|
Yazılar
2002
ANTİK EFES TİYATROSU'NDA "NAZIM" RÜZGARI ESTİ...
Antik Efes Tiyatrosu'nda prova yeni bitmiş. Saat akşam 20:00. Tiyatronun
en üst basamağından güneşin batışını izliyorum. Gözün görebildiği
her yer kıpkızıl; önümüzdeki taşlar, ta aşağıdaki sahne, tiyatronun
dışında uzanan ova, ağaçlar, toprak, herşey güneşin son ışınlarına
bulanmış... O kızıllığın arasından insanlar akın akın tiyatroya
geliyor. Bir insan nehri, kıvrıla kıvrıla tiyatroya akıyor. Tiyatro
doluyor. İnsan seli bitmiyor. Tiyatro daha çok doluyor. İnsan seli
devam ediyor...
Saat
21:30 . Antik Efes Tiyatrosu'nda tek boş yer yok. İzmir'den, Ege'den
Akdeniz'den Türkiye'nin her yerinden gelmiş on bini aşkın insan
nefesini tutmuş bekliyor. Fazıl Say'!ın "Nazım"ını bekliyor.
"Nazım'ın
sesi bir rüzgar sesiyle geldi, on bini kucaklayıp sarmaladı ve tam
70 dakika boyunca herkesi uçurdu, uçurdu, uçurdu...
O rüzgar
sesi memleketti, hasretti, umuttu. O rüzgar sesi memleketmin ve
yeryüzünün tüm acıları , tüm sevinçleriydi. O rüzgar sesi, dünden
bugüne uzanan bir yoldu. Ve biz ölümlü izleyiciler, o yolun bir
yerinde, dehanın ve yüreğin yaratıcı gücüne tanık olma şansını ele
geçirmiş bahtiyar kişilerdik !
Fazıl
Say'ın "Nazım" bestesini daha önce de izlemiş ve üzerine
yazmış biri olarak belirtmeliyim ki, bu kez başkaydı. Ya mekanın
olağan üstülüğünden, tarihsel ve kültürel birikiminden, ya gecenin
büyüsünden , dinleyici kitlesinin daha ilk andan başlayarak, kendini
esere teslim etmesinden, bu kez farklıydı. Sahnedekilerle , izleyiciler
arasında müthiş bir elektrik akımı vardı. Birinin duyarlılığı ötekine
geçiyor, birbirini besliyor, birbirini etkiliyordu. Her bölüm, her
şiirden sonra antik tiyatro alkışlarla dalgalanıyordu. Bir an sessizliğin
en yoğununu yaşıyor, bir başka an duygu patlamalarıyla sarsılıyorduk.
Kimse gözyaşlarını tutamıyordu.
Fazıl
Say'ın sözle müziğin anlamını iç içe yoğuran bestesi bu kez İzmir
Devlet Senfoni Orkestrası, TRT Ankara Radyosu Çoksesli Korosu ve
Kültür Bakanlığı Devlet ÇoksesliKorosu tarafından yorumlanıyordu.
Orkestra şefi yine Naci Özgüç'tü.
Piyanosunun
başında Fazıl Say, yukarıda sözünü ettiğim duygu yoğunluğunu en
derinden yaşıyordu. Konser boyunca, her notanın, her sözün , her
müzik cümlesinin hesabını verdiğini, çektiği acıyı, yaşadığı sev,inci
, müziğe ve söze duyduğu inancı , yüzünde görebiliyordum.
Genco
Erkal'ın şiirleri yorumlayışı, Sertap Erener'in söyleyişi, bu büyülü
etkileşimden nasibini alacaktı. Genco Erkal bir kez daha kendini
aşarken, on bini aşkın izleyicinin her birinin nabzını ve soluğunu
avucunun içinde tutuyordu... Sertap Erener "Memleketim"
şarkısını söylerken, göz pınarlarında biriken yaşlar, artık tutulamaz
oluyordu.
Bu
eserdeki solistlere yeni katılan genç bari Güvenç Dağüstün'ü ilk
kez dinliyorduk, çoğumuz. Duru ve güzel sesiyle , söylediğine kattığı
ve çoğalttığı anlamla, tümünü taçlayan tavrıyla çok etkileyiciydi.
200'ü aşkın vokal ve enstrümantal kadronun gür ve görkemli sesi
zamana, savaşa, haksızlığa karşı direnirken, bizi kışkırtıp isyana
teşfik ederken, bir kız çocuğunun (Tuğçe Kavut'un) duru saf sesi,
bir başka çocuğun çaldığı flüt, bir kemanın telinden kanatlanan
bir nota, bizi sımsıkı yaşama bağlıyor, , yaşama sevinciyle coşturuyordu.
Bu
sonsuz özgür, evrensel, çağdaş yaratıyla, Anadolu rüzgarını harmanlayan,
Nazım'ın 16 şiirinin düşünce ve duygu derinliğini müziğe döken eser
sona erdiğinde , Efes Antik Tiyatrosu ayağa kalkmış, çılgınca alkışlıyordu
sanatçıları. Herkes ağlıyordu. Alkış bitmek bilmiyordu.
Bu
geceyi "Türkiye Tanıtım Araştırma Demokrasi ve Laik Oluşum
Vakfı (TULOV)'a borçluyduk. Kültür Bakanlığı'nın Türkiye'ye ve dünyaya
armağan ettiği eser, dilerim ülkenin daha birçok yerinde icra edilir.
İzmir
Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla TULOV'un gerçekleştirdiği
gecenin en başında Vakıf, hem Fazıl Say'a hem de Ahmet Priştina'ya
bir teşekkür plaketi sunuyordu. Plaketleri vermek üzere geceye katılan
İsmail Cem sahneye geldiğinde , alkış ve sevgi selini görmeliydiniz.
Dışişleri Bakanı söylenebilecek en doğru şeyi söyledi : Sanatın
Kalıcılığını vurguladı.
Antik
Efes 'teki gece sona erdi.
"Nazım"
konserinin , yüreklere verdiği sevinç, yaratıcılığa duyduğum inanç,
dehanın ve yüreğin şöleni, içimde devam ediyor hala...
2 Temmuz
2002
|