|
Yazılar
2002
Nahit
Hanım Artık Şiirlerde Yaşıyor...
Nahit
Hanım artık yalnız şiirlerde, yüzlerce, binlerce öğrencisinin yüreğinde
ve dostlarının anılarında yaşıyor. Nahit Hanım’ı 17 Mayıs akşamı
yitirdik. Nahit Hanım yani Nahit Gelenbevi Fıratlı Damar...
Bundan
iki ya da üç ay önce Balıklı Rum Hastanesi’nin bir odasında, Nahit
Hanım’ın yatağının kenarına oturmuştum. Güneşli bir Cumartesiydi.
Eli avuçlarımın içindeydi. Yatağın ortasında minicik , hem de mini
minicik kalmıştı. 90’lı yaşlara meydan okurcasına anlatıyor , anlatıyor,
anlatıyordu. En çok eski günleri anlatıyordu. Sevgiyi , güzellikleri,
aşkı... Dostlukları, dayanışmayı, aşkı... Şiiri, edebiyatı, aşkı...
Belki isimleri , zamanı, mekanları karıştırıyordu ama duyguları
kesinlikle karıştırmıyordu... Pencereden vuran ışık huzmesi , yatağın
ortasında çırpınan minicik bir kuşun kanat ve yürek çarpıntılarını
aydınlatıyordu. Güzel havalara veda zamanıydı... Yaşam , avuçlarımızın,
parmaklarımızın arasından kayıp gidiyordu... Bunu o da, ben de farkındaydık...
Nahit
Hanım kim mi?
Bu soru her sorulduğunda, kendisi şu yanıtı verirdi: “ Beni bilen
bilir . Nahit Hanım dersin, o kadar...”
Evet,
bilen biliyordu Nahit Hanım’ın Ankara Kız Lisesi, Edirne Lisesi
ve Haydarpaşa Erkek Lisesi edebiyat öğretmeni olduğunu... Sayısız
lise öğrencisine edebiyat tutkusu, şiir sevgisi aşıladığını ; öğrencilerinin
kolay kolay onun etkisinden kurtulmadığını, onun derslerini izleyenlerin
yıllar sonra bile ona sonsuz bir sevgi ve saygı duyduklarını, bilen
biliyordu...
Evet,
Nahit Hanım’ın Orhan Veli’nin can yoldaşı, arkadaşı, esin kaynağı,
“hocası” , büyük aşkı, şiirlerindeki adı söylenmeyen “sevgili” olduğunu
bilen biliyordu...
“Ben
Orhan Veli, / ‘Yazık oldu Süleyman Efendiye’ / Mısra-ı meşhurunun
mübdii... Duydun ki merak ediyormuşsunuz, / Hususi hayatımı...”
diye başlayan şiirinin bir yerinde der ya : “Bir de sevgilim vardır,
/ pek muteber ; / İsmini söyleyemem, / Edebiyat tarihçisi bulsun...”
|