|
Yazılar
2002
Berlin'in
gecelerini ve gündüzlerini, kentin orta yerindeki, o kocaman cam
kubbe aydınlatıyor sanki. Cam kubbe tarihi Reichstag, yani parlamento
binasının tepesinde. Berlin Duvarı yıkıldıktan, iki Almanya birleştikten,
başkenti Berlin'e taşıma kararı aldıktan sonra Berlin dev bir şantiye
halindeydi. Şimdi ise modern mimarinin şaheserleri yükseliyor eski
kentin ortasından.
Geçen hafta "Bin Tanrılı Halk: Hititler" sergisinin açılışı
için Berlin'e gittiğimde yenilenmiş Parlamento binasını gezme fırsatım
oldu. Dünyanın sayılı mimarlarından Lord unvanlı, İngiliz, Norman
Foster'ın dehası burada harikalar yaratmış. Yapının 19. Yüzyıldan
kalma görkemli dış cephesi olduğu gibi korunmuş, içi sıfırdan baştan
yapılmış...
Kullanılan, cam, çelik, ayna gibi modern malzeme şeffaflığı yoğunlaştırırken,
bu iç mekanı taçlandıran en üstteki dev boyutlu cam kubbe, sanki
gökyüzüne asılmış gibi, havada duruyor gibi... Bu cam kubbenin içine,
yumuşak eğilimli, helezon bir rampayla çıkılabiliyor. Döne döne
kubbenin içinde yürürken aşağı baktığınızda Meclis toplantı salonunu,
salonun içini görebiliyorsunuz, çevrenize baktığınızda, Berlin'i
tepeden seyrediyorsunuz... Kubbenin yalnız altı değil, üstü de açık.
Gökyüzüne, havaya, bulutlara açık... Buradan aşağıya (meclis salonuna)
sarkan ve üzeri meyilli 360 ayna parçasıyla kaplı "ışık heykeli"
aynı zamanda tüm havalandırma ve ısıtma işlevlerini görüyor, yapay
ışık ekonomisi sağlıyor.
Almanya'nın ve dünyanın her yerinden yapıyı görmeye geliyorlar.
Ziyaretçiye açık. Bizi gezdiren rehber, yapının mimarisini, Meclisin
çalışmasını harika anlattı ama gezinin ilk anından beri içimi tutuşturan
çağrışımlara, toplum belleğine, dünya tarihine mal olmuş olaylara
hiç mi hiç değinmedi...
Bu yapının önünde yakılmıştı Nazilerin ilk büyük kutlama ateşi.
1933 Yılının 30 Ocak akşamıydı. O akşamın gündüzünde Almanya'nın
yeni hükümetini kurma görevi Adolf Hitler'e verilmişti. Birkaç ay
önceki seçimlerde Komünistlerle Sosyal Demokratlar, birbirleriyle
çatışıp, bölünüp parçalandıklarından; ortadakiler, tehlikeyi fark
edemediklerinden, Hitler'e karşı birleşememişlerdi. Ve işte o akşam
kutlama ateşini büyüten, Thomas Mann, Erich Maria Remarque, Freud,
Hemingway, Jack London, Maxim Gorki, Dos Passos, Marx, Engels, Einstein
ve daha nicelerinin kitaplarıydı... Tam Reichstag'ın önündeydi...
Şimdi ziyaretçi kuyruklarının uzadığı yerde...
Modern mimarinin şaheserine bakıyorum. Cam kubbenin ortasına inen
sayısız ayna, yakaladığı ışığı binlerce kez çoğaltarak geri yansıtıyor.
Akşamları, kent ışıklarını çoğaltıyor, gündüzleri, gün ışığını...
Tam günbatımında ise kıpkızıllığı ...
Reichstag yanıyordu. Alev alev yanıyordu. 1933 Yılının 27 Şubat
gecesiydi. Hitler ve kurmayları bu yangını "komünist ayaklanmanın
ilk işareti" saydı. Artık tüm komünistleri yok etmekten başka
çareleri kalmamıştı! . Avrupa'yı komünizm tehlikesinden Hitler kurtaracaktı!
Hemen ardından insan avı başladı, tüm özgürlükler askıya alındı.
Komünistlerin parlamentodaki liderleri dahil olmak üzere tutuklamalar
birbirini izledi. Almanya'daki Bulgar komünistlerden, ileride Bulgaristan
Başbakanı olacak Georgi Dimitrov, Reichstag'ın kundakçısı olarak
mahkemeye çıkarıldığında o ünlü savunmasını yapacak ve tüm faşist
tezleri çürütecekti...
Evet Reichstag yangını bir işaretti. Ama komünist ayaklanmanın değil,
Avrupa'yı kasıp kavuracak faşist terörün işaretiydi.
Gökyüzünde sanki asılı duran o cam kubbenin içinde yürürken, bir
yandan da bu çağrışımlarla doluydu içim. Ortadaki yüzlerce aynadan
yansıyan yalnızca günün son ışıkları değildi. Rehber eşliğindeki
gezilerde hiç sözü edilmese de, o aynalardan insanoğlunın hem en
çirkin, en acımasız, en hain, hem de en güzel, en yaratıcı en harika
yüzleri yansıyordu. İnsanlığın yükselişi ve alçalışı, o ışık heykelin
içinde kayda geçmişti sanki.
Norman Foster'ın eseri, geleneksel klasik çevre ve çerçeve üzerinde
yükselen bu modern mimari, çarpıcı buluşlarıyla, radikal çözümleriyle,
eşsiz estetiğiyle, dünü unutmayı engellerken, yarını umutla kucaklamaya
yönlendiriyordu insanları. Ne müthiş bir sanat şu mimarlık!
e-posta:zeynep@zeyneporal.com
faks: (0212)257 16 50
|