|
Yazılar
2002
İstanbul
Sokakları Tiyatroyla kıpır kıpır...
Uluslar
arası İstanbul Tiyatro Festivalinde biri yerli , biri yabancı iki
topluluk sokakları ele geçirdi. Kumpanya’nın “Yine Ne Oldu?” oyunu,
çok etkileyici . Dünya çapındaki Fransız Plasticiens Volants Sokak
Tiyatrosu’nun oyunları ise tam bir renk, müzik , ışık şöleni, düş
gücünün kanatlanması ve beceriyle bütünlenmesi...İlkinden başlıyorum:
Tünel
Meydanı. Sıradan herhangi bir akşamüstü gibiydi. Meydan trafiğe
kapalı, her zamanki gibi. Yay alar , gelip geçenler, sağdaki soldaki
kahvelere dağılanlar, durup çevreye bakınanlar, her zamankinden
farksız...
Ansızın
korna çalarak bir otomobil daldı meydana .. Aynı anda otomobilin
iki ön kapısı açıldı. Bir erkekle bir kadın dışarı fırladı. Birbirlerine
avaz avaz haykırmaya başladılar. “Rahat bırak beni!” “Yeter artık!”
“Ben demedim mi!”ler havada uçuyor. Biri kovalıyor, öteki kaçıyor.
Sonra tam tersi. Kadınla erkek fır dönüyor arabanın etrafında, içinde
ve dışında. Tokatlar, birbirini yere fırlatmalar! Kapılar çarpılıyor,
bagaj yumruklanıyor Şimdi biri meydan okuyor, derken öteki tehdit
ediyor Şimdi erkek kadını sindiriyor , derken kadın erkeği... Kavga
büyüyor!
Millet
kavganın çevresinde toplanmış. Tamam ben ve benim gibi birçok insan
bunun bir “oyun” olduğunu biliyoruz ama herkes bilmiyor ki! Yoldan
geçen biri “Kavga edecek başka bir yer bulamadınız mı?” diye haykırıyor.
Bir başkası “gidin evinizde kavga edin “ diye akıl veriyor. Hemen
yanındaki, “ne malum evli oldukları, aynı evde yaşadıkları” diye
mantık yürütüyor... Tramvay geliyor. Kavganın çevresindeki kalabalık
yolu kapamış. “Çekilin yoldan” diye bağırıyor vatman. Hani bir ikinci
kavganın çıkmaması işten bile değil! Tramvaydakilerin şaşkın bakışları
arasında yol açılıyor. Tam da o sırada kadın adama tokat atmıştı.
“Aptal mısın be adam sen de ona vursana” diye erkek dayanışması
...
Ama
durun böyle anlatmamalıyım. Eğer görmedinizse, bir süre sonra bunun
“oyun” olduğunu bilenlerle bilmeyenlerin ayni duruma düştüklerini
anlamayabilirsiniz... Sokaktaki bir kavgaya “dışarıdan” bakarken,
aslında kendi içinizle hesaplaştığınızı fark etmeyebilirsiniz.
Kadınla
erkeğin, kimlikleri, kişilikleri, geçmişleri hakkında hiçbir şey
bilmiyordum. İlişkilerini bilmiyordum. Neden kavga ettiklerini bilmiyordum.
Ama... Ama...Dehşet içinde fark ettim ki, kullandıkları sözcüleri
çok iyi biliyordum. Hepimiz, herkes biliyordu. “Ben demedim mi”ler..
“Anlaşıldı mı”lar... “Zaten sen” diye başlayan cümleler... Kavgada
kullanılan, içi boşaltılmış da olsa, her kavgada kullanılan , sizin
, benim hepimizin sözcükleri, kavganın kalıpları birdi... Ama bu
sözcüklere, bu kalıplara dışarıdan baktığımızda , birden kavganın
anlamsızlığını , saçmalığını kavrıyorduk! Tamam bu bir ”oyun”du
ama , oyunu seyrederken bile utanıyorduk... En çok kendimizden utanıyorduk.
Sokak ortasındaki kavgayı seyrederken, kendimizle yüzleşiyorduk.
Hikayesi
olmayan bu kavga aracılığıyla, bizi kendimizle yüzleştiren “Yine
Ne Oldu?” adlı bu oyunu Kumpanya topluluğu, Tiyatro Festivali boyunca
her gün başka bir sokakta, başka bir meydanda sunuyor. Konsept ve
yönetim Naz Erayda’nın . Metin, Aslı Mertan’ın . Oyunu her gün farklı
iki oyuncu oynuyor (bir kadın bir erkek ya da iki erkek, ya da iki
kadın).
Tünel’de
benim izlediğim gün Özden Çifçi ve Kerem Kurdoğlu oynuyordu. Müthiş
gerçekçiydi. Yukarıda ki bölümden anlayacağınız gibi, sahiciydi.
Dışarıdan hiçbir müdahale onları “oyundan” koparamıyordu. 20 dakika
boyunca o otomobilin, her köşesini kullandılar, otomobilden sonuna
dek yararlandılar. Her oyuncuyla oyunun değiştiğinden, ama özünün
eve etkisinin hiç değişmediğinden kuşkum yok.
|