|
13 Temmuz 2000
"Kendim
karar vermek istedim"
Hepsi
birbirinden güzel, hepsi cıvıl cıvıl, hepsi genç, hepsi akıllı
, hepsinin geleceğe ilişkin nice düşleri, emelleri var. Tek
kelimeyle , daha doğrusu iki kelimeyle, hayat dolular!
Onları
görmeye gittiğimde, kimi masa başında ciddi ciddi konuşuyor,
tartışıyor, kimi kıkır kıkır gülerek bir şeyler anlatıyor,
dinleyenler kahkahaları salıveriyor, kimi fıkır fıkır yerinde
duramayıp , kendi getirdikleri müzikle dans ediyor, kimi de
ağaçların arasından günbatımı izliyor, boğazın karşı yakasında
güneş ışınını yakalamış camlardaki "alevi" seyrediyordu...
İnanın hangisi Yunanlı, hangisi Türk ayırt edemedim... Birbirlerine
öyle benziyorlardı ki...
Yaşları
16-18 arası lise öğrenci genç kızlardan söz ediyorum. Kimi
Yunanistan'dan, kimi de Türkiye'nin çeşitli yörelerden gelmişlerdi.
Robert Kolej'de gerçekleşen, amacı "Barış Kültürü" olan Uluslararası
Gençlik kampında bir araya gelmişlerdi.
Barış
Kültürü
Bu
köşenin okurları bilirler: Bundan üç yıl önce , tam da Kardak
krizinin en alevli günlerde, hani bırakın orduları, gazetecilerin,
parti başkalarının bile silah kuşanıp "düşman" üzerine hamle
etmeye niyetlendiği günlerde Türkiye ve Yunanistan'dan çeşitli
sivil toplum örgütlerinden bir araya gelen kadınlar WİNPEACE
(Barış İçin Kadın Girişimi) hareketini kurmuştuk. Sorunları
çözmek için silaha davranmaktan başka yollar da olabileceğini
düşünebilmemiz için on binlerce can alan depremi yaşamayı
beklememiştik... Amacımız iki ülke arasında barış kültürünü
geliştirmekti.
O
gün bugün bu amaçla çalışıyor, çeşitli projeler üretiyor ve
bunları hayata geçiriyoruz.
İşte
bu projelerden biri de iki ülkenin gençlerini bir araya getirecek
, birbirlerini tanımalarına olanak sağlayacak yaz kamplarıydı.
Yukarıda sözünü ettiğim gençlik kampı da bunlardan biri...
Bu tasarıyı gerçekleştirebilmemiz için önce WİNPEACE Türikiye
'den Nur Mardin kolları sıvadı , Robert Kolej Müdürü Chris
Wadworth ev sahipliğini, İngilizce öğretmeni Jennifer Sertel
organizasyonu üstlendi, Soros Vakfı çocukların uçak biletlerini
aldı. Hepsine sonsuz teşekkür.
Türkiye
ve Yunanistan'dan liseli kız öğrencilerin bu haftaki buluşması,
bu tasarının ilk adımı . Ağustosta Üniversite öğrencilerinin
bu kez Boğaziçi Üniversitesi'nin ev sahipliğiyle kız erkek
karışık yaz kampı var. Sonbaharda ise bu kampların benzerleri
Yunanistan'da Atina Üniversitesi'nin ev sahipliğiyle gerçekleşecek...
"Me
agapi"
Yaz
kampına katılan gençlerle sohbet ettiğim akşamın sabahında
gelmişti Yunanlılar. Daha birbirlerini tanıyalı 12 saat bile
olmamıştı ama sanki bin yıldır birbirlerini tanıyor gibiydiler.
Bir kaynaşma bir kaynaşma... 16-18 yaş coşkusuna bir de İstanbul'u
keşfetme , birbirini keşfetme heyecanı ekleniyordu.
Bu
gençler yalnız kentin tarihi, turistik yerlerini gezmekle
yetinmiyor. Gündüzleri de Ege Denizinin ekolojik sorunlarına,
çevre temizliğine kafa yoruyorlar. Ekoloji ve çevre uzmanı
Athena Veneti ve Sophie Arditzozlou önderliğinde tartışarak,
sorun çözme yolları arayarak farklı kültürleri, birbirlerini
tanıyorlar... Ve bütün bunlar "me agapi"yle yani "sevgi ile"
oluyor... (Hepsinin elinde en sık kullanılan Türkçe ve Yunanca
sözcükler listesi... Şimdiden "öteki"nin dilini kullanmaya
çalışıyorlar!)
Yunanlı
genç kızlara soruyorum, neden bu kampa katılmak istediniz
diye... Hepsi yanıtlamak için yarışıyor. Bir çoğundan gelen
ortak ve benim için en anlamlı yanıt şöyle:
"Bugüne
dek Yunanistan'da Türkiye'ye ilişkin hem çok harika, hem çok
kötü şeyler duydum... En iyisi kendim gidip göreyim, tanıyayım
dedim... Yani kendim karar vermek istedim."
Kendim
karar vermek istedim... Orada ya da burada, Türkiye-Yunanistan
ilişkilerinde ya da yaşamdaki tüm ilişkilerde, bir liderin,
bir kahramanın, bir anti-kahramanın, bir ideolojinin , bir
öğretinin peşine takılıp sürüklenmektense, "kendim karar vermek
istedim"i seçen gençler çoğaldıkça, dünya, yaşanması daha
güzel bir yer olacaktır gibime geliyor...
|