Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2002


ESİNTİLER- ZEYNEP ORAL

New York'dan Genel izlenimler

"Evet ama, Afganistan'da savaşı biz kazandık"...

Bu sözleri duyduğumda New York'daydım. Geçen haftaydı. Konuşmakta olduğum bir Amerikalının ağzından bu sözler döküldüğünde önce inanamadım, sonra şaka yapıyor sandım, sonra şaka yapmadığını ciddi ciddi söylediğini kavradığımda daha da şaşırdım. Ama gerçekti. Adam söylediğine inanıyordu. "Biz" yani Amerikalılar, "terörizme karşı savaşı" kazandı sanıyordu... Afganistan'da henüz hiçbir şeyin "kazanılmamış" olduğunu söylediğimde bu kez o çok şaşıracaktı...

Nazım Hikmet'in 100. Yıl kutlaması (ayrıntıları 16 Nisan Cumhuriyet'te okudunuz) için gittiğim New York'da gözlerim en çok Amerikan bayrağını gördü. Günü birlik kurulan pazar yerlerindeki satıcıların tezgahlarından bakkallara, süper marketlere, sıradan minicik bir dükkandan çarşılara, en gösterişli lüks mağazalara, her vitrinde, en küçüğünden, en büyüğüne uzanan çeşitli boylarda Amerikan bayrağı... Bir de, tek tük otomobillerin antenlerinde...

Amerikalı arkadaşlarım, "Bu gördüğün hiçbir şey... İlk zamanlar, tüm otomobiller, tüm apartman camlarında da bayrak vardı. Hatta köpeklere bile, Amerikan bayrağından giysiler diktiler. Ortalık bayrak elbiseli köpekten geçilmiyordu" dediler.

Yalnız bu bayraklı köpek meselesi, kimi tanıdıklarımı en olumsuz yönde etkilemiş. Bunu ilk gördükleri gün, bir daha asla evlerine bayrak asmama sözü vermişler kendilerine...

New York'a ait turistik , hediyelik eşya satan dükkanların camekanlarda dikkatimi çeken ise , üzeri Bin Ladin fotoğraflı tuvalet kağıtları oldu. Doğrusu bayrak faslını, gitmeden, görmeden de biliyordum ama bunu hiç duymamıştım.

Dayanamayıp, bunları satan bir dükkandan içeri girip, kendimce bir mini-araştırma yaptım. (Başka ülkede olsa, vakitlerini alıyorsunuz diye sizi terslerler, oysa burada belki de yalnızlıktan, belki de konuşma ihtiyacından, satıcılar, kasanın arkasında oturanlar bayılıyor çene çalmaya.) Bin Ladin'li tuvalet kağıtlarını en çok , New York dışından gelen Amerikalılar satın alıyormuş. Ama arada tek tük Avrupalı, Güney Amerikalı, onların da gençleri, başkalarına hediye etmek için alıyormuş . Kasadaki kadının söylediğine göre kullanmaktan çok, süs eşyası olarak, "göstermelik" olsun diye alıyorlarmış...

Çene çaldığım tüm satıcılar bir noktada birleşiyor: Son yedi aydır en çok satılan, turistik hatıra , ikiz kulelermiş. Kağıttan, kartondan, bakırdan, camdan, çelikten, alüminyumdan yapılmış maketler , yağlıboya, suluboya, karakalem, renkli kalem resimler, fotoğraflar, afişler...

New York gecelerinde , tüm gökdelenlerin ışıklarından da daha yükseğe uzanan bir lazer ışığı, gökyüzüne, karanlığın derinliklerine uzanıyordu. Kentin her yerinden görülebilen mavi bir ışık sütunu... Artık yerinde olmayan, ikiz kulelerin yerini almış bir sembol... Gündüzleri ise, "olay yerini" daha iyi görebilmek için, "Sıfır Noktası"na yerleştirilen platformun önünde kuyruklar uzadıkça uzuyor. 15 Nisanda bu platform artık kaldırılacaktı . Ancak talep öyle çok, kuyruklar öyle uzun ki, daha sürdürme kararı aldılar.

11 Eylül hala bütün akıllarda yüreklerde öylesine canlı tutuluyor ki, inanılacak gibi değil.

Bir arkadaşım dedi ki: "Travmayı unutmamamız için, elden her gelen yapılıyor . Aksi halde insanın en doğal haklarını bile yok sayan yasaları çıkaramazlardı...."

New York'daki beş günümde, fırsat buldukça karıştırdığım televizyon kanallarında şu sırada yaşanmakta olan İsrail-Filistin olaylarının ele alınışını görünce şaşmadım değil. Bana mı öyle geldi, yoksa bunu da mı arkadaşım söyledi bilemiyorum: Sanki "Filistinli eşittir terörist " durumları...

İşte New York'dan genel izlenimlerim bunlar.

Neyse ki, ben genel izlenimlerden çok özel izlenimlere vakit ayırdım: Tiyatroya, dansa, müzikallere falan...

20 Nisan 2002

 

 

     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri