Soruları
çoğaltabiliriz. Geçmişiyle hesaplaşmaktan korkan, kaçan, belleksiz
bir toplum olmayı sürdürdükçe, sorularımız, kin ve öfkeyle yoğrularak
çoğalacak...
Mesleğimde,
Abdi İpekçi'den çok şey öğrendim. Gazetecilik ilkelerinden ,
haber nasıl yazılır, röportaj nasıl yapılıra uzanan bir yelpazede,
çıkar ilişkilerine alet olmamayı,"doğru"nun peşinde
koşmayı, mükemmeli kovalamayı, insana, insan onuruna saygı duymayı
ondan öğrendim. Her tür baskıya, şiddete, haksızlığa karşı çıkmayı,
insanı insan yapan değerleri yüceltmeyi de... Bakmanın , görmenin,
kavramanın, yazmanın, binlerce olasılık içinden bir seçim yapmak
olduğunu ondan öğrendim. Seçimlerimi bu doğrultuda yapmaya çalıştım.
Bugün
Abdi İpekçi hayatta olsaydı eğer, medyamızın durumunu nasıl
değerlendirirdi acaba? Okur bunu istiyor gerekçesiyle, baldır
bacak, şeytan, fal, kısmet, geyik muhabbetleriyle sürdürülen
"sansasyon" ve "rating" yarışına nasıl meydan
okurdu?
Bugün
Abdi İpekçi hayatta olsaydı eğer, düşünce ve yazma özgürlüğünün
her geçen gün daha da kısıtlandığı, gazetecilerin yazdıkları
yazılar nedeniyle mahkeme kapılarında süründürüldüğü, onlarca
yıl hapis cezalarıyla tehdit edildiği bu ortamı nasıl değerlendirirdi
acaba?
Ama
zaten bu ikisi bir bütün değil mi? Düşünce özgürlüğü kısıtlandıkça,
tele vole "kültürümüz" yaygınlaşıyor ; tele vole kültürümüz
yüceltildikçe , düşünce özgürlüğümüz kısıtlanıyor ya...
Medyamızda
ve çevremizde yalancılık, yozluk, seviyesizlik, düşmanlık, hainlik,
ikiyüzlülük, baskı, karanlık, dengesizlik , sorumsuzluk , çağdışılık
çoğaldıkça , Abdi İpekçi'yi yitireli bin yıl oldu ve onu kimse
anımsamıyor, kimse onu bilmiyor , tanımıyor duygusuna kapılıyorum.
Ama, doğruluktan, sağduyudan, akıldan, sorumluluktan, sevgiden,
saygıdan dayanışmadan yana tohumların çiçek açtığını görmeyeyim,
duymayayım Abdi İpekçi aramızdadır, bizledir, bizimledir diyorum.
Bu
yazı Abdi ipekçi'nin öldürülmesi üzerine Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın
yazdığı dizelerle bitsin:
"Ölüm istenmezdi ya
Günler değişti pek
Mutluluk oldu
Yatağında ölmek .
İşte
Abdi İpekçi'nin de göğsünde kurşunlar
Son soluğa kandan çiçek
Biri var, yokedilmezse yokedecek hepimizi
Tek tek. "