|
Yazılar
2002
ESİNTİLER - ZEYNEP ORAL
Söylem
ve Eylem Birliği...
Bilmiyorum siz de aynı durumu yaşıyor musunuz? Özellikle gençler
sık sık bana, şimdi seçim olsa kime oy verirsin diye sorup duruyor.
Ve ben çaresizlik içinde kıvranıyor, ne diyeceğimi bilemiyorum.
"Hiç birine", demek istemediğimden, lafı evirip çevirip,
konuyu değiştiriyorum. İşte tam da bu nedenle yeni kurulan her partiyi,
ya da yeni parti kurma çalışmalarını yakından izlemeye gayret gösteriyorum.
Ancak, çevreme baktıkça, keşke bu gayreti herkes gösterse demekten
de kendimi alamıyorum.
Sema
Pişkinsüt, Toplumcu Demokratik Parti'yi 28 Ocakta kurdu. Parti kuruluşunun
açıklandığı basın toplantısında belki yirmiyi aşkın televizyon kanalı
ve tüm basın yayın organlarının temsilcileri, görevlileri hazır
bulundu. Ama ertesi günlerde hiçbir kanalda bunun haberini göremeyecektik.
Kimi gazetelerin iç sayfalarında küçük bir haberle yetinmek zorunda
kaldık. Yukarıda, keşke herkes gayret gösterse diye serzenişim bundan...
Kamu
oyu Sema Pişkinsüt'ü en çok Meclisteki İnsan Hakları Komisyonu Başkanı
olarak yaptığı çalışmalarla tanındı. Ben onu daha önce, milletvekili
seçilmeden önce, Aydın Devlet Hastanesi'nin başhekimiyken tanıdım
ve hayran oldum. Seçim öncesinde gazeteci olarak yörede "nabız
yoklaması" yaparken, Aydın ve çevre halkıyla nasıl bütünleştiğine,
tüm çevrenin ona sevgisine ve saygısına tanık oldum. Evet, kendi
alanında başarılı bir hekimdi ama, daha da önemlisi dinlemesini
bilen, çare öneren, söylediğini yapan ve hizmet götüren bir insandı.
Mecliste,
DSP milletvekili olarak Susurluk komisyonunda, İnsan Hakları Komisyonunda
çalıştı. İnsan Hakları Komisyonunun başkanıyken, ülkemizdeki yaygın
ve sistematik işkenceyi belgeledi. Bu belgeleri kamuoyuna sundu.
Buna karşılık alkışlanmak yerine cezalandırıldı. Ve müthiş bir dürüstlük
örneğiyle, ilkelerine sahip çıkarak, cezaevlerinde görüştüğü, ona
işkenceyi anlatan mahkumların isimlerini vermedi.
Geçen
yıl nisan ayında DSP Kurultayında, başkanlığa adaylığını koyarken,
partisine özeleştiri getirirken, hiç unutmuyorum şöyle demişti:
"Asıl sorulması gereken soru, benim neden aday olduğum değil,
bugüne dek DSP'de neden başka bir genel başkan adayı çıkmadığıdır..."
Sonrasını biliyorsunuz. Daha Kurultay salonuna girerken şiddete
maruz kalması, oğlunun dövülmesi, kendisinin konuşturulmaması gibi
bir dizi rezillik... Ve geçen eylül ayında partisinden istifa etmişti
Sema Pişkinsüt.
Bugüne
dek getirdiği eleştirilerin, partisinden istifasının ve yeni bir
parti kurmanın özünde hep aynı ilke yatıyor: Söylem ve eylem birliği,
bütünlüğü...
Bir
şey söyleyip, başka bir şey yapmak ; söylediğini yapmamak... Halka
verilen sözleri yerine getirmemek, neden yerine getirilmediğini
halka açıklamamak... Bunlar bizim ve milletimizin alışık olduğu,
kanıksadığı şeyler... Sema Pişkinsüt , bunu değiştirmek üzere yola
çıkıyor. Söylemlerle eylemleri uyumlu kılmaya kararlı. Ancak o zaman
siyasetin halkla birlikte yapılabileceğine inanıyor.
Burada,
sizlere Toplumcu Demokratik Parti programını vermeme olanak yok.
Nasılsa isteyen edinip, inceleyebilir. Ancak, "demokrasiyi
araç değil, amaç olarak değerlendirmek", "demokrasiyi,
hukuk devletini, insan haklarını geliştirmek", "Cumhuriyetin
temel ilkelerini korumak", ekonomik gelişmeyle demokrasinin
gelişmesi arasında bağ kurup "ekonomik etkinlikler gerçekleştirilirken
herkese fırsat eşitliğinin ve sosyal adaletin sağlanması" ,
"emeğin en yüce değer sayılması", "toplumsal bir
halk hareketini hedefleyerek, sistemin içinde kalıp , yanlışları
düzelterek temel bir dönüşüm sağlamak"... İnanın bunlar kulağa
çok hoş geliyor.
Ancak
gerek TDP programında, gerek Sema Pişkünsüt'ün kişiliğinde beni
en etkileyen özelliğin, söylemle eylem arasında bir farkın ortaya
çıkmaması için gösterilen çaba olduğunu belirtmeliyim.
Bugüne
dek Sema Pişkünsüt verdiği her sınavdan başarıyla çıktı. Bundan
böyle de yolu açık olsun diyorum.
|