|
Yazılar
2002
Fazıl Say Afrodisias için çaldı...
Önceki akşam Atatürk Kültür Merkezi'nde Büyük Salon ağzına dek dolu...
Sahnede Fazıl Say, piyanonun başında tek başına. Tek başına ama
yalnız değil. Koskoca bir kainat kurmuş kendine, onun içinde yeryüzü
nimetlerini çoğaltıyor. Haydn'ın üç sonatı aracılığıyla, müzikle
"oynuyor", müziği sorguluyor, dünyayı sorguluyor, müzik
kalıplarıyla hesaplaşıyor, notaları, sesleri havaya dağıtıp, yine
havada yakalıyor, Haydn'ın esnekliğiyle şakalaşıyor, soruyor, yanıt
veriyor, koşuyor, peşinden koşturuyor, zengin armoni dilini "uçuruyor",
anlatım gücünü derinleştiriyor, bu sonsuz özgürlüğünden müthiş tat
alıyor... Biz ölümlü izleyiciler soluğumuzu tutmuş bu tadı paylaşmanın
mutluluğunu yaşıyoruz.
Aşka
, güzelliğe adanmış
Fazıl
Say, kendi için çalıyor. Hayır, öyle görünse de, Fazıl Say bu gece
Afrodisias için çalıyor
Adını
güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit'ten alan Ege'deki antik kent ve
burada yapılacak yeni müze için çalıyor. İlk yerleşimi sekiz bin
yıl kadar gerilere giden, M.Ö. 2 yüzyıldan başlayarak kültür ve
sanat merkezine dönüşen , burada kurulan heykeltraşlık okulu nedeniyle
(işlenmeye elverişli mermeriyle ünlüydü) 600 yıl boyunca heykelcilik
merkezi olan , Hellenistik döneme damgasını vuran, M.S. 3. Yüzyılda,
Roma İmparatorluğuna başkent seçilen , bir yüzyıl başkent kalan,
12 . Yüzyıldan sonra Selçuklu ve Osmanlıy'a geçen ve depremlerle
toprağa gömülen bir yeryüzü hazinesi...
Fazıl Say, piyanonun başında Mozart'ın La Majör Sanatı'nı çalıyor.
İçinde "Türk Marşı" diye bilinen bölüm de var.
Afrodisias'da
, hala sürmekte olan kazıların başlangıcı 1961'e dayanıyor. Bu işe
gönül veren, ömür veren , bir Türktü. Profesör Kenan Erim. Yaşamını
buraya adadı. Buradan çıkan eserler 1979'da açılan müzeye yerleştirildi.
Kenan Erim'in sağlığında çıkarılan eserler tümünün belki dörtte
biriydi. Oysa çalışmalar sürüyor. Var olan eski müzenin eldeki heykel
ve kabartma potansiyelini sergileyecek kapasitesi yok. Yeni bir
müze için kollar sıvandı. Kültür Bakanlığı, Geyre Vakfı, "Afrodisias
Dostları", herkes seferber oldu.
Yeni
Müzenin oluşum aşamasında , Yapı Merkezi, hiç karşılıksız , işbirliği,
teknik destek, profesyonel rehberlik sundu. Dünyaca ünlü, yeryüzünün
birçok yerinde kurduğu müzeler ve merkezlerle "şiirsel mimariye"
örnek gösterilen Cesar Pelli Mimarlık Grubu Yeni Müzenin projelerini
hazırladı.
Ortak
Miras
Fazıl
Say, piyanoda Debussy'nin "Batık Katedral"ini çalıyor...Debussy'yi
, kendi bestesi olan ve neredeyse piyanoya saz muamelesi yaptığı
"Kara Toprak" izleyecek...
Ben
depremlerle yıkılmış bu batık kenti, kara toprakla değilse de yüzyıllarca
bitki örtüsüyle örtülmüş Afrodisias'ı, temizlenip ortaya çıkarıldıktan
sonra 80'li yıllardan beri defalarca gördüm. Büyü yerli yerinde
duruyor. Afrodit Tapınağı'na, hala ayakta duran kolonlara, sekiz
bin kişilik antik tiyatroya, Odeon'a, Akdeniz'in en iyi korunmuş
antik stadyumuna hayranlığım her seferinde pekişti.
İnsanlığın
bu ortak mirasını korumak için Geyre Vakfı "Yeni Afrodisias
Müzesi Kampanyası" açtı. Müzeyi gerçekleştirecek olan bağışlar.
Müzenin salonları ve çeşitli bölümleri katkıda bulunanların adlarını
taşıyacak. (Bilgi için: 0212.242 38 13)
Önceki
akşam Fazıl Say , insanlığın ortak mirası, Afrodisias için çalıyordu.
Salonu dolduran dinleyicilerinin alkışları dinmek bilmiyordu. Alkışlara
iki parçayla karşılık verdi. Kültür Bakanlığının ısmarlamış olduğu
"Nazım" orotoryosundan bir bölüm ve "Nazım Hikmet"
belgeseli için bestelediği "Nazım'ın Vatan Hasreti"...
Konserin
sonunda, Fazıl Say, elinde Afrodit heykelciğiyle sahneden uzaklaşırken,
ben de , Haydn, Debussy, Kenan Erim, Nazım Hikmet, Fazıl Say ve
, Mozart 'ı yanıma takmış, Afrodisias gezimi bir konser süresine
sığdırmanın keyfini yaşıyordum. Bu topraklarda var olmanın ve uygarlıklar
sürekliliğinin önemini yüreğimin taa en derinlerinde duyarak...
|