|
9
Ocak 2000
Düş
kurma hakkı
2000
Yılının bu ilk haftasında, sevinçler ve keyifler, sanat eserleriyle,
sanat etkinlikleriyle geldi ve yüreğimi doldurdu, içimi ısıttı.
.
3
Ocakta Cemal Reşit Rey Salonu'nda Anjelika Akbar'ın piyano
resitali, yeteneğini, yorumculuğunu, yaratıcılığını , sesini
ve farklı renkleri kattığı resitali işitsel ve görsel bir
şölendi... 5 Ocakta Garanti Sanat Galerisi'nde açılan Komet'in
sergisi de, geçmişten günümüze, ışıktan gölgeye, düşten gerçeğe,
"oyun"dan yaşama uzanan bir şölendi... Cümbüşlü bir başka
şölen de Borusan'dan armağan "Gardens of Paradise" (Cennet
Bahçeleri , 16 yüzyıl Türk Çinileri) kitabıydı . Ertuğ ve
Kocabıyık yayınlarından çıkan eser, yalnız içeriğiyle değil,
fotoğrafları, sayfa düzeni, baskısı ve her aşamadaki sonsuz
özeniyle mükemmel ve çarpıcıydı.
Bir
sevinç kaynağı da elektronik postadan çıktı: Uruguaylı ünlü
yazar Eduardo Galeano'nun 2000 yılı için yazdığı bir şiir.
(Onu bileceksiniz, Can Yayınları birçok kitabını Türkçeye
çevirip yayınladı) Hayranı, tutkunu olduğum yazarın şiiri
çok uzun. Şair olmadığım için, serbest çeviri yaparak, "Hatırlayarak"
adlı şiirin bir bölümünü sizinle paylaşmak istiyorum. Bakalım
beğenecek misiniz?
"Yeni
bin yıl köşeyi döndü. / Fazla ciddiye almayın: / Önünde sonunda
Hristiyanların 2001 yılı, Müslümanların 1379., Yahudilerin
5762. Yılı." (...) "Ne dersiniz, artık şu bir türlü ilan edilmeyen
düş kurma hakkımızı kullanalım mı?/ Haydi farklı bir dünya,
olası bir dünya düşleyelim.
Havanın,
korkularla, tutkularla zehirlenmediği / İnsanların, bilgisayarlarla
programlanmadığı / İnsanların süper marketlerde alınıp satılmadığı/
insanların gözaltında tutulmadığı bir dünya...
Televizyonun, ailenin en önemli üyesi olmadığı / ütü ya da
çamaşır makinesi muamelesi gördüğü bir dünya...
İnsanlar , çalışmak için yaşayacağına/ yaşamak için çalışsa
Yalnız mal mülk edinmek ve kazanmak için yaşayanlara , Aptallık
Suçu işledikleri için Ceza Yasası uygulansa
Kuş, nasıl ki öttüğünü bilmeden ötüyorsa/ çocuk nasıl ki oyun
oynadığını bilmeden oynuyorsa/ insanlar da öyle , sırf yaşamak
için yaşasa
Hiçbir ülkede askerlik yapmak istemeyen gençler hapsedilmese/
askerlik yapmak isteyenler hapsedilse
Ekonomistler, tüketim standardına, yaşam standardı demese
/ ve mal mülk niceliğine, yaşam niteliği demese
Aşçılar, ıstakozların canlı canlı kaynatılmaktan hoşlandıklarına
inanmayı kesse
Tarihçiler, ülkelerin istila edilmekten hoşlandıklarına inanmayı
kesse,
Politikacılar, yoksulların sözlerle, vaatlerle doyacaklarına
inanmayı kesse
Ciddilik, ağırbaşlılık erdem olmaktan çıksa/ Kendisiyle dalga
geçemeyeni kimse ciddiye almasa
Dünya yoksullarla değil de yoksullukla savaşsa
Silah sanayi iflasını ilan etmekten başka yol bulamasa
Yiyecek, ticari mal olmaktan; iletişim, ticaret olmaktan çıksa
/ Çünkü yiyecek de, iletişim de insan haklarıdır.
Sokak çocuklarına çöp muamelesi yapılmasa / Çünkü artık sokak
çocukları olmayacaktır
Eğitim, onu satın alabilenlerin ayrıcalığı olmasa
Polis, onu satın alamayanların laneti olmasa
Adalet ve Özgürlük , birbirinden ayrı yaşamaya mahkum bu Siyamlı
İkizler yeniden bir olsa
Bir siyah kadın Brezilyanın / bir başka siyah kadın ABD'nin
başkanı olsa./ Kızılderili bir kadın Peru'yu, Kızılderili
bir başka kadın Guatemala'yı yönetse
Ve Arjantin'de Plaza de Mayo'nun Kadınları, bellek yitimi
dönemlerde unutmayı ret ettikleri için dünyaya örnek olsa
Ve Tanrının unuttuğu bir emir daha verilse: Parçası olduğun
doğayı seveceksin ... Ve çöller ve ruhlar ağaçlansa
Umutsuzlar, bağra basılsa, kayıplar bulunsa : Çünkü onlar
, onca çok beklemekten umutsuzdurlar ve onca çok aramaktan
kaybolmuşlardır.
Haritalardaki ve zamandaki sınırlara bakmaksızın , doğduğumuz
ve yaşadığımız yere bakmaksızın, adaleti ve güzelliği arayanlar
çağdaş komşular olsak.
Mükemmellik, canı sıkılan tanrıların işi olmayı sürdürse
Ve
bu çılgın dünyada
Her gece sanki son geceymiş gibi yaşansa
Ve her gün sanki ilk günmüş gibi yaşansa...
|