Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2002

Nahit Hanım Artık Şiirlerde Yaşıyor...

Orhan Veli’nin Canyoldaşı
Edebiyat tarihçisi değildim... Nahit Hanım’ın öğrencisi olmamıştım... Ama yıllar önce onu tanıyıp, birkaç kez ziyaretine gittikten sonra, onun güvenini kazanmıştım, dostluğunu kazanmıştım. Yalnız evini değil, yüreğini, sandıklarını, defterlerini, mektuplarını açıp, önüme sermişti.

Nahit Hanım, Orhan Veli’nin Eski Türkçe el yazısıyla , inci gibi, güzel, temiz, müthiş özenle ve titizlikle yazılmış defterlerini ve mektuplarını önüme koyduğunda, çok heyecanlanmıştım. İlk iki defteri gösterirken, sararmış sayfaları tek tek çevirirken, “şiirlerini yaşarken bastırmayı hiç düşünmemişti, düşünmüyordu, önceleri” demişti Nahit Hanım.

“Ölürsem bunları bastırır mısın Nahit Hanım?”
Nahit Hanım , bir sonbahar sabahı, güzel havalarda, Boğaziçi vapurunda tanımıştı , eşinin öğrencisi Orhan Veli’yi... Ve işte aradan zaman geçmiş, elinde iki defterle çıkagelen genç şair, ölümünden sonra bunları bastırmasını istiyordu ondan. “Elbet bastırırım, sen hiç merak etme, yalnızca yazmana bak!” olmuştu Nahit Hanım’ın tepkisi...

Nahit Hanım’la birlikte Orhan Veli’nin mektuplarını okurken kah ağlamış , kah gülmüştük. En çok özlem, ayrılığın, sevdiğinden uzakta olmanın dayanılmaz acısı vardı bu mektuplarda. Hüznün yoğunluğu vardı. Parasızlıktan yakınma, keyifli anıların paylaşılması vardı. “Senden yakın hiç kimsem yok!” çığlıkları vardı. Ama hepsinden çok: “Nasıl buldun?” sorusu vardı. Orhan Veli’nin yazdığı şiirlerin ilk okuru Nahit Hanım’dı. Her şiirden sonra ona koşuyordu: “Nasıl buldun?”... (Meraklısı, Nahit Hanım’la röportajı ve bu mektupların bir bölümünü “Konuşa Konuşa” kitabımda ya da Sanat Dergisi’nin çeyrek asır önceki sayılarında bulabilir.)

Orhan Veli 1950’de , 36 yaşında öldüğünde , cebinde 28 kuruşu, yüreğinde sevdiği bir kadın vardı.

Edebiyat tapınağı evi
Ancak hemen belirtmeliyim ki, Nahit Hanım, Orhan Veli’nin sevdiği insan, onun esin kaynağı olmaktan öte kendi kişiliğiyle, yeteneğiyle, birikimiyle var oldu ve yaşamını sürdürdü. Birbirinden önemli okullardaki edebiyat öğretmenliğinden emekli olduktan sonra, “hoca”lığını, çevresini saran sayısız insanla “usta-çırak” ilişkisini , “öğretmen-öğrenci” ilişkisini, en çok dostluk ve dayanışma ilişkisini sürdürdü.

Evi hep açıktı. Evi bir edebiyat tapınağı gibiydi. Şairler , yazarlar, dostları haftanın bir günü onun evinde buluşur yer, içer, konuşur, tartışırdı. Yaşamının son dönemlerine dek bu böyle sürdü...Hayır tek tek isim vermeyeceğim. Ama günümüzün bir çok yazarı, şairi, aklınıza gelebilecek en yaşlısından , en gencine, sayısız insan o tapınaktan geçti, Nahit Hanıma’a sevgisini ve saygısını sundu.

Nahit Hanım’ın dünyası, yalnız edebiyat dünyası değildi. , Türkiye’de ve dünyada yaşanan her olay ilgisini çekerdi. Türkiye’nin ve dünyanın tüm sorunları onun da sorunlarıydı. Sürekli okuyor, izliyor, soruyor, öğreniyor, tartışıyor, yorumluyor, değerlendiriyordu.

Nahit Hanım harika bir konuşmacı olduğu kadar, harika bir dinleyiciydi aynı zamanda. Karşısındakine değer veren, insanı rahatlatan bir dinleyici... Söylenenler kadar söylenmeyenlerin de önemini kavrayanlardandı. İnsanı insan yapan değerlere, emeğe saygısı sonsuzdu. Karşısındakini yaşıyla ya da kartvizitiyle değil, düşünceleri ve emeğine göre değerlendirirdi. Hani Orhan Veli’nin de dediği gibi , malda mülkte gözü olmayan, özgürlüğü, eşitliği savunan , insanları sevmesini bilen , yaşamayı sevmesini bilen bir insandı.

Edebiyat dünyası onu çok özleyecek.

19 Mayıs 2002


 

 

     
  Geri  
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri