|
Yazılar
2002
1
Eylül Dünya Barış Günü sadece bir " bahane"...
Savaşa
Direnen Sanat
Günlerden
1 Eylül... Dünya Barış Günü.
Nazi Ordularının Polonya'ya girdiği gün, İkinci Dünya Savaşı'nın
başlangıcı sayıldı , "bir daha bunlar yaşanmasın" niyetine
Dünya Barış Günü ilan edildi... Yılda bir günlük anmalara, kutlamalara
inandığımdan değil, ama eğer "savaşa gitmeyin, savaşa katılmayın,
reddedin savaşmayı!" haykırışını yinelemek için, "bahane"
olacaksa , hoş geldi sefa geldi savaşan dünyamıza, Dünya Barış Günü...
Sakın yukarıdaki başlığa bakıp, sanatın savaşı önleyebileceğini
sanmayın. Olsa olsa sanat, (geniş anlamda, edebiyatı da içine katarak
kullanıyorum bu sözcüğü) bize, algılamayı, kavramayı, düşünmeyi,
eleştirmeyi, yorumlamayı, değerlendirmeyi öğretir. Dünyaya, içinde
yaşadığımız topluma, olaylara bakışımızı biler, karanlığın içindeki
ışığı, çamurun içindeki cevheri görmemize yol açar. Şiddeti, baskıyı
, savaşları kanıksamamızı önler...
Evet, savaşların kanıksandığı bir dünyada yaşıyoruz. Çünkü artık
savaşlar gelip ekonomik çıkarlara, tek kutuplu dünyamızda ekonomik
dayatmalara endeksli. (Bakınız dünkü yazım...) Irak savaşına bunca
yakın olduğumuz günlerde bu ret çağrısını her zamankinden daha güçlü
haykırmak gereğine inanıyorum...
Bu arada tüm raporlara geçmiş bir gerçeğin altını çizmek istiyorum:
:
"20. Yüzyılın ilk doksan yılında, silahlı çatışmalar ve savaşlarda
yaşamını kaybedenlerin yüzde 90'ı askerdi. Oysa, 1990-2000 yılları
arasındaki tüm çatışmalarda ölenlerin yüzde 90'ını siviller oluşturmaktadır."
Siz hala savaşlarda kazanan ve kaybeden taraf olduğuna inanıyor
musunuz????
Neyse...
Kendi sesimi kısıp, sözü şairlere bırakacağım.
Dünyayı yeniden bölüşmek amacıyla silahlanan ülkelerden biriydi
Almanya , 2 Dünya Savaşı öncesinde. Faşist yönetimlerle dünyayı
kana bulayanlar karşısında yine Almanya'dan gelen Bertot Brecht'in
sesi savaşın anlamsızlığını ortaya koyacaktı:
İşte "Duvara Tebeşirle Yazılan" :
" Savaş istiyoruz!'
En önce vuruldu
bunu yazan."
Yine Brecht'ten "Kardeşim bir Pilottu":
"Bir Pilottu kardeşim.
Güzel bir günde emri geldi
Hazır etti çantasını,
güneye doğru koyuldu yola.
Bir fatihti kardeşim.
Yerimiz yoktu yaşamaya.
Topraklar ele geçirmekti
öteden beri hayalimiz.
Kardeşimin fethettiği yer şimdi
Guadararta dağlarında
Boyu tam bir seksen
derinliği elli."
(Türkçeleri A.Kadir , Asım Bezirci)
Aynı ironik bakış Nicolas Guillen'de de vardı:
"...Dan! Dan! Dan!
Gidiyor ölü asker.
Dan! Dan! Dan!
Yolun yanında bulmuşlar onu.
Dan! Dan! Dan!
Bir askerden ne çıkar
Dan! Dan! Dan!
Daha ne askerler var bizde." (Türkçesi:Ülkü Tamer)
Paul Eluard'a göre "Asıl Adalet", savaşa karşı direnmektir:
"İnsanlarda tek sıcak kanun
Üzümden şarap yapmaları
kömürden ateş yapmaları,
öpücüklerden insan yapmalarıdır.
İnsanlarda tek zorlu kanun,
/ savaşlara, yoksulluğa karşı
kendilerini ayakta tutmaları,
ölüme karşı yaşamalarıdır."

|