|
Yazılar
2002
29
Kırmızı Gülün düşündürdükleri....
Bir
haftadır İzmir'deydim. Geçen Cumartesi akşamı İstanbul'dan eşim
telefon ediyor ve şöyle diyordu: ''Senin adına eve kocaman bir buket
çiçek gelmiş, 29 adet kırmızı gül, bir de davetiye...''
Önce davetiyeyi okudu. Milliyet Sanat Dergisi, iki gün sonraki 30.yıl
kutlamasına davet ediyormuş... Buketteki zarfı açmasını beklerken
heyecandan yerimde duramıyordum. Şu inceliğe bakar mısınız... 29
kırmızı gül! Her yıla bir gül! (Aslında tam 29 değil, 28 buçuk yıl
o dergiye emek verdim ama olsun...) Acaba derginin şimdiki yöneticisi
Tuğrul Eryılmaz'dan mı? Yoksa bir süre önce Milliyet'teki köşesinde
bir dergiyi 30 yıl yaşatmanın güçlüklerini dile getiren, 30 yıllık
çabayı öven Mehmet Y.Yılmaz'dan mı? Yoksa Aydın Doğan'dan mı...
Gerçekten inanılacak gibi değil!
Neyse uzatmayalım... Yanılmışım. Çiçeklerle davetiyenin ilgisi yokmuş!
Benim hüsnü kuruntuma bakar mısınız!!!
Çiçeklere eşlik eden kutlama mesajının sonundaki imza bir isim değildi.
''Sanat Dergisi'yle büyümüş bir okurunuz '' diyordu yalnızca.
Belki de kim olduğunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğim okuruma ve şu
son günlerde damıtılmış birikimlerden , belleğin labirentlerinden
geçip bana ulaşan tüm mesajlara fırsat bu fırsat teşekkür ediyorum...
Gelelim 29 kırmızı güle... Ben o gülleri gönlümce ve gönülden dağıttım.
Bugün aramızda olmayanlara... Ama dergiyi var edenlere... Derginin
30. Yaşını kutlayabilmesini sağlayanlara ...
Başta Abdi İpekçi, Oğuz Akkan ve Akal Atilla'ya...Onlar olmasaydı
belki de kurulmazdı böyle bir dergi...
Karınca çalışkanlığındaki Zekai Muratçay'a ; en ağır kültür işçisi
Nüvit Özdoğru'ya...
Yalnız yazılarıyla değil yaratıcılıkları ve düş güçleriyle dergiyi
kanatlandıran Onat Kutlar'a ve her daim genç Yavuzer Çetinkaya'ya...
Her haftanın konserlerini, temsillerini, sergilerini filmlerini
yorumlayan eleştirmenlerimiz Faruk Yener (müzik), Mahir Dinçer (müzik)
Ahmet Köksal (resim), Tahir Özçelik (tiyatro) Tuncan Okan'a (sinema)...
Hocalıklarıyla , ustalıklarını cömertçe dergiye sunan Behçet Necatigil,
Ceyhun Atuf Kansu, Cavit Orhan Tütetengil ve Cevdet Kudret'e...
Hiçbir yazı dileğimizi geri çevirmeyen bizi daha iyiye, daha doğruya
, daha güzele iten Haldun Taner'e, Muhsin Ertuğrul'a ve Aziz Nesin'e...
Deneyimlerini ve birikimlerini dergiye aktaran, yansıtan Yaşar Nabi
ve Sabahattin Kudret Aksal'a...
Yalnız şiirleriyle değil, günlükleriyle de dergiyi bir 'okul'a dönüştüren
Cemal Süreya'ya... Yeryüzünün tüm duygularını dergiye katan Turgut
Uyar, Edip Cansever ve Can Yücel'e....
Yazılarıyla dergiyi zenginleştiren Bedrettin Cömert ve Tezer Özlü'ye...
Asım Bezirci ve Necati Cumalı'ya...
Çizgileriyle dergiye biçim veren Mengü Ertel'e... Hem çizgileri
hem yazılarıyla dergiyi coşturan Abidin Dino'ya...
Ayrılığın, özlemin, hasretin ama aynı zamanda şükran borcumun rengine
bürünmüş gülleri dağıttım adını andığım o eşsiz insanlara... Düşünce
dünyamızın, sanat ve kültür yaşantımızın bu aydınlık yüzlerine...
( Bugün hayatta olmayanlardan seçtim isimleri çünkü yeni sanat dergisinin
yeni yöneticileri aramızda olanlara nasılsa şükranlarını sunmuşlardır
diye düşündüm.)
Derginin manevi babalarından biri ,Sevgili Fazıl Hüsnü Dağlarca,
hani der ya:
'' Yazarken
Değdirir gibiyim
Yüzümü
Senin Yüzüne''
İşte okurumdan gelen kırmızı güllerimi dağıtırken, Cumhuriyet okurlarının
yakından tanıdıklarına inandığım yukarıdaki isimleri yazarken, her
birini tek tek kucaklamışım gibi oldum... Bir mutluluk, bir mutluluk...
Elimde kalan son gülü ise anıların en güzeli olarak kendime saklıyorum...
28 Eylül 2002
|