burada veriliyor.
Tüm ışıklar söndü. Karanlıkta yıldızlar daha da parlıyor. Orkestra,
orkestra çukurundaki yerini aldı. Açılışta, "Citta Lirica"
Orkestra ve Korosunu , Puccini Festivalinin Genel Sanat Yönetmeni
Alberto Veronesi yönetecek...Artık kendimi müziğe bırakabilirim...

|