|
12 Ekim 2000
Kız
çocukları...
Geçen
hafta "Harran izlenimleri" yazımda, İlköğretim Okulu 8. Sınıf
öğrencisi bir çocuğun sözlerini tekrarlamıştım:
"Bizim
sınıfta 25 çocuk var. Biri kız. O da müdürün kızı..." demişti
küçük Ali...
Kimi okurlar inanamayıp soruyor, " Hala bu durumda mıyız ?"diye...
Evet,
hala bu durumdayız...
Kız
çocukların okula yollanmamasından başlayıp, kadın intiharlarının
hızla arttığı yoldayız...
Bana
sorarsanız, eskisinden daha da beter durumdayız.
Tarihimizin
yalnızca bir döneminde, Cumhuriyetin kuruluş yılları döneminde,
devlet politikası olarak "olumlu ayırımcılık" benimsenmiş,
kadınlar yalnız yasalarla değil uygulamalarla da desteklenmişti.
Ve kadın - erkek eşitliğine giden yolda, kız erkek çocuk ayırımı
yapmaksızın eğitim seferberliği uygulanmıştı. Bugün böyle
bir devlet politikası söz konusu değil. Hükümet politikaları
ise gerek uygulamalar, gerek sunduğu ve özendirdiği örneklerle
kadını tecrit etme, yaşam alanını kısıtlamaktan yana.
Bugün
hala kırsal alanlarda sık sık rastlanan tümceler şunlar:
"Benim
iki çocuğum var, üç de kızım"... "Bizde çocuk sayısı dörttür.
Üç de kız"... "Bende üç çocuk vardır. Kızlar sayılmaz..."
Kızlar
sayılmaz...
Kız çocukların okula gidebilmeleri bir yana, "çocuk" sözcüğü
kapsamına bile alınmaz.
Sıra
eğitime, okula gitmeye geldiğinde ise, ailenin maddi olanakları
öncelikle erkek çocukların okuması için kullanılır.
Bu
yazıyı yazdığım gün, Hürriyet'te İbrahim Özdemir'in "Kızını
okutana on koyun bedava" başlıklı bir haberi vardı: Gümüşhane'nin
Köse ilçesi kaymakamı Tuncay Sonel , kızlarını okula yollayan
ailelere onar koyun dağıtılacağını duyurmuştu. Bölgede en
önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktı. On üç köyün toplamında
okula giden kız çocukların sayısı geçen yıl 15 iken, bu yıl
bu sayı 108'e çıkmıştı.
Hayır,
her kaymakamın bu yola başvurmasını beklemiyorum.
Tam
da şu sıralarda, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Turkcell
ortak bir projeyi duyurdu. "Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları"
adını verdikleri projede , kalkınmada öncelikli yörelerdeki
27 ilin kırsal kesiminde 5 bin kız öğrenciyi kapsıyor.
Adıyaman,
Ağrı, Ardahan , Bayburt, Batman, Bingöl, Bilecik, Bitlis,
Denizli, Diyarbakır, Elazığ,Erzincan , Erzurum, Gümüşhane,
Hakkari, Iğdır, Karaman, Kars, Malatya, Mardin, Muş, Niğde,
Siirt, Şanlıurfa, Şırnak,Tunceli ve Van illerinde uygulanacak
proje, kız öğrencilere burs ve ders aracı desteğiyle, aileye
yük olmadan eğitim olanağı sağlıyor. Önemli olan bu kız çocukların
bir yandan kendi eğitimlerini alırken bir yandan da yaşadıkları
çevreyi de geliştirici eğitim faaliyetlerinde de yer almaları...Annelerini
aile planlaması uygulamasına kayıt ettirmeleri, halk sağlığı
kurslarına katılmaları vb...
Beş
bin kız öğrenci, beş bin aile demek... 25 Bin kişinin doğrudan,
milyonlarca insanın ise dolaylı olarak yararlanacağı bu proje
bir adım... Belki okyanusta bir damla ... Ama yine de bir
damla!
Adımların,
damlaların çoğalmasını bekleyebiliriz. Ama bu ülkenin artık
beklemeye tahammülü yok deyip kız çocukların eğitim seferberliğine
de girişebiliriz. Anladığım kadarıyla, hükümet, siyasi partiler,
derin konuları düşünmekten , böyle konuları düşünmeye fırsat
bulamıyor. Milletin onlara hatırlatması gerekir.
|