|
Yazılar
2002
Herkese
Mektuplar...
"Annen
gazeteci. Gerçi sen buna itiraz ediyorsun. 'Hayır' diyorsun, 'sen
gazeteci değilsin, yazar da değilsin. Sen sadece güzel bir annesin!'
Yüreğimin yağlarının eridiği an bu işte! Sana anlatmam gerekiyor
küçüğüm...."
Ve anlatıyor... Küçücük çocuğuna, -henüz 3 yaşında-, ileride okuması
için yazdığı 19 mektupta anlatıyor. Ders vermeden, nutuk atmadan,
bağırıp çağırmadan, kimsenin kafasına vurmadan, ukalalık etmeden
anlatıyor. Yılların birikimiyle anlatıyor. Yıllar boyu süren inceleme,
araştırma, didinme, çalışma sonucunda edindiği donanımla anlatıyor.
Ayakları sağlam yere basarak ama düş gücünü de elden bırakmadan
anlatıyor. Bilerek, açık seçik anlatıyor. Okşayarak, gülümseyerek,
sevgi dolu anlatıyor.
Zeynep Göğüş'ün "Oğluma Avrupa Mektupları" adlı kitabını
(Can Yayınları) bir solukta okudum. Yalnız çok şey öğrenmekle kalmadım
, heyecanlandım, duygulandım, kimi saptamalarına tepki gösterdim,
kimine katıldım, kimiyle tartıştım, kiminde "ah işte ben de
bunu söylemek istiyordum " diye coştum...
Zeynep Göğüş Avrupa Birliği'ne, Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle ilişkilerine
dair konuları irdelerken , bir yandan kendi kültürüne sımsıkı sahip
çıkıyor, bir yandan da çağdaşlaşma hedefine ulaşmak için izlenecek
yolu işaret ediyor. İzlanda'dan Çin'e, yüzyıllar öncesinden geleceğe,
sınırsız bir tarih ve coğrafyada, Dede Korkut öykülerinden feminizme,
tarım politikalarından küreselleşmeye, Euro'dan basınımızın hastalıklarına,
çeşitli konularda bir yolculuğa çıkarıyor bizi.
Gazeteci, yazar, sivil toplum kuruluşlarının çalışkan neferi, kadın
ve insan hakları savunucusu , Ali'nin "güzel annesi" kimliklerine,
son zamanlarda CHP milletvekili adaylığını ekleyen Zeynep Göğüş
, bu kitabıyla da okurları düşünmeye, tartışmaya, seçim yapmaya,
taraf olmaya zorluyor.
Teşekkürler Zeynep Göğüş.
X
Geçen haftaki "Sanat ve Edebiyat Kurumları Neredesiniz?"
başlıklı yazım üzerine ITI (Uluslar arası Tiyatro Enstitüsü) Türkiye
başkanı Refik Erduran aradı. Evet söylediklerime sonuna dek katılıyordu.
Ancak...
Ancak , öyle bir örnek verdi ki dehşete düşmemek imkansızdı:
47 yıldır Türkiye'nin aktif üyesi olduğu, yıllarca yönetiminde görev
ve sorumluluk aldığı ITI'nin , önümüzdeki hafta Atina'da yapılacak
Genel Kurul Toplantısına katılamıyorduk. Nedeni? Kültür Bakanlığı'nın
ilgisizliği. (Haberi 3 gün önce ayrıntılarıyla bu sayfalarda okudunuz.
Tekrarlamıyorum.)
Bir yandan Avrupa Birliği'yle ilişkileri düzeltme çabası, öte yanda
bu ilgisiz tavır... Anlaşılacak gibi değildi.
Neyse ki, Cumhuriyet'in yayını üzerine, Kültür Bakanlığı derhal
harekete geçti ve "yanlışlık" düzeltildi. Şimdi üç temsilciyle
Türkiye de toplantıya katılıyor.
Uluslararası platformlarda sesimizi duyurmaya en çok gereksinimiz
olduğu bir dönemde böyle "görülmez kaza"lara yer verilmemesi
dileğiyle...
12 Ekim 2002
|