|
Yazılar
2002
Sezen
Aksu'ya...
Sevgili
Sezen,
Nereden başlasam...
30-35
yıl öncesinin o küçük kız çocuğu görünümlü, yeryüzüne şaşarak ,
sevgiyle, gülerek bakan ama azimli, ama inatçı, ama inançlı kişiliğinden
mi...
Yaratıcılığı ve çalışkanlığı , duyarlılığı ve içtenliği , sonsuz
bir düş gücüyle harmanladığın, dolu dolu geçen bütün o yıllardan
mı...
Emeğe duyduğun, senden öncekilere, senden sonrakilere duyduğun saygıdan
mı...
Kendinden çok, yaptığın işi önemsediğin için, kendinle de "dalga
geçebilme" gücünden, dünyaya ve çevrene gülerek, ama eleştirel
açıdan bakmandan, bu bakışı, mizahla yoğurmandan mı...
Taş taş üzerine değil, emek emek üzerine, duygu duygu üzerine, yürek
yürek üzerine, renk renk üzerine koyarak, tüm birikimlerinle günden
güne inşa ettiğin o yapının harcına her şeyden önce sevgiyi katmandan
mı...
Yoksa en sondan mı başlasam : "Türkiye Şarkıları" konserlerinin
sonrasından... Sonraki kimi olumsuz tepkilerden... Çoğumuza utanç
veren tepkilerden... Bize verdiğin derse karşı hala direnenlerden
mi...
Bize , çoğumuzun içimizde hissettiği, elbet büyüklerimizin de bildiği
ama bilmek istemediği, anlamak istemediği bir şeyi gösterdin: Bu
coğrafya içinde yaşayanların kendi dillerinde bir arada türkü söylemek
istediklerini, bu istekle yanıp tutuştuklarını gösterdin. Ve söyleyebileceklerini
de...
Bu istek, bu arzu, insanlarımızı bir arada tutan güçtü aynı zamanda.
Bu güç, bir arada yaşama tutkusudur. Bu gücü sen sanatınla bize
bir kez daha anımsattın, görmemizi sağladın.
Bu güce karşı koyanlara , bu isteği görmezlikten gelenlere ya da
anlamayanlara eşsiz bir ders verdin. Zaten karşı koyanlar, görmezlikten
gelenler , bu ülkenin insanlarına güvenmeyenlerdir. Aman hiçbir
şey değişmesin diyenlerdir. Bu halk yalnızca yasaklarla güdülür
, baskıyla, balyozla, topla tüfekle yola gelir diyenlerdir.
Şu son zamanlarda hükümet uyum yasalarını çıkardı, devletin bakanları
, yüksek bürokratları dil kurslarının tüzüğü üzerinde çalışıyor...
Ancak , senin de çok iyi bildiğin gibi, devleti devlet yapan yalnız
hükümet, bakanlar, bürokrasi ya da öteki büyüklerimiz değil ki!
Devleti devlet yapan vatandaşlar! Vatandaşların düşüncesi, tutkusu,
birikimi, ufku, idealleri... İnsanlarımızın bir arada yaşama isteği,
bir arada var olma tutkusu... Bu isteğin, bu tutkunun, bu duygunun
, İstanbul İzmir'de de, Diyarbakır Hakkari'de de çok güçlü olduğuna
inanıyorum.
Sen, bu coğrafyanın tüm kültürlerini sahiplenirken, bu zenginliği
bizlerle paylaşırken , her tür siyasi , etnik, ırkçı, ideolojik,
militarist, fanatik çıkar hesaplarından uzak, yalnızca bu toprakların
farklı dillerdeki, farklı türlerdeki, farklı renklerdeki şarkılarını
söylemiyordun , bize aynı zamanda özgüvenimizi geri veriyordun.
Sonsuz teşekkürler Sezen!
|