|
17 Eylül 2000
Eylül
Çeşitlemeleri....
Eylül
ayı yaprak dökümü ayı...
Şarkıdaki
gibi, kuru yapraklar kürek kürek ya da yürek yürek toplanır.
Anılar ve pişmanlıklar da... ("Gördün mü, unutmadım bana söylediğin
şarkıyı... Bize benzeyen şarkıyı...") Ve ... "Ve deniz, kumsalın
üzerinden, ayrılmış sevgililerin ayak izlerini siler süpürür.
"
X
Eylül ayı yaprak dökümü ayı...
Ruhi
Su'yu, Azra Erhad'ı, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nu, Yılmaz Güney
'i, Erkan Yücel'i, İlhami Soysal'ı , Mehmet Kemal'i , hep
bir eylül rüzgarı aramızdan alıp götürmüştü.
Ve
şimdi de Ergun Köknar... Tiyatro yaşamımızın yeri doldurulamayan
dinamosu "Genç Oyuncular"ın aslarındandı. Ergun Köknar , yüreğimde
ve beleğimde gazeteci olarak ya da televizyon dizilerinin
oyuncusu olarak değil, kurucularından biri olduğu Arena Tiyatrosu'ndaki
muhteşem "Übü" yorumuyla yaşayacak. Ah keşke diye başlayan,
keşke ekonomik koşullar elverseydi, keşke bunca çok alana
dağılmasaydı, keşke tiyatroya temel işi olarak sarılsaydı
düşünceleri terk etmeyecek beni... Suna Pekuysal ve yakınlarına
sabır dilerken, tiyatro dünyamızın unutulmaz "Übü"süne hoşça
kal diyorum...
X
Eylül ayı yaprak dökümü ayı, hüzün ayı.
Yahya
Kemal'de, ilkbaharda "aşinalık , aşk oluverse" de, sonbahar
"Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile." Eylül Sonu" şiirinde
dediği gibi: " Günler kısaldı. Kanlıca'nın ihtiyarları / Bir
bir hatırlamakta geçen sonbaharı./ Yalnız bu semti sevmek
için ömrümüz kısa... / Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa..."
Ahmet
Haşim ise "Sonbahar"da düşüncelere dalsa da dünyevi zevklerden
vazgeçmiyor : "Bir taraf bahçe,bir taraf dere,/ Gel uzan sevgilim
benimle yere;/ Suyu yakuta döndüren bu hazan,/ Bizi gark eyliyor
düşüncelere..."
X
Eylül, hüzün ayı olsa da... Yılın hangi ayını aşktan yoksun
kılabilir ki insan... Sırf geçmiş anları yad etmek, parmakların
arasından kayıp zamanı (ya da aşkı ) yakalamak için son bir
çaba, bir anış... Aşk , ölümü erteleyecekse neden olmasın...
"Bu
vakitsiz giden yaz" şiirinde Ziya Osman Saba söylüyor ya:
"Ürperen
vücudunu yavaşça koluma ver / Gözlerinde okunan bütün hüznü
eylülün / Karanlıktan , geceden, ölümden korkan gönlün."
Necati
Cumalı, "Uzak Haziran"da, "İki dudak arası bir zaman" diye
başlayıp, anımsıyor: "Aşktı uçup giden üstümüzden /Aşktı değip
geçen yanımızdan/ Aşktı görmedik bilmedikse /Kim bilir hangi
eylül ayında / Hangi uzak Haziran..."
Ve
aşk , ölümü erteleyecekse eğer Nazım Hikmet en güzel aşk şiirlerini
, Piraye için Saat 21-22 Şiirlerini bir eylül ayı yazmaya
başlıyor cezaevinde... "Ne güzel hatırlamak seni / ölüm ve
zafer haberleri içinden, / hapiste / Ve yaşım kırkı geçmişken."diye
başlayarak. ..İlk şiirin tarihi 20 Eylül 1945. "Bu geç vakit
/ Bu sonbahar gecesinde / Kelimelerinle doluyum..."
X
Behçet Aysan, bir eylül ayında değil, Temmuzda ateşe verilen
Sivas'daki Mamak otelinde öldürülmüştü. Ama şair, "Eylül"
adlı kitabında sanki olacakları önceden sezmişti: "Bakın orda/
Tozlu yapraklarında eski anıların / bakın orda /Bir eylül
/ vurunca hayatımızın bordasına/ ne çıkar/ Eylülse eylül /
Bakın orda bir adam saklanıyor /bir otel odasında /Esmer gözlüklü
bir adam saklanıyor üç yıldır / Adı Behçet Aysan."
X
Her son bir başlangıca, her hüzün bir sevince , kapanan her
yol, açılacak bir başka yola, her ölüm bir doğuma, her sonbahar
bir ilkbahara mahkum değil mi... İşte bunun için seviyorum
Süreyya Berfe'nin şu dizelerini:
"Yeni
yürüyen çocuk basamağa bakıyor: / Çok uzaklara bakıyor sanki,
çok uzaklara. / Eylül oluyor sevimliliği , gücü, acemiliği
/ Bir anlık eylül oluyor."
Hilmi
Yavuz'da anımsamaya bir çağrıya yönelebilir "Eylül":
"eylül!
Daha çocukluğumdan / beri size bakardım ben. / bir yazın azalmakta
olan / sözcüklerinden nasıl da / ansızın sökülürdünüz. / bahçelerle
ve kül/ dolardı içim... eylül!"
Ataol
Behramoğlu'nda ise dinginliğe, iç huzura , yeni uyanışlara
gebe olabilir Eylül:
"Düşmanlarımı
bağışlıyorum / Daha çok seviyorum dostlarımı / Her uyanışımda
// Eylül sabahının serinliğini / Yaprakların serinliğini /
Yüreğime dolduruyorum."
X
Şairler içinde bir şair tanıyorum ki, yirmi yıldır yaş gününü
kutlamıyor.
O
şair, Sunay Akın... Çünkü o, Eylül ayında doğdu. Yaş günü
12 Eylülde. Sunay Akın , 1980 yılından beri yaş gününü kutlamıyor
ama, güneşe asılmaktan, barışa asılmaktan ve şiiri kutlamaktan
ve kutsamaktan geri kalmıyor...
Bana
gelince... 12 Eylül'ü ve Kenan Evren'in son açıklaması (darbeyi
yapanlardan herhangi biri öldürülürse , tüm tutuklulara misilleme
yapma emri verdiğini) ve bu açıklamanın dehşetini üzerimden
atmak için eylül çeşitlemelerine sığınıyorum....
|