|
Yazılar
2002
UFUKTA
SEÇİM VAR:
Kadınlardan
Oy İstiyorsanız....
Sabah
gözümüzü 3 kasımda kime oy vereceğim diye açıyoruz, akşam gözümüzü
3 kasımda oyumu kime vereceğim diye kapatıyoruz. Türkiye 3 Kasım
tarihine ve seçimlere kilitlenmiş durumda.
Ama gelin görün ki, medyaya, basına , televizyon kanallarına , bunların
iç politika yayınlarına bakacak olursanız, parti toplantılarına,
ikili dörtlü beşli toplantılara, karşılama törenlerine, gövde gösterilerine
bakacak olursanız, sanki Türkiye'nin yarısı bu işin içinde, nüfusun
öteki yarısı... Öteki yarısı sanki yok!
Oysa Türkiye'deki her politik oluşumdan, her olumsuzluktan , her
yanlıştan, en önce ve en ağır biçimde etkilenen, nüfusun bu öteki
yarısı... Türkiye'deki olumlu, ileri adımlardan, en geç ve en az
etkilenenler yine onlar...
Kadınlardan söz ediyorum. Türkiye nüfusunun yarısını oluşturan,
40 milyon seçmenin yarısını oluşturan kadınlardan...
Büyük Millet Meclisi'nde yüzde 4 gibi, gülünç, utanç verici bir
oranla temsil edilen kadınlardan ... 1999 seçimden önce % ikilerde
olduğumuzu hatırlatırım...
Birleşmiş Milletlerin 2000 yılında ,dünyadaki 177 ülkeyi kapsayan
raporunda , 97. sıradayız. (Aslında 97'den de gerideyiz. Çünkü örneğin
40. sırada 4 ülke, 50. sırada beş ülke vb. bulunuyor. ) Bu listede
bizim gerimizde Paraguay, Cezayir, Yemen, Mısır gibi ülkeler ve
Palau, Nauru, Tuvalu gibi belki adını bile duymadığınız ülkeler
var... Birleşmiş Milletler'in bir başka raporunda Avrupa Ekonomik
Komisyonu'na (AEK)üye 51 ülke arasında, 47. sıradayız. Arnavutluk,
Özbekistan, Kazakistan, Azarbeycan, Malta, Slovenya, Ukrayna 'da
kadınlar , bizim kadınlarımızdan daha iyi temsil ediliyor.
Meclisteki yüzde 4 oranla, sizce Türkiye'de temsili demokrasi olduğu
söylenebilir mi?
Kadınların siyasal yaşamda temsil edilmelerinin demokrasi için bir
zorunluluk olduğuna inanan birçok kadın kuruluşu ve sivil toplum
örgütü bir araya gelerek "Kadın Koalisyonu Girişimi"ni
kurdu. (Ka.Der Genel Merkez ve şubeleri, Türk Kadınlar Birliği,
Cumhuriyet Kadınlar Derneği, Uçan Süpürge, Mülkiyeliler Birliği,
Kadın Dayanışma Vakfı vb.)
İlk iş Parlamentoya giden yolda güçbirliği için elele verdiler.
Ardından, Adalet Bakanı Aysel Çelikel'le görüşüp, Ceza Yasasındaki
eşitsizlikle için kolları sıvadılar.
"Katılımda eşitlik- temsilde adalet"in gerçekleşmesi için
siyasette daha çok kadın olmasına çalışan Kadın Koalisyonu Girişimi,
"eşit hak- eşit temsil istiyoruz"
dedikten sonra taleplerini açık seçik haykırıyor:
·Siyasi
Partiler, Kadınların siyasal yaşama katılmalarını özendirmelidir.
·Siyasi Partiler, Kadın adayları listelerinde seçilebilir yerlere
koymalıdır.
"Çünkü", diyorlar, "Çünkü biz kadınlar karar aldık:"
Ve işte kararları:
Yönetime eşit katılımımızı engelleyen partilere OY YOK!
Seçilebilir sıralara kadın aday koymayan partilere OY YOK!
İlk üç sıradan biri kadın olmayan aday listelerine OY YOK!
Kadınları sadece seçmen olarak gören partilere OY YOK!
TOPLUMUN YARISINI YOK SAYAN PARTİLERE OY YOK !
Bütün
bu söylediklerimi (bugün- Perşembe) bir basın toplantısıyla kamuoyuna
duyurmaya çalıştı Kadın Koalisyonu Girişimi. Ancak renkli şenlikli
medyamızın, "kadın" denince aklına, diline ve eline ,
yalnızca baldır bacak, meme dekolte gelen medyamızın bu haykırışa,
bu kararlılığa ne denli yer vereceğini bilemediğimden, bir gün gecikmeyle
de olsa, bu sesi duyurmaya çalışayım dedim!
Bu sesleniş yalnız seçmenlere değil.
Ülkemdeki 23 politik partiye sesleniyoruz: Duydunuz işte. Ayağınızı
ona göre denk alın:
Toplumun yarısını yok sayan partilere oy yok!
24
Ağustos 2002
|