Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar
 

Yazılar 2002

Kültürel Çeşitlilik , Barışın garantisi

İstanbul Bildirgesi bir umut mu?

İstanbul , birkaç günlük sınavdan başarıyla çıktı. Unesco Kültür Bakanları 3. Yuvarlak Masa Toplantısı, dün akşam sona ererken Çırağan Sarayında olmalıydınız. 112 ülkenin kültür bakanları ve üst düzey temsilcilerinin, ev sahibi ülkeyi , Türkiye Kültür Bakanlığını tekrar tekrar kutlamalarını görseydiniz , övgü dolu sözlerini duysaydınız , siz de benim gibi çok keyiflenirdiniz... (Dünkü yazımda 109 ülke demiştim, sonradan üç ülke temsilcisi daha katıldı.)

İki yoğun mu yoğun çalışma gününün sonunda , tüm katılımcıların uzlaşmasıyla kabul edilen sonuç bildirgesi, artık bundan böyle " İstanbul Bildirgesi " adını taşıyacak. Ancak hemen belirteyim "İstanbul Bildirgesi" yalnızca bir niyet beyanı. Önümüzdeki hafta uzmanlar, hukukçular , temsilciler, Paris'de toplanıp bu bildirgeyi bir sözleşme taslağına dönüştürecekler... Ancak UNESCO'nun önerdiği bu sözleşmeye ilişkin son kararı verecek olan yine hükümetler...
Özetle, iki gündür İstanbul'da gerçekleşen çalışma, uzun bir sürecin başlangıcı, ilk adımları... Ancak önemli olan bu sürecin işlemeye başlamış olması. Artık durdurmak, geriye çevirmek olanaksız!
"İstanbul Bildirgesi" her şeyden önce kültürel çeşitliliğin sonsuz bir zenginlik olduğunu , somut olmayan kültür miraslarının birey ve toplumların kimliğini belirlediğini , devamlılığı sağladığını vurguluyor. Ama aynı zamanda kültürün yaşayan, sürekli yeniden yaratılan bir olgu olduğuna ; somut olan ve somut olmayan kültür miraslarının arasındaki bağlantıya, bu ikisinin etkileşiminden yeni dinamikler doğduğuna dikkatleri çekiyor.

Kültür mirasının korunmasında ve gelecek kuşaklara geçirilmesinde, İstanbul Bildirgesi, tüm aktörleri , tüm tarafları katılımcı olarak görüyor ve hükümetlerin bu DEMOKRATİK KATILIMI kolaylaştırıcı adımlar atmaya çağırıyor. Daha doğrusu bunu sağlamak "hükümetlerin görevidir" diyor.
Ancak hemen belirtmeliyim, burada söz konusu olan anlamlı korumacılıktır. Somut olmayan kültür mirası derken, sık sık geleneklerden söz edildi. Ancak korunacak olan geleneğin, elbet Birleşmiş Milletlerin ilkelerine, çağdaş evrensel değerlere , insan haklarına saygılı olanından söz ediyoruz. Yoksa örneğin Sudan'da kızların sünnet edilmesi ya da ülkemizdeki gibi aile meclisi kararıyla namus cinayetine hoşgörüyle bakmak gibi geleneklerden söz etmiyoruz.

Küreselleşme, kültür miraslarını tehtit ederken, yitirilmesine ve yeknesaklığa yol açarken , yeni teknikler, yeni iletişim ağlarıyla korumacılığa hizmet de edebilir. Dinamik ilişkiler yerleştirebilir. Bu ilişkilerden yeni kültürler doğabilir. Bütün insanlığa ait ortak değerleri yücelten referanslar sağlayabilir, hoşgörüyü ve dayanışmayı yücelterek farklılığa, çeşitliliğe duyulan saygıyı destekleyebilir , "ötekini" anlamamızı sağlayabilir.
İstanbul Bildirgesi, kültürel çeşitliliği , sürdürebilir kalkınmanın ve barışın garantisi olarak görüyor.
İşte bütün bu yukarıda söylediklerimi hayata geçirmek için bir an önce eyleme geçme çağrısı yapıyordu 112 ülkenin kültür bakanı.
Bu eylem planında devlet ve Sivil toplum kuruluşlarının işbirliğinden , korumacılık için mali fon oluşturmaya birçok adım öngörülüyor. Eğitim sistemlerinin, kültürel çeşitliliğe açık olması, korumacılığa dahil edilmesi öngörülüyor. Her ülkenin medyası işbirliğine çağrılıyor...
Evet uzun bir yolun henüz başındayız. Ulusal ve uluslar arası mekanizmalar, İstanbul Bildirgesinin bir umut olup olamayacağını bize ve gelecek kuşaklara gösterecek.

18 Eylül 2002

 

     
     
     
  Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri