Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2002



Onuru yücelten , onuru kıran girişimler...


(Araya Bayram tatili girdi. Araya yollar , yolculuklar girdi. Hindistan ve Katmandu yolları... Sitemi ihmal ettm... Şimdi, bir yandan yirmi iki yıl sonra yeniden gittiğim Hindistan ve Katmandu izlenimlerini kaleme alırken bir yandan da, arayı kapamaya çalışıyorum.)

                                  x

Geçen hafta Himalaya eteklerindeki Katmandu'dan , telefon, telgraf telleri, elektronik posta, uzay istasyonları arasında, İstanbul'a uzanan herhangi bir "yol" bulamayınca, "Esintiler"i ulaştıramadım. Okurlardan özür dilerim.

Hindistan ve Nepal yolculuğu dönüşümde, beni bekleyen haberler arasında ikisi üzerinde durmak istiyorum. Biri sevindirici , öteki kahredici...

İlkinden başlıyorum:

Uluslararası Leyla Gencer Şan Yarışması'nı yıllardır başarıyla gerçekleştiren Yapı Kredi Bankası'nın "artık bu yarışmayı sürdürmeye gerek görmüyoruz" diye kesip atmasını, durdurmasını "Kültüre bir darbe daha " başlığıyla duyurmuştum. (Cumhuriyet - 17 Şubat) İki gün sonra Kültür Bakanı İstemihan Talay bir açıklama yollayarak Uluslararası Leyla Gencer Şan yarışmasına sahip çıktığını bildiriyor, yarışmayı sürdürmek için çalışma başlatıyordu.

İstemihan Talay'la konuşuyorum. Leyla Gencer'in müzik dünyasındaki yerinin, öneminin bilincinde. Ülkelerin sanatçısıyla, kültür hazineleriyle, sanat üretimiyle dünyada var olabileceğinin farkında. Yalnız büyük bir sanatçıyı onurlandırmak için değil , yarışmanın açtığı kapıları, kurduğu köprüleri , geleceğe yönelik işlevini önemsediği için böyle bir karar aldığını söylüyor.

Leyla Gencer'le konuşuyorum. O da çok mutlu. Öfkesi dinmiş. (Bana yine de "Ben memleketimi iyi temsil ediyor muyum, etmiyor muyum?!" diye sormaktan geri kalmıyor. ) Yalnızca adını verdiği yarışmanın süreceği için değil, onu anlayan, evrensel çağdaş değer ölçülerini savunan biri olduğu için Kültür Bakanına teşekkür ediyor.

Bu yarışmanın en baştan beri mimari ve gerçekleştirici olan Aydın Gün'den, mutlak yararlanılması önerim, her kesimce olumlu karşılanıyor.

Bütün bunlar sevindirici haberler...

                                  x

Gelelim kahredici, utanç verici habere : "Büyük Adam, Küçük Aşk" filminin yasaklanması...

Sanatın gerçekliğiyle, yaşamın gerçekliğinin farklığı olduğunu, sanatın yasaklanamayacağını hala öğrenemedik.

Bugüne dek binlerce insanın izlediği, ülkedeki tüm ödülleri toplanmış , sanatsal başarısını çoktan kanıtlamış bu filmin yasaklanması, yurtdışında gösteriminin önlenmesi, söyler misiniz kime ne yarar sağlayabilir, ülkemize , milletimize ne katkıda bulunabilir? Ama verdiği, vereceği zararın binlercesini sayabilirim.

Vazgeçtim 21. yüzyıl kriterlerinden, dünyadaki imajımızdan, dünya kamuoyuna sunduğumuz yüzsüzlüğümüzden, demokrasi anlayışımızdan, düşünce ve yaratma özgürlüğümüzden, kendimize bakalım: Bu karar, yalnız filmi gerçekleştirenlere, emeği geçenlere değil, filmi izleyenlere, (beğenenlere ya da beğenmeyenlere), izleyecek olanlara hakaret değil midir? İnsanın algılama, tartma, tartışma, yorumlama, düşünme yetisini hiçe saymak değil midir? İnsan onurunu çiğnemek değil midir?

Handan İpekçi'nin "Büyük Adam Küçük Aşk"ını izlediğimde, keşke ülkemdeki herkes, dünyadaki herkes bu filmi izleyebilse diye yanıp tutuştuğumu anımsıyorum. Yalnız çok başarılı bir sinema yapıtı olduğu için değil, aynı zamanda "sahici" olduğu için, "politikalar üstü" olduğu için, Türkiye'nin dünyaya anlatmaya çalışıp da anlatamadığı bir çok şeyi anlattığı için, insana saygı duyduğu için...

Bu filmde rol alan her sanatçının ama özellikle Şükran Güngör'ün olağanüstülünü, ustalığını, içindeki cevheri dışa vuruşunu asla unutmayacağım.

Kültür Bakanı İstemihan Talay'ın "Filmi biz yasaklamadık, Denetleme Kurulu yasakladı" açıklaması beni hiç mi hiç tatmin etmedi. Kurulda kimlerin bulunduğu, temsil oranları,vb. bunlar ayrıntı. Ben İstemihan Talay'ın , yukarıda sıraladığım nedenlerle filme sahip çıkmasını, savunmasını beklerdim.

Unutmamak gerekir ki, 10-15 yıl önce bu ülkede "Kürt" yoktu. "Kürtçe" diye bir dil yoktu. Vardı elbet de, bu gerçekliği dile getirmek yasaktı. O zamanlar Güney Doğu'ya her gidişimde, gazeteye yazarken, "Kürtçe" dememek için "yerel dil" gibi gülünç bir şeyler gevelerdik... Gülünç ama acı ve de onur kırıcı...

Bu yasaklama kararının gülünçlüğünü, acısını, onur kırıcılığını herkesin kavraması için, inanın on yıl bile beklememiz gerekmeyecek.

Faks no: (0212) 257 16 50
E-posta: zeynep@zeyneporal.com

 

 

     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri