|
Yazılar
2002
Sanat ve Edebiyat Kurumları Neredesiniz?
Eylülün
son günlerinden başlayarak, Türkiye'den bir çok Sivil Toplum Örgütü
Avrupa çıkartmasında...
Yollara düştüler, Avrupa ülkelerinin Başbakanları, bakanları, üst
düzey yöneticileri ve o ülkelerde kendi karşılıkları olan kurumlarla
temasa geçtiler. Türkiye'nin Avrupa Birliği yolundaki kararlılığını
Avrupa Ülkelerine anlatmak için seferberlik ilan ettiler.
Yalçın Doğan bir yazısında "Türkiye Tarihinin Avrupa'ya en
büyük sivil çıkartması!" diye niteledi olayı. Başı çekenler
IKV, TOBB , DEİK, TUSİAD gibi kuruluşlar... Tümü de ekonomi, sanayi,
iş dünyasının ayrılmaz parçaları... Onları heyecanla ve taktirle
izlerken içime koskoca bir "Ah! " geldi oturdu.
Nerede bizim sanatla, edebiyatla ilgili sivil toplum kuruluşlarımız,
meslek odalarımız ! Böyle bir seferberlik neden onlardan gelmez?
Edebiyatçılar Birliği? Türkiye Yazarlar Sendikası? PEN Kulüp? Plastik
Sanatlar Derneği? Karikatürcüler Derneği? Ve adlarını saymadığım
yüzlerce kuruluş... Kendi alanlarında uluslar arası platformlarda
yer alan kuruluşlar ! Neden Türkiye'nin çağdaşlaşma yolunda Avrupa
Birliğini seçtiğini bu platformlarda duyurmak için kolları sıvamazlar?
Yoksa sanatın, sanat kurumlarının hep geri planda kalması gerektiğine
bizler de mi inandırıldık... "Ne yapsak boşuna"ya biz
de mi kandık...Ya da AB konusunda girişimlerimiz oldu da hep yok
mu sayıldı... Hep örselenmenin, hep baskıyla, horlanmayla, alayla,
küçümsenmeyle karşılanmanın sonucunda pes mi ettik...
Bakmayın bizim ülkemizdeki duruma, bugün dünyada hele hele Avrupa'da
sanatın ve sanatçının kredisi, ekonominin ve iş adamlarınınkinden
çok daha yüksek!
Türkiye'deki yanlışlara, haksızlıklara direnmeyi, başkaldırmayı
bilen sanat ve edebiyat kurumlarımızın çağdaşlaşma hedefinde de
aktif bir rol üstlenmesi gerektiğine inanıyorum.
Şu son cümleyi yazdım ve müthiş utandım... Bildiğim kadar, şu ana
dek (bu yazıyı yazdığım Perşembe akşamına dek) Ahmet Altan aleyhine
sürdürülen iğrenç karalama kampanyasına karşı hiçbir sanat ve edebiyat
kurumu sesini yükseltmedi...
Acaba çok şey mi bekliyorum...
X
Haberini okumuşsunuzdur. Fazıl Say, Doğuş Otomotiv'in sponsorluğunda
Doğu ve Güneydoğu Anadolu ağırlıklı, 12 ili kapsayan "Türkiye
Yollarında bir Virtüöz" başlıklı bir turne gerçekleştirecek.
İngiltere İsviçre konserleri arasında Samsun; Almanya Amerika arasında
Afyon ve Gaziantep ; Danimarka Japonya arasında Erzurum, Diyarbakır...
Bu yoğun programın en önemli yanı bence yaratıcılığı, önünün açık
olması... Çünkü söz konusu bir konser verip işi bitirmek değil.
Konser öncesi gün, Fazıl Say'ın o kentin üniversite öğrencileriyle
geçireceği süre, tartışacağı, konuşacağı konular, ateşleyeceği fitiller
çok daha önemli.
Projenin bir başka heyecan verici yanı, her kentin geleneksel bir
türküsünden yola çıkarak gerçekleştireceği bestenin , geçmişten
geleceğe bir köprü oluşturacak olması ... Sivas'tan kanatlanan "Kara
Toprak" bestesini Fazıl Say'dan dinlemiş olanlar, 12 yeni bestenin
müjdesiyle neden heyecanlandığımı anlayacaktır...
Bir süredir Fikret Üçcan'ın "Kültür Mirasımız" kitabı
(Şekerbank Kültür Yayınları) elimden düşmüyordu. Kültür mirasımızın
kaynakları, kültür mirasımızın yapı taşları arasında gidip gelirken
geçmişi korumanın yolunun da çağdaşlıktan geçtiğine bir kez daha
inandım. Geçmişten geleceğe uzanmanın yolu da yaratıcılıktan geçiyordu
elbet.
"Türkiye Yollarında Bir Virtüöz " programının tanıtıldığı
toplantıda Fazıl Say'ın piyanosunu dinlerken, birkaç dakikalık konserle,
binlerce yıllık kültür mirasımız sanki birbirini bütünlüyordu.
Sanki değil, öyle...
5 Ekim
2002
|