Tiyatro dünyası önemli bir kayıp verdi geçen günlerde.
Polonyalı yazar, eleştirmen, araştırmacı, bilim adamı, tiyatro
insanı Jan Kott, 87 yaşında Amerika'da öldü. 1961'de Lehçe yazdığı
, 1965'de İngiltere'de İngilizce yayınlanan ve anında otuz kadar
dile çevrilen "Çağdaşımız Shakespeare" adlı kitabı,
tiyatro dünyasını sarsmış, yirminci yüzyılın ikinci yarısında,
dünyanın her köşesindeki tüm Shakespeare prodüksiyonlarını etkilemişti.
Kimi bu eseri "Devrim" diye nitelemiş, kimi lanetlemişti.
Öyle ya da böyle, Jan Kott'un bu eserinden sonra artık Shakespeare
oyunların sahnelenişi eskisi gibi olmayacaktı.
(Son
zamanlarda bizim medyamızda, tiyatroya "ilgi duyup",
baldır bacak üzerine yazma yarışındakiler, herhalde Jan Kott'un
öldüğünü duymadılar, bu konuda tek satıra rastlamadım. )
Shakespeare'in,
duygu dünyası, düşünce dünyası, zaten evrensel boyutta. Ele aldığı
temalar da öyle. İktidar hırsı, güç , çıkar ilişkileri, aşk ,
kıskançlık, ihanet, intikam, vb... Birey ve topluma ilişkin her
zaman var olmuş, her zaman var olacak tutkular, onun dehası ve
şiir diliyle insanlığın ortak mirası oldu... Jan Kott'un buna
getirdiği yeni yorum neydi?
Jan
Kott , Shakespeare karakterlerini, bizlerden biri, kapı komşumuz,
"sokaktaki adam" , bizi yönetenler ya da sevdiğimiz
kız, öfkelendiğimiz adam kılmıştı. Shakespeare'i , Elizabeth döneminden
alıp günümüze yerleştirmişti. Polonya'da İkinci Dünya Savaşının
tüm acılarını ve sonrasındaki komünist yönetimin tüm baskılarını
yaşamış olan Jan Kott için , Shakespeare'in oyunları , Polonya'nın
küçük ölçekte 20 yüzyıl tarihini yansıtmak ve eleştiri getirmek
için kaçınılmaz bir fırsattı. Ona göre Shakespeare, politik metaforlar
için sonsuz bir kaynaktı. Unutmamak gerek ki, Sovyet egemenliğindeki
ülkelerde, Beckett, Ionesco gibi birçok "sakıncalı"
oyun yazarı yasaklanırken , Doğu Almanya'da yasaklanan "Venedik
Taciri" dışında , Shakespeare'e dokunulamamıştı. Daha doğrusu
dokunulamamıştı.
Doğu
Bloku, Jan Kott'un yorumuna politik açıdan dört elle sarılırken,
Batı dünyası Jan Kott'u daha çok estetik açıdan kucaklamıştı.
Türkiye'de her iki açıdan da benimsenecekti. İngilteere'de özellikle
Peter Brook ve Peter Hall gibi yönetmenler onun düşüncelerine
sahip çıktılar. Bence Türkiye'de, Beklan Algan , Yücel Erten,
Başar Sabuncu da Jan Kott ve "Çağdaşımız Shakespere"den
etkilenen yönetmenlerdi. (Kendilerine hiç sormadım ama, izlediğim
oyunlara dayanarak söylüyorum)
Jan
Kott'un eseri Türkiye'de 60'lı, 70'li yıllarda tiyatro ve edebiyat
dergilerinde yayınlandı. Kitabın tümü, "Çağdaşımız Shakespere"
adıyla, Peter Brook'un önsözü, Teoman Güney'in çevirisiyle MitosBoyut
Yayınlarından çıkacaktı.
Jan
Kott'u, 1989'da Londra'da katıldığım bir seminerde tanımak, onunla
üç gün geçirmek ve bol bol sohbet etmek fırsatını bulmuştum. Seminer,
"Shakespeare Hala Çağdaşımız mı?" başlığını taşıyordu.
Hamlet'in başkaldıran asi gençlere, Hırçın Kız Katherine'in feminizm
sözcüsüne , 3. Richard'ın yeryüzündeki tüm diktatörlere dönüştürüldüğü
prodüksiyonları tartışıyorduk...
Bir
tiyatro profesöründen çok, güzel yaşamayı seven bir masalcı dedeyi
andıran , sonsuz alçak gönüllü , müthiş zeki bakışları olan, "tonton"
bir insandı Jan Kott. Ülkesinde 1942-45'de direniş hareketine
katılmış, 1943'de Komünist Partiye girmişti. (O zaman bunun cezası
idamdı) Savaş sonrasında Varşova Üniversitesinde edebiyat profesörüydü.
Komünist Partiden 1956'da ayrıldı. (O zaman bunun cezası idam
değilse de yaşamını etkileyecekti). 1969'da A.B.D.'ye iltica etti
ve New York Üniversitesinde çalışmalarına devam etti.
Londra'da
bana şöyle diyordu: "Benim kuşağımın en büyük dramı, komünizm
ile faşizm arasında bir seçim yapma zorunluluğuydu. Oysa sonradan
anladık ki biri ötekinin alternatifi değildir. Baştan yanlış bir
soru, yanlış bir seçimle karşı karşıya bırakılmıştık. "
Jan
Kott öldü, Shakespeare hala çağdaşımız. Belki nükleer silahlanma
yarışını durdurmak için ona başvuramayız ama inanın Susurluk olayının
kimi düğümlerini çözmeye yarayabilir.
Jan
Kott öldü ama, dünyanın baskı altındaki herhangi bir ülkesinde
, sahneden Danimarkalı Prens Hamlet "Bu ülkede kokuşmuş bir
şeyler var" diye seslendiğinde , izleyiciler, "Danimarka"nın
hangi ülke olduğunu anlayacaklar ve ben Jan Kott'un bizlere göz
kırptığını göreceğim.
e-posta:
zeynep@zeyneporal
Faks: 0212) 257 16 50