|
16 Nisan 2000
Gide
gele...
Zen Budizminde bir atasözü var. Şu günlerde sık sık aklıma
geliyor. Daha doğrusu çaresiz kaldıkça, öfkelendikçe, kızdıkça,
isyan ettikçe , ona sarılıyorum, ona sığınıyorum . Atasözü
şöyle:
"Değiştirebileceğin
şeyleri değiştirmek için güç dile... Değiştiremeyeceğin şeylere
katlanmak için sabır dile... Bu ikisini birbirinden ayırt
edebilmek için sağduyu dile..."
Size
de öneririm , çok işe yarıyor... Güç, sabır ve sağduyu arasında
gide gele idare etmeye çalışıyorum.
Geçelim...
Şu
günlerde Cumhurbaşkanı nasıl olsun sorusuna odaklanmışken,
boyu bosu, kaşı gözü, huyu suyu üzerine tartışmalara girerken
, gazete ve dergilerden sık sık gelen soru "Kadın Cumhurbaşkanı
olur mu?" Hoppala! Neden olmasın ki! (Hani, "maymundan cumhurbaşkanı
olur mu?" gibilerden tuhaf bir soru!) Ya sabır çekip, şu yanıtı
veriyorum: Cinsiyeti kadın olduğu için değil, o görevi yerine
getirebilecek niteliklere sahip olduğu için , elbet olur.
Geldik,
"ya sabır" çekmek yerine, bu köşeyi okuyan herkesin gücüne
ihtiyacım olan noktaya . Güç, sizlerin de gücünü istiyorum,
çünkü bir şeyleri değiştirmemiz gerek.
Baştan
başlıyorum: "Anakültür" bir sivil toplum kuruluşudur. Ceylan
Orhun'un başkanlığında yıllardır Güneydoğu'ya taşınır , orada
"Sevgi Şölenleri" , eğitim, sağlık konularında odaklaşan toplumsal,
kültürel etkinlikler düzenler, "namus- töre cinayetleri"ne
karşı bir bilinç oluşturmaya çalışır , ÇATOM (Çok Amaçlı Toplum
Merkezleri) ile ortak çalışmalar sürdürerek, ülkemin doğusuyla
batısı arasındaki uçurumu azaltmaya çalışır.
Anakültür
aracılığıyla Şanlıurfa'dan gelen iki mektup var önümde. Urfa'nın
Gecekondu mahallelerinden biri olan Yakubiye'den geliyor.
Biri ,Yakubiye ÇATOM sorumlusundan , öteki Yakubiye İlköğretim
Öğretmeninden. Yerim kısıtlı, mektupların tümünü yayınlayamıyorum.
İkisi de insanın içine işleyen birer çığlık! Çalışkan, akıllı,
zeki çocuklarının , özellikle kız çocukların, ailelerin maddi
olanaksızlıkları nedeniyle okuldan alındıklarını , kızların
okula hiç yollanmadıklarını ya da üçüncü sınıftan sonra (okuma
yazma öğrendikten sonra) okulla ilişkilerinin kesildiğini
anlatıyorlar.
Her
sözcüğüne inandığım iki mektup! Geleneksel yapılar ve değer
yargılar , maddi yoklukla birleşince faturası kız çocuklara
çıkıyor. Sözü uzatmayacağım: Değiştirebileceğimiz şeyler için
güç diliyorum. Devletin ekonomi politikasını değiştirebilecek,
yoksulla varlıklının arasında her gün daha da büyüyen dengesizliği
ters yüz etmek için gerekli gücü edininceye dek, iki somut
istek için güç diliyorum:
1.)
Yakubiye İlköğretim Okuluna, İstanbul, Ankara, ya da İzmir'den
bir "Kardeş Okul" bulunması ve kitap araç gereç yardımı sağlanması...
2.) Adları Anakültür'de saklı olan beş pırıl pırıl çocuğun
okuyabilmesi için burs...
Bu
gücü kendilerinde bulanlar Anakültür'e (Tel/fax :0212.249
00 20) başvurabilir.
Güç
sabır ve sağduyu dilekleri arasında gidip gelirken, geçen
hafta, Yeditepe Oyuncuları'ndan izlediğim Peter Shaffer'ın
"Kalbin Sesi" oyunuyla yüreğim ısındı. Yalnız Shaffer'ın (Türkçesi
Orhan Azizoğlu) yüreğe işleyen, gülümseten, "ah" dedirten,
gençliğin labirentlerinde esen o sımsıcak oyunu nedeniyle
değil, üç genç oyuncunun , Tolga Çevik, Eda Özel ve Serdar
Orçin'in duyarlı, özenli, incelikli oyunculuklarıyla da keyiflendim.
Oyunu, tüm dengeleri kollayarak yöneten Hadi Çaman , yetiştirdiği
gençlere sahneyi teslim etmekten gurur duyuyordu o akşam.
Yıllardır emek verdiği sahneden sanki bir armağan alıyordu.
Emeğinin, alın terinin, birikiminin, yaptığı seçimin karşılığı
bir armağan. Ve bu armağanı hepimizin kılıyordu.
Evet,
ne diyordu atasözü:
"Değiştirebileceğin
şeyleri değiştirmek için güç dile... Değiştiremeyeceğin şeylere
katlanmak için sabır dile... Bu ikisini birbirinden ayırt
edebilmek için sağduyu dile..."
Ne
dersiniz, bence bu reçeteyi en iyi bir kadın Cumhurbaşkanı
uygulayabilir!
|