|
11 Mayıs 2000
Duvarın
yıkılmasını beklerken...
Sevgili
Okurlar, bugün size Uçan Süpürge Kadıın filmleri Festivali'nde
yaşadığımız birbirinden güzel anlardan ; festivalde bir araya
gelen WİNPEACE , Barış İçin Kadın Girişimi Hareketi üyeleri
olarak öğrendiğimiz "sorun çözme yöntemleri"nden ; bir araya
getirdiğimiz Türkiye ve Yunanistan'ın kadın parlamenterlerinden
; konuşmacı olarak katıldığım "Kadın ve Barış" konulu panelde
duygu ve düşüncelerini paylaştığımız Kıbrıs'un Rum ve Türk
kesimlerinden Sevgül Uludağ ve Katie Economedou'dan , filimlerden,
Yıldız İbrahimova ve Bilgesu Erenus'un şarkılarından söz edecektim...
Bir de Ankara'da izleme fırsatı bulduğum , Ankara Devlet Opera
ve Balesi'nin muhteşem bir prodüksiyonunu , "Uyuyan Güzel"
Balesini... Brezilyalı korograf Marcia Haydee'nin çarpıcı
yorumunu... Volkan Ersoy, Arzu Dirin, Bahri Gürcan, Almula
Özlem gibi sanatçılarla birlikte tüm topluluğun ustalığını,
coşkusunu anlatacaktım...
Ama
gelin görün ki...
"Uğur
Mumcu Cinayetinin failleri bulundu" haberiyle çalkalanıyor
ortalık. Günlerdir bir itirafçının , itiraflarını dinliyoruz.
Umutlanmak
istiyorum. Karanlıkta kalan nice gerçeğin açığa çıkacağına,
aydınlanacağına inanmak istiyorum... Ama zor, çok zor... Her
zamankinden daha çok yine sorular üşüşüyor kafama...
Daha
önce de tanık olmadık mı böyle patlamalara, böyle iftiracı
açıklamalarına? Sonuç ne oldu?
Uğur
Mumcu'nun öldürüldüğü günü izleyen günleri düşünüyorum...
Cağaloğlu'nda, Cumhuriyet Gazetesiyle Iran Konsolosluğu arasındaki
mesafe kısa mı kısa... O kısa yolda gidip gelirken , bugün
"ortaya çıktı" dediğimiz gerçekler uzun mu uzun haykırışlarla,
yazılarla, farklı söylemlerle dile getirilmedi mi, birçok
bulguyla ortaya konmadı mı? Ama sonra , Iran'a işaret eden
herkes susturulmadı mı? Niçin?
Ne
değişti ki artık konuşmak isteyenler susturulmuyor?
Devlet Güvenlik Mahkemesi başsavcısı Nusret Demiral'ın tutumu
taa baştan sorgulanmadı mı? Onun yerine gelen Ülkü Coşkun,
baştakiler isterse bu cinayetin çözüleceğini söylemedi mi?
Aklımda
hep Gürdal Mumcu'nun , birçok kez dile getirdiği, Mehmet Ağar'la
yaptığı konuşma... Diyordu ki Mehmet Ağar, bu bir duvar, bir
taşı yerinden oynatırsanız, bir taşı çekerseniz , her şey
çözülür. Çekin öyleyse o taşı, diyordu Gürdal Mumcu. Duvar
üzerinize yıkılır, altında kalırsınız diyordu Ağar....
Bugüne
dek kimse o duvardaki bir taşı yerinden oynatamazken, ya da
oynatmayı seçmezken, elini taşın altına uzatmaya cesaret edemezken,
şimdi ne oldu? Duvarın yıkılması için ne değişti? Gerçekten
şimdi o duvar yıkılacak mı?
Değişen,
adam gibi bir İçişleri Bakanımızın olması mı? Tantan'ın seçimi,
iradesi, başarılı çalışması mı? Değişen , basına yansıyan
Tantan'ın bir açıklamasında mı gizli? "Bu operasyon MİT'in
dışında yürütüldü" açıklamasında mı? Tam da, gönlüme, aklıma,
duyarlığıma uygun bir Cumhurbaşkanı seçimi sonrasında olması
bir rastlantı mı? (Şu son paragraftaki soruların, ötekiler
arasında ne denli cılız kaldığının farkındayım...)
Ve
içime kara saplı bir bıçak gibi saplanan, yarayı ha bire deşen
bir başka soru: Sahi, Abdi İpekçi cinayeti aydınlandı mı?
Malatya'dan Roma'ya uzanan yolda, giderek "Kaçık" mertebesine
"yükselen" tutuklu bir katil ve devletin "gurur duyduğu "
toramanlar var ortada ... Ama Abdi İpekçi Cinayeti aydınlandı
mı?
Uğur
Mumcu cinayeti de Abdi İpekçi cinayeti gibi "aydınlanacaksa"
, yeni faili meçhullerle, yeni cinayetlerle sarsılacağımızdan,
çevremize yeni duvarlar örüleceğinden hiç kuşkum yok.
|